Batıya Yüzlerce Yıllık Üstadlık Eden Dahi


Asıl adı Ebû`l-Ali Hüseyn İbn-i Abdullah İbn-i Sina...

980 yılında Buhara yakınlarındaki Afşan`da doğdu. 5-6 yaşlarında iken babası ile Buhara`ya gitti. İlk tahsilini burada yaptı. Matematik, fıkıh, kelâm, mantık, felsefe dersleri aldı. Daha sonra tıbba merak sardı. Çalışmalarında deney ve gözlemlere büyük önem veriyordu. Genç yaşta ünlü bir doktor olup çıkmıştır. Bir ara Buhara Sultanını yaşlı bir doktorun aracılığıyla tedavi etti. Mükâfat olarak saraya alındı. Buradaki kütüphaneden büyük istifade etti.

Daha sonraları Hemedan Emîrini tedavi etti. Başarısı dolayısıyla vezirlikle taltif edildi. Ancak bir mes`eleden dolayı hükümdarla arası açıldı.
Kaçıp gizlenmek zorunda kaldı. Meşhur eseri Kanun`u bu sırada yazmaya başladı. Yakalanarak atıldığı hapiste de eserini yazmaya, ilmî çalışmalar yapmaya devam etti. Sonra yine kaçtı.

Büveyh Emîri Alâüddevle`nin hizmetine girdi. Burada filozof ve seçkin âlimlerden teşkil edilen bir ilim hey`etine başkanlık etmeye başladı. 57 yaşında iken vefat etti.

Tıp Sahasındaki Bazı Buluşları

İbn-i Sina, yorucu ve sıkıntılı geçen hayatına rağmen 270 kadar eser vermiştir.
Onun en büyük hizmeti tıp sahasında olmuştur. Buluşlarından bazıları şunlardır:
• Aristo ve Galien, kanı ruhun karargâhı olarak belirlemişti. İbn-i Sina ilk defa kanın gıda taşıyan bir sıvı olduğunu keşfetti. Küçük ve büyük kan dolaşımlarından söz etti.
• Kalbin karıncık ve kapakçık sistemini de yine o keşfetti.
• Şeker hastalığında idrardaki şekerin varlığını keşfeden O`dur. İbn-i Sina`nın şeker hastalığı ile ilgili yaptığı açıklamalar, 700 yıl sonra anademi âlimi Thomas Willis tarafından doğrulanmıştır.
• İnsanlık, hastalığı teşhis metodunda İbn-i Sina`ya çok şeyler borçludur. O`nun nabız hakkındaki gözlemlerini modern tıp, geliştirmekten başka bir şey yapmamıştır.
• Ameliyatta hastaya uyutucu ilâç vermek de İbn-i Sina`nın keşiflerindendir.
• Barsak parazitlerinin keşfi de İbn-i Sina`ya âittir.
• İlk filtreleme fikri de İbn-i Sina`ya âittir.
• Alkolün steril özelliğinden faydalanarak yaraları cerahatsız tedavi usulünü de, O ortaya koydu. Böylece Hipokrat`tan beri gelen yanlış bir tedavi metodunu düzeltmiş oldu. Artık, yaralar, kabuk bağlayıncaya kadar şiddetli ağrılar altında haftalarca bekletilmiyor, sterilize edilerek bir gecede iyileştiriliyordu.
• Bugün cerrahide kullanılan pek çok âletleri, 1000 yıl önce İbn-i Sina ortaya koymuştur.
• İbn-i Sina, ilâçla tedavi vasıtalarının ruhî tedavi vasıtalarıyla da desteklenmesi fikrindedir. Ruhî tedavinin, hastanın maddî gücünü, hastalığa direncini artıracağını, moralini yükselteceğini ileri sürmektedir.
• İbn-i Sina, Avrupalılara koruyucu hekimlik ve ilâç bilim sahalarında da asırlarca ustalık ve hocalık yapmıştır.
• İbn-i Sina, kadın hastalıkları ve doğum sahasında da yıllarca otorite olarak kabûl edilmiştir.

İbn-i Sina`nın Batı`daki Te`siri

Batı dünyası, İbn-i Sina`yı büyük üstad sayarlar ve Avicenna diye anarlar. Eserleri, gerek bilgi, gerekse fikir bakımından Batı âlemini çok derin şekilde etkilemiştir. Ve bu etki yüzyıllar boyu devam etmiştir.

Doğumunun 1000. yılı bütün dünyada İbn-i Sina yılı olarak kabûl edilmiş, eserleri ve fikirleri yeniden inhcelemeye alınmış, UNESCO tarafından bu konuda seminerler ve sempozyumlar hazırlanmıştır.

Bugün Paris Tıp Fakültesi`nin büyük holünde İbn-i Sina`nın resmi asılı durmaktadır. Bu da O`na verilen değeri göstermektedir.

Amerikalı İlimler Tarihi araştırmacılarından Will Durant şöyle demektedir:

"Ortaçağda İbn-i Sina, tıp yazarlarının en büyüğü, Razi en büyük doktor, Beyrunî en büyük astronom, İbn-i Heysem en büyük optik âlimi, Cabir de en büyük kimyager idi."


KAYNAKLAR:
— Yıllarboyu Tarih, Şubat 1981.
— Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi.
— Tercüman Bilimler Ansiklopedisi.
— Avrupa Üzerine Doğan İslâm Güneşi, Dr. Sigrid Hunke.
— Zafer, İbn-i Sina, sayı: 53.

Mehmet Dikmen