Fıkıh Usulunun Tanimi

Fikih usulunun manasi anlayabilmek icin önce fikh´in manasini bilmek gerekir. Fikih sözcügü, dildeki ilk konuluşu ve kullaniliş itibariyla bilmek ve anlamaktan ibarettir. Mesela; Fulanun yefhahu´l-hayr ve´ş-şerr denilir ve bununla, o kişinin hayir ve şerri bilip anladigi kastedilir. Fakat alimlerin yaygin kullanimi sebebiyle fikih lafzinin anlami, ´mükelleflerin yapip-etmelerine (fiiller) ilişkin olarak sabit olan şer´i hükümleri bilmek´ten ibaret hale gelmiş ve bu teamülün sonucu olarak fakih ismi, mütekellim, filozof, nahivci, muhaddis ve mufessir hakkinda kullanilmayip, insan fiilleri icin sabit olan´vucub´, hazr (tahrim)´, íbaha´, ´nedb´, ´kerahe´; akdin´sahih ve fasid veya batil olmasi´; ibadetin ´kaza´ ve´eda´olmasi gibi şer´i hükümleri bilenler hakkinda özelleşmiştir.

Fiillerin bir takim´akil´yani akilla idrak edilebilen hükümleri de vardir. Mesela fiilin araz olmasi, yer kaplamasi, hareket ve sükun gibi oluşlar olmasi gibi hükümler böyledir. Bu gibi hükümleri bilenlere fakih degil mutekellim denir. Fiillerin vacib, haram, mubah, mekruh ve mendub olmasi gibi hükümlere gelince; işte fakihin aciklamasini üstlendigi hükümler bunlardir. Bunlar anlaşilinca, fikih usulunun, bu hükümlerin delillerinden ve bu delillerin hükümlere tafsili olarak degil de icmali olarak delalet yönlerinden ibaret oldugu da anlaşilmiş olur.

Hilaf ilmi de ayni şekilde fikih ilminden olup, hükümlerin delillerine ve bu delillerin delalet yönlerine şamildir. Şu farkla ki, hilaf ilminin delillerle ve delalet yönleriyle ilgilenmesi tafsil itibariyladir. Mesela, velisiz yapilan nihak akdi meselesinde özel bir hadisin özelligi (husus) delalet etmesi; besmelesiz kesilen hayvan meselesinde özel bir ayetin yine özellige delalet etmesi böyledir.

Usul ilmi ise, bu gibi meselelere örnekleme yoluyla dahi deginmez. Aksine bu meseleler hakkinda Kitab, Sunnet ve icma´a; bunlarin sihhat ve subut şartlarina ve icmali olarak delalet yönlerine, yani bu delaletin siyga itibariyla mi, lafzin mefhumu itibariyla mi, siyah itibariyla mi, yoksa lafzin makulu itibariyla mi -ki bu sonuncu kiyastir- olduguna temas eder ve bunu yaparken özel bir meseleye deginmez. İşte fikih usulu, fikhin furu´undan bu suretle ayrilir.

Buraya kadar hükümlerin delillerinin Kitab, Sunnet ve icma´dan ibaret oldugunu ögrenmiş oldun. İşte fikih usulu denen ilim bu üc aslin sabit olma yollarini, sihhat şartlarini ve hükümlere delalet yönlerini bilmekten ibarettir.(El-Mustasfa İmam Gazali Ct. 1, Sf. 3-4/Yunus Apaydin)