DİNİ HÜKÜMLER

Hz. Muhammed (s.a.s)´in getirdigi İslam dini, bir yakin ve burhan, ilim ve irfan, akil ve fikir dinidir. Tamamiyla akli islaha yöneliktir. Akli, kuşkularin kötülüklerinden ve vehimlerin zararlarindan temizler, zanlara uymasini engeller; bilgisizlige en büyük düşman bilir; yararli ilimleri ögrenmeyi teşvik eder; Müslümanlarin özünü ve sifatlarini bilginin nurlari ile donatir; gercek akideler telkin eyler. Gercekleriaraştirmayi emreder; batil hurafeleri, efsaneleri kötüler. Bütün ilahi hükümler de akla seslenir.

Hz. Muhammed (s.a.s.)´in getirdigi din, bir nizam ve umran, kolaylik ve orta yol, iyilik ve mutluluk, hürriyet ve eşitlik dinidir. Tamamiyla ameli islaha yöneliktir.Calişmayi ve iş yapmayi ögütler. Tembelligi ve bomboş dolaşmayi yasaklar. Sıkinti ve zorlugu yasaklar. Bütün iyi işlere katilmayi tavsiye eder. Topluma ve toplum halinde yaşamaya büyük önem verir. Danişmayi, başkasinin görüşüne başvurmayi inanan insanin özelliklerinden sayar. Her işte ve her düzeyde adaleti emreder. Düşman sayilan ve kötülük düşünülen bir topluluk icin de adil olunmasini ister. Bütün insanlara adaleti uygulamak gerektigini belirtir. Bir saat adaleti kirk yillik ibadete denk sayar. Herkesi hukukta eşit görür. Hukuku kutsal degerlerden biri kabul eder. Halkin yararini ön planda tutar.

İslam dini, bir ihsan, birlik ve beraberlik, yardimlaşma ve dayanişma dinidir. Bütünüyle kalbi islaha dayanmaktadir. Nefsi yüce niteliklerle yetiştirip olgunlaştirir. Sözde ve işte iyiligi esas almayi, dili tutmayi,üzüntüyü ortadan kaldiracak bir söz söylemeyi, mali iyi bir şekilde kullanmayi ve bütün insanlara sevecen davranmayi tavsiye eder.

İslam dini, akli burhan üzerine kurulan gercek akide, yalnizca Yüce Allah´in hoşnutlugunu kazanmak icin yapilan ibadetler ve ameller ve fertlerin ve toplumlarin işlerinin dosdogru olacagi hukuk araciligi ile kalbi, ahlaki kötülüklerden temizler, güzel ahlak ile donatir. Böylece, kalbi temizleyip islah eden bir tevhid ve tenzih, maslahat gercek ve adalet ve erdem dini olan İslam, şu üc esasi kapsar:

1.İnanclarla ilgili haberler veya itikadi hükümler.
2.İnsanlarin işleriyle ilgili emirler ve nehiyler veya ameli hükümler.
3.Kalbin melekleriyle alakali ögütler veya ahlaki hükümler.

İtikadi Hükümler

İtikadi hükümler ikiye ayrilir. Birinde akli deliller istenir: Yüce Allah´in birligine, ilim ve kudretine, dilemesine, hikmet ve tedbirine, peygamberler göndermesine iman böyledir. Digerinde Kur´an-i Kerim´de ve Peygamber Efendimiz Hazretlerinden geldigine kesinlikle bilinen hadislerde yer alan konulari, aklin bakişina aykiri olmamak koşuluyla kabullenmek ve dogrulamak emrolunur: Gayb alemine, yani Meleklere, ahirete iman gibi.

İnanclarla ilgili hükümlerde kesin ve saglam bilgi (yakin) aranir. İtikadi hükümler kesinlikle degişmez. İnanc esaslarinda bütün peygamberler ortaktir. Peygamberlerin inanclarla ilgili haberleri hep birdir. İlk Peygamber Adem (a.s.)´in itikadi ne ise ondan sonra gelen peygamberlerin hepsinin itikadi da odur. Bu akideler Kur´an-i Kerim´de tam olarak aciklanmiş, kesin ve aciklayici delillerle de desteklenmiştir.

İnanc esaslarinda İslam´in iki daveti vardir: Allah´in birligi ve Hz. Muhammed (s.a.s.)´in risaletidir. Yani, “Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne muhammeden abduhu ve rasuluhu: Allah´tan başka ilah olmadigina ve Hz. Muhammed (s.a.s.)´in Allah´in kulu ve elcisi olduguna da taniklik ederim.”demektir.

İslam Dini, Allah´in birligi konusunda ancak akli delile ve fitri düzen üzere oluşan insan düşüncesine dayanir. Yüce Allah´in birligi inanci, insanlarin düşüncelerini özgür kilar; onlarin din ve dünyaya ait hükümlerle aşagilayip kücümseyen başkanlara ve devlet adamlarina boyun egmekten kurtarir ve cok yüce bir makama ulaştirir.

Hz. Muhammed (s.a.s.)´in getirdigi din, bircok temel konulari da kapsar. Meleklere, peygamberlere ve kitablara iman onlardandir. Buna dayali olarak itikadi hükümlerin temelleri “Amentu billahi ve melaiketihi.”de toplanmiştir. Fakat inanc esaslarinin asli, en yüce gaye Allah´in birligidir. Hz. Muhammed (s.a.s.)´in peygamberligi ancak bir yoldur; fakat yollarin en iyisi ve acigidir. O öyle bir yoldur ki ancak onun belirttigi şekilde iman etmek gerekir. Hz. Muhammed´in cagisinda risalete, vahye ve Allah´in kelam sifati ile nitelenmiş olduguna iman bulundugu gibi, tevhid inancini olgunlaştirma, şirki kesin ve apacik bir şekilde iptal de vardir. Cünkü İslam´dan önce bazi peygamberlere, ilahlik isnad ederek bir ceşit şirke düşülmüştü. İslam böyle bir yanliş inanci iptal etmiş; yaratici ile yaratilanin mertebelerini belirtmiş; Hz. Muhammed (s.a.s.)´in peygamberligini söylemekle beraber, onun bir kul oldugunu da ifade etmiştir.

Ameli Hükümler

İnsanlarin işleri hakkindaki hükümler ikiye ayrilir: Birisi düşünceyi, ruhu ve iradeyi terbiye eden işler ile Allah´a yaplan ibadetlerdir; digeri ise Müslüman toplumun fertleri, Müslüman toplum ile diger toplumlar arasindaki ilişkilerdir. Politika, uygarlik, yargi veyönetimle ilgili işler de bunlar icerisindedir. İbadetlerin esasi ihlastir. Fertler ve toplumlararasi ilişkilerin temeli ise adalettir. Kur´an-i Kerim, insanin işleriyle ilgili dini esaslari ve hükümleri topluca aciklamiştir. Bunlari ayrintili aciklama görevi ise Hz. Peygamber´e verilmiştir.

İbadet konusunda bir Müslümana gerekli olan, Kur´an-i Kerim´de ve Hz. Peygamber´in sunnetinde yer alan şeyi almaktir. İbadet ne artar, ne eksilir. Zamanin ve örfün degişmesiyle degişmez. İbadet Allah´in hakkidir. Allah onu tamamlamiştir. Fakat insanlararasi ilişkiler hakkindaki hükümler degişebilir; cünkü fertler ve toplumlarin işlerini sinirlayip dondurmak mümkün degildir. Dünyaya ait işler zaman, mekan, güc ve zayiflik gibi faktörlerin etkisiyle degişebilir.

Yüce Allah´inemir ve yasaklarinda esas olan yarar ve zarardir. Saf veya tercihe şayan yarar emredilmiş, saf veya tercihe şayan zarar ise yasaklanmiştir. İbadetler dinde gözetilmesi gereken yararlar icin muamelat ise dünya hayatinda gözetilmesi gereken yararlar icin emredilmiştir. İbadetler bagliligi ve itaati ifade etmek icin istege bagli olarak eda edilir. Muamelat (işler ve davranişlar) ise ya bir yarar saglamak ya da bir zarari savmak icindir. İbadetlerin ve muamelatin devamliligini temin etmek, hukuku korumak icin ceza hükümleri düzenlenmiştir. Ancak herkes kendi hakkini koruyamayacaginindan, kendi kendine kötülükleri savamayacagindan hükümlerin uygulanmasi icin devlet başkanina kesinlikle ihtiyac vardir. Yöneticiler ve yargiclar devlet başkaninin temsilcileridir.

İlahi emirler ve yasaklarla yükümlü durumda olan insanin amelleriyle ilgili bir takim dini hükümler vardir. Buna göre insanin yaptigi işlerfarz, vacib, sunnet, müstehab; haram, mekruh, dogru veya gecersiz bir hükme tabidir.

Farz veya vacib olan bir amelin işlenmesi istenir, terk edilmesi yasaklanir. Ancak bu istek ve yasak kesin delil ile belli olur ve bilinirse farz, kesin olmayan delil ile bilinirse vacib olur. Sunnet veya müstehab olan amelin terki yasak olmamakla beraber işlenmesi istenir. Sunnet olan bir amelin özürsüz terk edilmesi Hz. Peygamber (s.a.s.)´in paylamasina sebeb olur; fakat müstehab olan bir şeyin özürsüz terk edilmesi Peygamber (s.a.s.)´in paylamasini gerektirmez. Mübah olan bir şey ise ne istenmiştir nede yasaklanmiştir; cünkü onunla ilgili ne talep ne de bir yasak vardir. Buna karşin haram veya mekruh olan amelin terk edilmesi istenmiştir. Haram olan fiilin işlenmesi de yasaktir. Mekruh olan amele gelince; eger tahrimen (haram yakin) mekruh ise onun da işlenmesi yasaktir. Şu kadar ki haram olan fiilde yasak ve istek veya talep kesin delil ile tahrimen mekruh olan fiilde ise kesin olmayan delil ile bilinir. Tenzihen (helala yakin) mekruhun işlenmesinde Hz. Peygamber (s.a.s.)´in paylamasi gibi bir sakinca yoktur. Her farzi terketmek haram, her harami terk etmek de farzdir. Her müstehabi terketmek tenzihen mekruh, tenzihen mekruh olan herşeyi terk de müstehabtir.

Dogru olan eylem, koşullarini ve rükünlerini kendisinde toplayan ve dine uygun olan eylemdir. Gecersiz olan eylem ise gerekli koşullari ve rükünleri kapsamayan ve dine aykiri olan eylemdir.

Dini ameller itikadi esaslarla eşdeger degildir ve onlarla karşilaştirilmazlar. Bütün peygamberler itikadi esaslarda ittifak ederler, fakat dini amellerde ittifak halinde degildirler. Peygamberler ancak inancla ilgili hükümlerde, zulmün, zinanin haram olmasinda, kötü huylardan kacinmaya ve güzel ahlaka sahip olmaya calişma gibi teferruata dair şeylerde müttefiktir. Bu durum, ilahi kaynakli dinler arasinda birlik ve bütünlük oldugunu göstermektedir. Şu ayet bu gercegi ifade eder:

“Allah Nuh´a buyurdugu şeyleri size de Din olarak buyurmuştur. Ey Muhammed! Sana vahyettik. İbrahim´e, Musa´ya ve İsa´ya da buyurduk ki; “Dine bagli kalin, onda ayriliga düşmeyin.”(Şura, 42/13).

Bu ayette büyük şeriatlar getiren ve taraftarlarinin sayisi cok olan şu beş peygamber anilmiştir: Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Hz. Muhammed (s.a.s.). Ancak, insanligin devamli olarak olgunlaşmasina ve yaşanilan cagin ihtiyaclarinin degişmesine paralel olarak bu dinlerin ameli hükümleri birbirinden farkli olmuştur. Hatta her peygamberin teblig ettigi şeriat digerlerininkinden ayridir. Nitekim Kur´an´da şöyle buyrulur:

“Her biriniz icin bir şeriat, bir acik yol yaptik.”(Maide, 5/48).

Ahlaki Hükümler

Kalble ilgiliişler, edebler ve ahlak güzellikleri, haramlarin terk edilmesi yoluile nefsi güzelleştirip süslemeye ait olan işlerdir. Peygamber efendimiz, ahlaki güzellikleri tamamlamak icin gönderilmiştir. İslam´da namaz ve oruc, dini vazifeler oldugu gibi, sagligi koruma, insanlara tatli sözle ve güler yüzle davranma da dini bir görevdir.

İslam ahlakinda,“Allah´in emrine uyarak O´nun yarattigina şefkat göstermek”bir esastir. İslam, yaraticiya, peygambere, kendine, ana-babaya, aile fertlerine, din kardeşlerine ve bütün insanliga karşi öyle ahlaki vazifeler aciklamiştir ki bunun ötesinde bir gerceklik aramak boşunadir.

İslam dini, nefsi temizleyip güzelleştirme konusunda, insan nefsinin gelişmesini ve olgunlaşmasini, aklin kemale ermesini amaclar. İslam bu amaca ulaşmak icin sadaka verme, emaneti koruma, sözünde durma, sabir ve metanet, alcak gönüllülük ve iyilikseverlik gibi erdemleri meşrusaymiş; yalani, hainligi, bölücülügü, nifaki da yine bu gaye ile yasaklamiştir.

Kur´an-i Kerim´deve Hz. Peygamber´in Sunneti´nde ahlak konusunda gerek duydugumuz ölcüde geniş aciklamalar yapilmiştir.

Dini hükümler şu üc tür ilim ile bilinir:
1.Tevhid ilmi veya Kelam ilmi.
2.Hükümler ilmi veya Fikih.
3.Ahlak ilmi veyaTasavvuf.
(Yeni İlmi Kelam Sf. 23-28/İsmail Hakki İzmirli)