Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
  • 1 gönderen juraket

Konu: Allâh (Celle Celaluhu) Sevgisi...

  1. #1
    Status
    Online
    SiyahSancakTaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CEDDİ OSMANLI !...
    Üyelik tarihi
    17 Eylül 2017
    Nereden
    PAYİTAHT...
    Mesajlar
    11,313
    Konular
    1551
    Bahsedilen
    174 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    43

    Standart Allâh (Celle Celaluhu) Sevgisi...

    Bir çok insan hayatlarını samimiyetle ve içleri kor gibi yaşamışlardır. Bu insanlar söylenen en küçük heyecan verici bir şey karşısında heyecanlanır ve ağlarlar; ve yine bu vasıftaki insanlar herhangi bir heyecanlı konuşma karşısında bayılacak gibi olurlar ve bu yiğitlerin dinî duyguları daima içlerinde canlıdır.

    Dinî duygular açısından insan tıpkı bir ocak gibidir. Ocağın sürekli körüklenerek ateşinin kıvamında devam ettirilmesi gibi insanın da körüklenmeye ihtiyacı vardır. İnsan kendi haline bırakılırsa mangalda küle dönüşen şeyler gibi o da küle dönüşür. Bir mangalda biraz kıvılcım altta daima kalır. Bir külün dibinde kalan kıvılcımları insan tabiatındaki sönmeyen ve daima parlamak için hazır halde bekleyen duygulara benzetebiliriz. İnsan mahiyetinde böyle duygular vardır. İnsanın bütün latifeleri bir günah bir hata ile sönmez. Bir hata ile harman tamamen yele verilmiş sayılmaz. Yele giden gider saman olan olur kül olan olur. Fakat azıcık o bakiye kurcalandığında alttan bir kısım şeyler çıkar. Yeniden onların takviye edilmesi beslenmesi hava verilmesi ve körük çekilmesi lazım ki canlı hale gelsin.

    Aynen bunun gibi insanın iç dünyası da sürekli canlı tutulması gereken bir mahiyettedir. Her zaman imanın inancın ve heyecanın bir yerden beslenmesi –bir benzetmeyle söyleyecek olursak- onlara odun kömür veya doğalgaz bağlanması sürekli yakıt pompalanıp o alevin ateşin veya korun içte devam etmesi sağlanmalıdır. Zira bir insanın imanı İslamî değerleri içinde daima canlı olarak duyması ile mebsuten mütenasip (doğru orantılılı)dır.

    Sabahtan akşama kadar inanılan değerler yani Allâh hakikati Peygamber hakikati içte ne kadar canlı tutuluyor? Bu canlı tutma ameliyesinin iradî olması gerekmektedir. Bunun iradîliği aşıp tabiatın bir yanı haline gelmesi bir kısım mukarrebîne mahsus keyfiyettir. İşleye işleye o hale gelir ve devam eder. Nasıl insan gayr-i iradî olarak hayat arkadaşına çocuklarına sürekli mütemadî bir alaka duyar onların adını hiç unutmaz günün her saatinde hatırında tutar her çırpınışında onları düşünür. Allâh hakkı eşin dostun evladın annenin babanın vatanın ülkenin ve ülkünün hakkından büyüktür. Bunların değeri yok demek değildir. Bunların hepsinin değerler hanesinde birer yeri vardır. Fakat hiçbiri Allâh 'a gösterilmesi gereken alaka ölçüsünde değildir ve olmamalıdır da. Bu başta iradî olarak ortaya konması gereken bir esastır. Allâh 'a karşı alâka ve irtibat Efendimize karşı alaka ve muhabbet iradî olarak bilenmesi gerekmektedir.

    Bir an O'ndan gaflet edilirse bir an O'ndan uzaklaşılmış olunur. Bir an O'nsuz yaşanmış olur. “Bir an beni Sensiz etme” Allâh Rasûlünun dualarındandır. “Göz açıp kapayıncaya kadar beni Sensiz etme” duası bir zirvedir. Her mümin bu zirveye talip ve gözü de hep bu zirvede olmalıdır. Ne yapmalı ki yirmi dört saatin saatlerinde dakikalarında saniyelerinde hatta âşirelerinde O'na karşı canlı olma duyulabilse içte hissedilebilse. Başlangıçta esas tevekkül teslimiyet sika tevfiz değil iradenin hakkını vermektir.

    Odunla yanmış bir ocağı sürekli tutuşturmak alevlerini havaya doğru uçurmak için içine odun atmak sonra da onu körüklemek icab eder. Bizim odunumuz yakıtımız da sürekli düşünmek tefekkür etmektir. Cenab-ı Hakk'ın üzerimizdeki merhamet şefkat dalgalarına bakıp sürekli şefkatle oturup kalkmak ve tefekkürle bu atmosferi besleyerek canlı şeffaf her şeyi doğru gösteriyor halde tutmaya çalışmaktır.

    Bir an insanın nazarı ağyara kayarsa hemen Cenâb-ı Hakk'a dönmeli. Tabiat ve cismaniyet mukteza-yı beşer olarak alıp insanı bazen başka vadilerde dolaştırması bazen insanın cismaniyeti altında kalıp ezilmesi bazen hayvaniyetin güdümüne girmesi kaçınılmazdır. İnsan tabiatı itibariyle yirmi dört saat içinde camid hayvan insan ve insan-ı kamil mertebelerinin hepsine uğramaktadır. Fakat bunların içerisinde daima göz ucuyla gözlenilmesi gereken bir mertebe varsa o da insan-ı kamil mertebesidir. Bu da sürekli ocağı köpürtmeye en güçlü şekilde yanıyor halde tutmaya bağlıdır.

    Bir mümin dine ait meseleler karşısında heyecanlanır. Dine ait meseleler söz konusu olduğunda bir küheylan gibi coşar âlem-i İslam'ın perişan vaziyetini gördüğünde gözyaşı döker. Bir yerde bir sukut gördüğünde hemen bir taraftan hicranla sızlar; diğer taraftan da oradaki o gediği kapamak için koşar. Asıl mesele insanın kendi içinde kıv----- ermesi hep kendisini canlı tutmasıdır. Ölü bir insan sürekli insanlar içinde dolaşsa dursa da kimseye hayat vermesi söz konusu değildir. Hayat verebilmesi için esas onda hayat olması lazımdır. Sadece kendisiyle alakalı meseleler söz konusu olduğunda canlı olmak canlı olmak demek değildir. Allâh için Efendimiz için canlı olmak demek nerede ve ne zaman aklına onlar gelirse gelsin içine bir şeyler oluyor gibi onları hissedebilmek demektir. Bunun için de insanın beslenmeye ihtiyacı vardır. Âfâkî ve enfüsî tefekkürle onu besleyecek. Sürekli o sinede kor da alev de yakıcılık da hararet de tamam olacak. Mükemmel bir insan olmanın yolu budur. Bu da iradeyle o ateşin hep canlı tutulmasına bağlıdır.

    Bu ateş söndürülürse sunîlik ortaya konmuş olur. İçten nebeân etmeyen fışkırmayan tavır ve davranışlar görüntüler sergilenirse günaha bile girilmiş olabilir. Bu da insanlarda muvakkat bir heyecan hasıl edebilir ama kalıcı bir tesiri olmaz. Allâh kalıcı tesiri Kendisine olan aşkın heyecanın sürekli dorukta olmasına bağlamıştır. Aşk heyecan sürekli dorukta ise Allâh (celle celalühu) istenmese bile tavır ve davranışlara hiç durmayan bir müessiriyet bahşeder.

    Suyun sûretiyle resmiyle ekinleri sulasanız bir şey yetişmez. Işığın aynaya akseden şekliyle ışıklandırsanız güneşlendirseniz otlar bitmez. Kendisiyle yüz yüze getirmek kendilerine ait husîsiyetleri aksettirmek şarttır. Asıl mesele kalbin kor gibi yanmasına bağlıdır.

    Ne var ki Hakk'ın âşık-ı sadıklarında aşkı dışarıya vurma yasaktır. Elinden geldiği kadarıyla dili ısırıp onu yutma esastır. Ağlamanın mahzurlu olduğu alanlar vardır. Bu alanlardan biri de sadakat alanıdır. Allâh 'la münasebeti sürekli içinde bir kor gibi tutmak yanıp yakılmak ama dışarıya sızdırmamaya çalışmak ağlamaya dahi “estağfirullah” demek. Evet yutmak mümkünse yutmak ve ses çıkarmamak... Fuzûlî şöyle der:

    Aşıkım dersin belayı dertten âh eyleme.
    Âh edip ağyarı âhından âgâh eyleme.
    Dertliyim dersen belayı dertten âh eyleme
    Âh edip dertsizleri derdinden âgâh eyleme.

    Bu sevginin esası kişiyle Allâh arasında kalmasıdır. Dışa vurduğunda etrafı kasıp kavuran her şeyi kendine benzeten ağyarı ecnebî sayılan şeyleri mâsivâ sayılan şeyleri yakıp kavuran da bu sevgidir. Böyle bir sevgi Kalbin Zümrüt Tepelerinde de ifade edildiği şekilde bir yönüyle sübûhat-ı vechin cilvesini taşıyor gibi. Aksi durum böyle meselenin çocuksu ele alınması demektir. Hak aşıkları iradelerini aştığında farkında olmadan göz yaşı dökerler inlerler ve hıçkırırlar. Onlara göre iradeyle önlenebilecek şeyleri izhar etmek riyadır.

    Başkaları nasıl bazı şeylere tiryakicesine tutkundurlar; müminler de Allâh 'a delicesine sevdalıdırlar; ciddi bir alaka içindedirler. Hiçbir şey onların bu alakalarını söndüremez. Neye baksalar neyi görseler adeta O'nu görüyor gibi duyguları düşünceleri hep artar ve sürekli köpürür. Zât-ı Ulûhîyet mülahazasına girdikleri zaman mıknatısın alanına girmiş olur çekilen bir demir gibi O'nun tarafından çekilirler.

    Zaten bizim de tek arzumuz dinlediğimiz bu hakikatleri sizinle paylaşarak bu mutevazı gayretimizi hakiki Allâh sevgisine nail olabilmek için vesile kılmaktır.



    A. Said Tunçpınar
    ]




    RUHUN ŞAD OLSUN EY CEDDİ!......


    Savaş yalnız sınırlarda olmaz .Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir.Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi,yenilgi kaderdir.

    Cennet Mekan Ulu Hakan Abdulhamid Han Hazretleri

  2. #2
    Status
    Offline
    juraket - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    30 Eylül 2017
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    1
    Konular
    0
    Bahsedilen
    0 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    2

    Standart Cevap: Allâh (Celle Celaluhu) Sevgisi...

    Kurban olduğum rabbim her yere düştüğünde gelir kaldırır, tam herşey bitti derken öyle şeyler olurki bir kapı kapanmışsa, başka kapılır açılır. Hiç bir zaman itikadı elden bırakmadan yaşamak lazım.
    SiyahSancakTaR bunu beğendi.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Karadeniz Sevgisi
    Konu Sahibi Yaren Forum SP Sohbet & Muhabbet
    Cevap: 26
    Son Mesaj : 19.Ocak.2018, 13:41
  2. Kedi Sevgisi İmandandır.
    Konu Sahibi NoktA Forum SP Gündemden Kısa Notlar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 31.Temmuz.2017, 16:46
  3. Peygamber sevgisi,
    Konu Sahibi Turan Forum SP Yorum & Analiz - Serbest Kürsü
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 30.Haziran.2017, 14:39
  4. Peygamber Sevgisi Böyle Olmalı
    Konu Sahibi Zübeyde Forum SP Video Dünyası
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 15.Şubat.2017, 22:49

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •