İCTİHAD

İctihad, bir şeye ve bir işe ulaşmak icin son derecede caba harcamaktir.

Fikih usulu terimi olarak ictihad, fakikin, ayri ayri (tafsili) delillerden ameli hükümleri istinbat etmek icin bütün imkanini harcamasi demektir. Bazi fikih usulculeri ictihad´i; “Bütün cabayi harcamak ve imkani kullanmaktir; bu, isterse şer´i hükümleri cikarmak, isterse onlari tatbik etmek icin olsun.” diye tarif ederler.

Bu tarife göre ictihad ikiye ayrilmaktadir:
1)Hükümleri cikarip aciklamakla ilgili ictihad,
2)Hükümleri tatbikle ilgili ictihad.

Birinci kisma giren ictihad, fer´i-ameli hükümleri tafsili delillerinden cikarmaya ugraşan bilginlere mahsustur. Birinci kisim bilginler, bu türlü ictihadin bazi caglarda kesilecegini (inkita edecegini) söylemişdir. Bu görüşü ileri sürenler, cumhur´u veya en azindan bilginlerin büyük bir kismini teşkil ederler. Hanbelilere göre ise, her asirda bu türlü ictihad mertebesine ulaşan bir muctehid mutlaka bulunur.

İkinci kisma giren ictihadin her cagda mevcut olacagina bilginler ittifak etmişlerdir. Bu türlü ictihad´da bulunanlar, tahric ehli bilginler olup daha önce istinbat edilmiş olan illetleri cuz´i işlere tatbik ederler. Onlarin bu faaliyetleri, öncekilerin cikarmiş olduklari hükümleri tatbikten ibarettir. Bu tatbik sayesinde,üzerinde ilk muctehidlerin görüş beyan etmedikleri bir kisim meselelerin hükümleri anlaşilmiş olur.
İkinci kisma girenictihad´a, “tahkiku´l-menat”adida verilir. Muctehidlerin tabakalarini anlatirken bu konuya tekrar dönecegiz.(Fikih Usulu Sf. 329/Prof. Muhammed Ebu Zehra)


İCTİHAD

<CEHD> kökünden gelen bu kelimenin lugat manasi, zorluklari gögüslemekdemektir. İstilahi manasina gelince; <FAKİHİN hüküm hakkindaki zannin elde edilmesi yolunda bütün gücünü delilleri araştirmaya vermesi> demektir.


Nefis, bu araştirmadan daha fazlasini yapamayacagini sezecek derecede, araşirmasi lazimdir. Bu durum, ancak bütün delillere bakmasi ve hepsinden nasil hükümler cikarilir yolunu bilmesi ile oluşur. Zira <el-Adud> da yer aldigi gibi, selef ahkamin bütün delillerini tedvin etmiştir.

İstilahda <FIKIH> dedikleri ilim, ictihadin mahsulu olan zannlardir. Nitekim bu durumu Kadi <Adud> <el-Muhtasar> üzerindeyazdigi şerhinde belirtmiştir. (Bak Cem´ul-Cevami İctihad bahsinin başina, Cilt 2, Sahife 420. Kahire baskisi.)

<El-Menar>in şarihi <İbnul- Melek>, ictihad bahsinde, İCTİHADIN tarifini şöyle yapar: <İctihad usul alimlerinin katinda, şer´i delillerden ahkami cikarmak icin takatin sarf edilmesi demektir.>

<Muratul– usul>* da İCTİHADIN tarifi şöyle yapilmaktadir:
Nassda ictihad yapilamaz. Yani bir mesele hakkinda manasi acik şartlari haiz olarak vazi şeriattan gelen kesin bir delil bulundugu takdirdeo husus da ictihad yapilamaz. Ancak böyle delilin bulunmadigi yerlerde ictihad yapilabilir! Mesela; <zina eden (bekar) kadin ile (bekar) erkegin her birine yüz degnek vurun> (Nur:3) ayetindeki sopa adeti hakkinda ictihad yapilamaz. Zira acik bir nassdir. Nass da ise ictihad yapilamaz.

Özetle deriz ki ancak iki yerde ictihad caizdir:
A)Nassin bulunmadigi yerde
B)Nassin bulundugu halde varid oluşu veya manaya delalet edişi kati olmadigi yerde caizdir.(Rahmet Deryasindan Damlalar Sf. 21/Derleyen AliArslan)

*[Not: Muratul usul diye denilen bir eser baski hatasi olarak görmekteyim ve bunun o Miratul usul olduguna kanaat getirmekteyimdir.]