KORKU VE ÜMİT LÂFLA OLMAZ!

Eskiden çöllerde yaşayan göçebe Arap kabileleri arasında sıklıkla savaşlar, baskınlar olurdu. Bu savaşlar sonucunda nice canlar telef olur, nice mallar heba olur, yenilen kabilenin fertlerinden hayatta kalanlar köle ve câriye olurdu. Baskınlar gündüz vakti yahut akşamın ilk saatlerinde değil genellikle insanların uykuya iyice daldığı gecenin geç vakitlerinde olurdu. Bazen, düşman kabilenin gece baskını yapacağı haberi bir kabileye ulaşır, bu kabile savaşabilecek güce sahip değilse erkenden bulundukları mekândan ayrılırlar, böylece canlarını ve mallarını kurtarmış olurlardı. Kimileri de baskın haberine kulak asmaz, geceyi uykuda geçirmeyi ister ama ani baskın sonucunda ya canından ya hürriyetinden ve malından olurdu.

İşte Allah Resûlü (s.a.v.) Arapların çok iyi bildiği bu durumu, dine ilişkin bir hususu anlatmak için örnek olarak kullanarak şöyle buyurmuştur:

“Dikkat edin! [Düşmanın gece baskını yapmasından] korkan kimse geceden yola koyulur. Geceden yola koyulan kişi [düşmandan emin olacağı] yere ulaşır.
Dikkat edin! Allah’ın sattığı mal pahalıdır.
Dikkat edin! Allah’ın sattığı mal cennettir.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyame, 18)

Bu hadis bize dinde mutlaka bir dengeye oturtulması gereken “korku” ve “ümit” konusuna ilişkin çok önemli bir ilke veriyor.

Bu hadis bize diyor ki; Allah’ın azabından ve gazabından korkuyorsanız bu iş kuru laf ile olmaz, gereken tedbirleri almakla olur. Tedbir almadan “korkuyorum” demek akılsızca bir davranıştır.

Allah’ın rahmetini ve cennetini ümit ediyorsanuz bu iş de kuru laf ile olmaz. Cennet, pahalı bir maldır. Altın, elmas, yakut gibi değerine paha biçilemeyecek mücevherleri cebinizdeki bozuk paralar ile alamazsınız. Bunun için büyük bir bedel ödemeyi göze almalısınız. Hem değerli bir mala tâlip olup hem de onu ucuza kapatmaya çalışmak olacak şey değildir. Rabbimiz Kur’an’da şöyle buyuruyor:

“Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır.” (Tevbe, 111)

Cennet gibi değerli bir şeyi satın alan kişiden istenen bedel can ve maldır. Oysa biz hem cennet bizim olsun hem de canımız ve malımıza hiçbir şey olmasın istiyoruz. Namaz, oruç gibi ibadetler yaparken zaman zaman bedenimiz yoruluyor. Allah yolunda mücadele ederken zaman zaman şehitlik söz konusu oluyor. Bunlar olmaksızın cenneti ümit etmek kuru temennide bulunmak demektir.

Demek ki korku ve ümit dediğimiz şey sırf kalbî bir duygu olmakla kalmamalı, bunun iz ve alâmetleri kişinin hal ve davranışlarına da yansımalı.

Rabbimiz bizleri kendisinden hakkıyla korkan, rahmetini hakkıyla ümit eden kimselerden eylesin.

(Soner Duman /18.Rebîülâhir.1439/Cuma)


https://m.facebook.com/story.php?sto...&id=1199869809