Toplam 6 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 6 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Ağaç Şeklinde Aç8Beğeni
  • 2 gönderen NoktA
  • 2 gönderen NoktA
  • 2 gönderen NoktA
  • 1 gönderen Siyah inci
  • 1 gönderen NoktA

Konu: Kuran’da Reenkarnasyon İzleri (1)

  1. #1
    Status
    Online
    NoktA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator
    Üyelik tarihi
    21 Mart 2017
    Mesajlar
    4,203
    Konular
    1701
    Bahsedilen
    327 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Kuran’da Reenkarnasyon İzleri (1)

    Kuran’da Reenkarnasyon İzleri (1)



    Reenkarnasyon, bedenini kabul edememiş birisi olarak benim son yıllarda araştırmaya başladığım bir şeydi. Din adamlarının anlattıklarından oldukça başka şeyler gördüm içinde. Reenkarnasyonla ilgili bir yazı yazmak istediğimde, en iyi referans noktası olarak bunu kullanabileceğimi düşündüm.






    Yaşamla ilgili arayışlarım çok küçük yaşlarda başlamıştı. İçimde taşıdığım ruh, bedenimi bir türlü kabul etmek istemiyor, aynanın her karşısına geçtiğimde hayatı daha anlamlandıramamış bir çocuk olarak bu benim bedenim değil diye ağlamaya başlıyordum. Bedenimi kabullenmem çok uzun yıllarımı aldı. Kendimi ne cinsiyetli ne de bu bedene ait gibi hissetmiyordum. Bu kaybolmuşluk içersinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenlerimin daha ilkokula giderken ismim yabancı olduğu için (Türkçe ya da Arapça olmadığı için) cehenneme gideceğimi söylemelerinin de bana hiçbir yararı olmadı doğrusu.
    Yaşadığım toprakların hakim dini olan İslamiyet beni kendinden oldukça uzaklaştırmıştı, tanrıyla tanışmam ve barışmama uzun bir zaman vardı o yıllarda. Din benim için anneannemin bana gece yatmadan önce ezberlettiği dualarla mahalledeki arkadaşlarımın gittiği ve benim de onlarla birlikte olmak için gitmeyi istediğim ama ailemin asla gitmeme izin vermediği ‘ kurslarından ibaretti.


    İslam’ın hiç de alakası olmadığı sözcüklerin kendini din adamı olarak tanıtan insanların ağzından dinlemek bana saçma geldiğinde Kuran’ı elime alıp okumak istedim. Günde beş kez bana yapılan namaz çağrısı herkesin Allah’ın adını anmadan bir gün bile geçirememesi ateist olmaya karar vermiş birisi olarak beni oldukça zorluyordu çünkü.

    Kuran’da reenkarnasyon var mı?

    Kuran’ı okumak öyle kolay iş te değildi hani, özellikle önyargılarla yaklaştığınızda. Birkaç başarısız girişimin ardından sayfalarında ilerlediğimde beni oldukça şaşırtan ayetlerle karşılaştım. Kuran birkaç hayat yaşadığımızla ilgili ipuçları taşıyordu. Bedenini kabul edememiş birisi olarak benim son yıllarda araştırmaya başladığım bir şeydi reenkarnasyon. Din adamlarının anlattıklarından oldukça başka şeyler gördüm içinde. Reenkarnasyonla ilgili bir yazı yazmak istediğimde, en iyi referans noktası olarak bunu kullanabileceğimi düşündüm. Uzun zamandır Kuran’daki bu reenkarnasyon ayetlerini ortaya çıkarmayı düşünüyordum. Bu ayetleri çıkarılmış olarak karşımda gördüğüm gün evet bu yazıyı artık yazabilirim diye düşündüm…
    Kuran giriş gelişme sonuç

    Kuran, giriş – gelişme – sonuç dizisinde bir kitap değildir. Onu baştan sona kadar okumanın bu sebeple bir manası yoktur. Ayet ayet indirilen bir kitaptır. Ayetlere odaklanmak bu açıdan işimizi daha da kolaylaştıracaktır.

    “Hem onu bir Kuran olarak ayet ayet ayırdık ki insanlara dura dura okuyasın, hem de gerektikçe parça parça indirdik” (İsra Suresi 106. ayet)

    Kuran, Hz. Muhammed’den sonra sıraya dizilmiştir. Peygamberin onu sıraya dizme fırsatının olmadığını düşünmek mantıksızdır. Bunu giriş – gelişme – sonuç bölümleri olmadığı için yapmamıştır. Kuran dizilimi baştan sona ya da sondan başa doğru değildir. Burada kademeli yazılmış olduğu ve her bir jenerasyonun kendi Kuran düzlemini görebildiği gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Hangi tekamül seviyesinde olduğunla ilgili olarak görebildiğin bir Kuran düzlemi. Çağın idrak etmeye hazır olamadığı kademeler şifrelenmiştir. Örneğin:


    1. Ta, sin, mim.
    2. Bunlar sana o apaçık Kitap’ın ayetleridir!

    (Şuara Suresi 1. ve 2. ayet)

    Yukarıdaki ayetlerin ilkinde anlamadığımız bir ayet mevcuttur ancak ikinci ayette bunun apaçık bir kitap olduğundan söz edilmektedir. Burada bir çelişki söz konusudur. Burada Kuran, gerçeklerini anlamamız için bize izler bırakmaktadır. Bunun gibi 28 ayet daha bulunmaktadır. Burada anlatılmak istenen açıklık kitabın bütünü değil düzlemler üzerinde olduğunun gerçekliğidir. Okunabilen düzlem bizim için kristal kadar nettir. Okunabilen düzlem, kaldırabileceğimiz kadar hakikati bize apaçık anlatır.

    “Ey iman edenler, size açıklandığında sizi üzecek şeyleri, sormayın; Kuran indirildiği zaman sorarsınız, size açıklanır. Allah onu affetti. Allah bağışlayandır, yumuşak olandır.” (Maide Suresi 101. ayet)

    Düzlem felsefesini anlatan bu ayetin kendisi iki düzleme bölünmüştür. İlk iki cümle, ilk düzleme yani Kuran’ın indirildiği döneme aittir. “Allah onu affetti” cümlesinde Kuran bir anda sevgi düzlemine geçer. Sure içinde affedilen kişinin kim olduğuna dair bir ipucu verilmemektedir.

    “O, alemler için sırf bir zikir, bir öğüttür. ” Gerçekten Kuran’ın haberini bir süre sonra bileceksiniz.” (Sad Suresi 87. ve 88. ayet)






    Burada ümmetler için yerine alemler için denmesi de Kuran ın tüm jenerasyonları kapsadığını anlatmaktadır ve ilk anda Kuran ın haberini anlamayacağımızı bize bildirmektedir. Kuran ı Kerim’in şifreli bir metin olduğu açıktır. Ancak aşağıdaki ayet bunu bize daha net anlatmaktadır:

    “Sana Kitabı indiren O’dur. O’ndan kitabın anası olan bir kısım ayetler muhkem’dir. (Kesindir) ; diğerleri ise müteşabihtir. (benzeşmelidir.) Kalplerinde kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih olanına uyarlar. Oysa, onun açıklamasını “Allah’tan başkası bilmez. İlminde derinleşenler ise; “Biz ona inandık tümü rabbimizin katındadır” derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.”(Al – i İmran Suresi 7. Ayet)

    Bu ayetle Kuran daki ayetler iki bölüme ayrılmıştır. Kesin hüküm ayetleri ve farklı anlamlandırmalara açık olan ayetler. Bunu kategorik olarak ayırmak mümkün değildir. Çünkü bölümleme oldukça derinlemesine yapılmıştır. Hangi düzlemin ilk sırada olduğu da açıktır. Farklı yorumlaması mümkün olmayan ayetler ilk düzlemdedir.

    Bu ayeti gösterip, saptırılmış olanlar sizlersiniz işte diyecekler mutlaka çıkacaklardır. Ancak bu kişilerin şuna dikkat etmesini öneriyorum.
    Acaba Tanrı bazı insanların yoldan sapmalarına gerekçe olarak kullanacaklarını bildiği halde neden benzeşmeli ayetlere ihtiyaç duymuştur. Bence buradaki giz, benzeşmeli ayetlerin açıklamasını Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceğinin anlatıldığı bölümdür. Tanrı kutsal kitabın bir bölümünü insanların anlamaması için indirmiş olabilir mi? Tanrı tarafından indirilmiş bir din… Onu insanlara anlatmak için var gücüyle didinen bir peygamber… Ve bu yolda canlarını veren ilk Müslümanlar… Tüm bunlar insanların tam olarak anlayamayacağı bir kitap için midir? Ya da tanrı derinlere gizlediği mesajları için doğru zamanı mı beklemektedir? Şu gerçektir ki bütün benzeşmeli ayetlere ilk bakışta her insan yorum getirebilir. Allahtan başkası bilmez ifadesi burada anlamını bildiğini sanmamanın örtülü bir ifadesidir. Çünkü onların anlamı ilk anda sandığın gibi değildir. Bu cümleden sonra yapılan ilimde derinleşme vurgusu da benzeşmeli ayetlerin sırrının açıklanmasıyla ilgili bir zaman öngörüsüdür. Bu vurgu sadece ilimde derinleşenlerin kitabın bütün olduğunu anlatmak içindir. Benzeşmeli ayetler olduğu vurgusu Zümer Suresi 23. ayette de geçmektedir:

    “Allah, müteşabih ( benzeşmeli), iç içe ikişerli bir kitap olarak sözün en güzelini indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek – korkanların O’ndan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allahın zikrine yumuşar yatışır. İşte bu, Allahın yol göstermesidir, onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah, kimi saptırırsa, artık onun içinde bir yol gösterici yoktur” (Zümer Suresi 23. ayet).


    Burada bir yenilik getirilmiştir, düzlemlerin sayısının yanı sıra sıralamasını da görebilirsiniz. İkişerli kitap olduğunu belirttikten sonra, tanrıdan korkmayı anlatır. Sonra da ikinci düzleme geçiş belirtilir, sevgi düzlemine. Bu bize işlerin yürüyüş biçimini anlatan bir ayettir aynı zamanda da. Önce korkuyu öğreniriz, Kuran da korkutucu ayetlerle doludur. Sonra sevgiyi fark eder ikinci düzleme geçeriz. Ki bu hidayete ermenin yoludur. İkişerli kitap Allah’ın yol gösterme biçimidir.

    Müteşabih ayetler, zannedildiği gibi kelimelere mecaz anlamlar yüklemek değildir, çünkü bunu edebiyatı iyi olan herkes yapabilir. Müteşabih ayetler 7. yüzyıla ayrı 21. yüzyıl jenerasyonuna ayrı mesajlar sunabilmektir. Öyle ki yeni mesaj eskisinden bambaşka olabilir.

    Reenkarnasyondan bahsederken, öncelikle bilinen yaşam – ölüm – cehennem – cennet kavramı üzerinden gitmek istiyorum. Bilinen inançlara göre tanrı adildir. Ve ahirette bize hesap sormaktadır. Ve bize o kadar adil davranmaktadır ki bu hesabı sorarken biz gıkımızı bile çıkartmamaktayız. Ahiret gününde bir araya geldiğimizde Afrika’da açlıktan ölen 6 aylık, 3 yaşında, 5 yaşında vs. çocuklar da orada olacaklar. Ahiret gününde bu çocuklar tanrının karşısında cennete ya da cehenneme gidecekleri konusunda karar aşamasındalar ve geçmişleri oldukça net:

    Doğdum
    Acıktım
    Susadım
    Ve Öldüm.

    Kısacık hayatlarında bu çocuklar neyi ispatlamış olabilirler, o kısacık hayatta sonsuzluğun neyini hak etmiş olabilirler? Bu çocukları cehenneme mi göndereceğiz cennete mi? Cehenneme göndersen hepsi isyan edip biz öldüğümüzde daha bebektik hiçbir suç işlemedik ki demeyecekler mi? Cennete gönderilseler bu kez de diğer yaşayanlar itiraz etmeyecekler mi? Eee, biz de bebekken ölseydik o zaman. Anlaşılan o ki yaşam tek bir ömre sığmayacak kadar uzun. Bu suali din adamlarına sorsanız Tanrı bilir ya da Allah’ın takdiri gibi cevaplar alacaksınızdır mutlaka. Evet, Tanrı biliyor ve bize de bildiriyor zaten Kuran ı Kerim’inde ve gün geldiğinde bizim anlayacağımızı da söylemeyi ihmal etmiyor.
    Devam edecek…




    İndigo Dergisi

    https://indigodergisi.com/2015/12/ku...syon-izleri-2/
    Yaren ve Siyah inci bunu beğendiler.

  2. #2
    Status
    Online
    NoktA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator
    Üyelik tarihi
    21 Mart 2017
    Mesajlar
    4,203
    Konular
    1701
    Bahsedilen
    327 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Cevap: Kuran’da Reenkarnasyon İzleri (1)

    Kur’an’da Reenkarnasyon İzleri (2)

    Yazar
    Tanya Jaziri



    Ruh göçü kavramı, kıyamet kavramını kabul eden diğer tektanrılı dinlerde olduğu gibi, İslam’da da geleneksel olarak yoktur. Buna karşılık özellikle Batıniler Kuran’da bu kavramla ilişkili gördükleri bazı « üstü kapalı » (sembolik) ifadeler olduğunu ileri sürerler. Fakat geleneksel İslam’da bu ayetlerin böyle yorumlanmasının doğru olmadığı, anlamlarının böyle olmadığı ifade edilir.



    Kur’an’da özellikle tekrarlanan ayetler vardır. Sanıldığının aksine bunlar pekiştirilmek için değildir. Kur’an zaten kutsal bir metindir ve yazılan bir kelime bile tekrar tekrar okunacağından pekişecektir. Tekrar edilen anlatımların bazı kriptolara işaret ettiğinin fark edilmesi için bunu yapmaktadır. Bize ipuçları bırakmaktadır.

    Reenkarnasyon kavramının tarihi

    Reenkarnasyonla ilgili tarihi bilgilere dönüp baktığımızda, Pisagor, Platon gibi kadim felsefeciler tarafından dile getirildiğini görmekteyiz. Ancak köken itibariyle çok daha eskiye Mısır, Kelt, Maya, İnka gibi uygarlıklara kadar izi sürülebilmektedir. Ancak örneğin Mısır’da bu kavram bir süre sonra yanlış anlaşılmış ve aynı bedenle geri dönüleceğine inanıldığından bedenin bozulmamasına önem verilmiş ve mumyalama işlemi gerçekleştirilmiştir.



    Müslümanlık öncesi Türk inanışında da yeniden doğuşa inanılmaktadır. Uygurlar, tekrar doğma olgusuna sansar demektedirler. Yakut Türkleri, Çukçiler ve Yukagirler de, insanın üç “can”ı olduğuna inanırlar. Ölüm olayında biri mezarda kalır, biri “gölgeler diyarı”na iner, üçüncüsü “Göğe” çıkar. İnsanın “gölge can”ı öte-alemin eşiğini bekleyen eşik bekçisine rastlar; sonra kayıkla öte yakaya geçer. Gölgeler diyarı’nda ölü, yeryüzünde sürdüğü yaşamı sürer. Ölüler, bir süre sonra, yeryüzünde tekrar doğabilirler.

    Ruh göçü kavramı

    Ruh göçünden bahseden en erken Taoist belgeler Han Sülalesi dönemine dayanır. Bu belgelerde “Lao Zi’nin Üç Hükümdar ve Beş İmparator Dönemi”nden itibaren farklı dönemlerde farklı kişiler olarak yaşadığı anlatılır. Taoizm’in kutsal kitaplarından Chuang Tzu’da (M.Ö.4.yy.) şöyle denir:

    “Doğum başlangıç değildir, ölüm de son değildir. Var oluş sınırsız, sonsuzdur; bir başlangıç noktası olmayan süreklilik söz konusudur. Sınırı olmayan var oluş (varlık) uzaydır. Başlangıç noktası olmayan süreklilik zamandır. Doğum da vardır, ölüm de; biri dışarı doğru olan sonuçtur, diğeri içeriye doğru olan sonuçtur. Böylece, biçimini görmeksizin, ‘İlahî Olanın Kapısı’ndan bir içeri bir dışarı geçilir.” (Zhuang Zi, 23)

    Grek kültüründe, Kökeni tam olarak bilinmemekteyse de birçok araştırmacı Orfe ve Pisagor’la başladığı düşüncesindedir. Sokrat vePlaton da ruh göçüne inanmışlar ve Pisagor ile Platon reenkarnasyon doktrinini çevrelerine inisiyatik eğitimle açıklamışlardır. Birçok eski kaynak Pisagor’un önceki yaşamlarını hatırlayabildiğini doğrulamaktadır.

    Orfe’den ve Pisagor’dan esinlenen akımlar Roma uygarlığında her zaman mevcut olmuşlardır.

    Roma uygarlığında ruh göçü kavramına inananlar özellikle maddi durumu iyi sınıflar, filozoflar ve sanatçılardan oluşuyordu. Virgilius ünlü “Aeneide” eserinde ruh göçüne birçok yerde göndermelerde bulunur.

    Ruh göçü doktrini kıyamet inanışına sahip geleneksel Musevilikte bulunmamakla birlikte, popüler Musevi inanışlarında ruh göçü kavramına ilişkin bazı unsurların yer aldığı görülmektedir. Örneğin birçok Yahudi; adem’in önce Nuh, sonra İbrahim, sonra Musa olduğuna inanır. Ayrıca vaktiyle inisiyatik bir örgütlenme içinde olmuş Essenileradlı Yahudi topluluğunun ruh göçünü kabul ettiği bilinmektedir.

    Öte yandan Yahudilerin mistik ve ezoterik tradisyonu olan Kabala’da ruh göçü kavramının bulunduğu görülür. Ruh göçüne özellikle Sha’ar Ha’Gilgulim‘de değinilmektedir. İbranicede bu kavram ruhların devreleri anlamında kullanılan Gilgulei Ha Neshamot terimiyle ifade edilir. Eserde ruhların tekamül için çeşitli enkarnasyonlardan (doğumlardan, yaşamlardan) geçmesi gerektiği kavramı işlenir.

    Hıristiyanlıkta 19.yy.da doğmuş birçok akım ruh göçü inanışını benimsemiş durumdadır.

    Bunlar arasında spiritüalistler, okültizmdenesinlenen teozofi, antropozofi gibi akımlar sayılabilir. Özellikle teozoflar ve New Age Hıristiyanları geçmişteki birçok din ve inanışta ruh göçü kavramının yer almış olduğunu ileri sürerler. Onlara göre, ilkHıristiyanlar reenkarnasyona inanmaktaydı, fakat yanlış çeviriler ve önyargılar bu inanışın yer aldığı metinlerin kaybolmasına veya tahrif edilmesine neden olmuştur. Nitekim II. İstanbul Konsilinde bu inanış politik nedenlerle sansürlenmiş ve « heretik » olarak ilan edilmiştir. Politik nedenler arasında, Doğu Roma İmparatorluğu ile Batı Roma İmparatorluğu arasındaki iktidar çatışması, ilk yüzyıllardaki farklı kiliseler ve patrikler arasındaki güç çatışması ve özellikle Hıristiyanlık öğretisinin henüz hararetli münakaşalar yaşadığı dönemdeki origencilik, monofizizm, nasturilik, ortodoksluk vs. farklı teolojikgörüşler arasındaki çatışmalar sayılabilir. İlk Hıristiyanların ruh göçüne inandığını ileri süren teozoflar ve Batılı spiritüalistlerİncil’lerdeki bazı pasajları da iddialarına örnek olarak gösterirler. “Kilise Babaları”nın çoğu ruh göçü inanışını mahkum etmişlerse de, bu inanışa ait birçok imalı söz halen kayıtlarda bulunmaktadır. Örneğin Kilise Babaları’nın en etkilisi sayılan Augustinus İtiraflar’ında şöyle der:

    Söyle bana Tanrım, söyle bana çocukluğum daha önce yaşamış olduğum, önceki ölümümle ayrılmış olduğum bir neslin devamı mıdır? (…) Bu yaşamdan önce neredeydim ey Tanrım, başka bir bedende mi?
    Augustinus Contra Academicos diyaloglarında ise şöyle der:

    Tüm felsefenin en saf ve en aydınlığı olan Platon’un mesajı sonunda hatanın gölgesini dağıttı ve şimdi özellikle Plotin’de parlıyor. Belki de üstadına benzeyen Platoncu Plotin onunla vaktiyle aynı dönemde yaşamıştır ve hatta belki de Platon Plotin olarak yeniden doğmuştur.

    Ruh göçünü kabul eden akımlardan biri de Gnostisizm’dir. Gnostikler, özellikle Ürdün, Anadolu ve Mısır’da yaşamışlardır. Gnostik öğretiler çeşitli olmakla birlikte ortak hareket noktalarının şu ilkelerde toplandığı söylenebilir:


    • Hakikatlere ulaşabilmede dinler yetersizdir.
    • Hakiki bilgiler, yani hakikate ait ya da hakikate yakın bilgiler ancak ruhsal ve psişik gelişim yoluyla edinilebilir.
    • Ruh ölümsüzdür. Ruh dünya yaşamında bir tür hapishane yaşamı geçirmektedir.
    • Gerçek olan, fiziksel dünya yaşamı değil, ruhsal yaşamdır.
    • Dünya dualite ilkesinin geçerli olduğu bir gelişim ortamıdır.
    • Ruhsal gelişim yolunda en önemli bilgi kaynaklarından biri, ruhsal alemden ruhsal irtibatlarla alınabilecek yüksek bilgiler içeren tebliğlerdir ki, bunlar ruhsal bakımdan seçkin insanlara verilir.

    Ruh göçü İslam’da kavramı var mıdır?

    Kıyamet kavramını kabul eden diğer tektanrılı dinlerde olduğu gibi, İslam’da da geleneksel olarak ruh göçü kavramı yoktur. Buna karşılık özellikle Batıniler Kuran’da bu kavramla ilişkili gördükleri bazı « üstü kapalı » (sembolik) ifadeler olduğunu ileri sürerler. Fakat geleneksel İslam’da bu ayetlerin böyle yorumlanmasının doğru olmadığı, anlamlarının böyle olmadığı ifade edilir. İslam’ın ezoterik öğretisi Sufizm’de reenkarnasyonu kabul eden metinler bulunmaktadır. Örneğin İranlı büyük sufi üstadı Bahram Elahi, « Kemal Yolu » eserinde kişinin ruhsal tekamül yolundaki kurtuluşa ermesi için yaklaşık 50.000 yıl boyunca çeşitli bedenlerde reenkarne olması gerektiğini açıklamaktadır. Fakat kitaptaki ifadeleri başka şekillerde de yorumlanabilir. Mevlana Celaleddin Rumi’nin ve Yunus Emre’nin şu sözlerinde de reenkarnasyonun ima edildiği ileri sürülmektedir:

    Ben de cansız varlıkken öldüm, yetişip gelişen bitki oldum; bitkiyken öldüm, hayvan biçiminde tezahür ettim. Hayvanlıktan geçip öldüm, insan oldum; öyleyse ölmekten korkmak niye? Hiç daha kötüye dönüştüğüm, alçaldığım görüldü mü? (Mevlana Celaleddin Rumi)

    Ete kemiğe büründüm, Yunus olarak göründüm (…) Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası. (Yunus Emre)

    Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz. (Hz. Muhammed)

    Öte yandan Şii mezheplerin birçoğunda gnostisizmin etkileri görülmektedir ki, bunlardan bazıları ruh göçüne inanmaktadır. ÖrneğinDürzîlikte bu inanış mevcuttur. Bununla birlikte geleneksel İslam, bu öğretiyi İslamiyet kapsamında görmez.


    İndigo Dergisi


    https://indigodergisi.com/2016/02/ku...nasyon-izleri/
    Yaren ve Siyah inci bunu beğendiler.

  3. #3
    Status
    Online
    NoktA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator
    Üyelik tarihi
    21 Mart 2017
    Mesajlar
    4,203
    Konular
    1701
    Bahsedilen
    327 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Cevap: Kuran’da Reenkarnasyon İzleri (1)

    Kur’an’da Reenkarnasyon İzleri (3)

    Yazar
    Tanya Jaziri


    Bilimsel alanda reenkarnasyon çalışmalarında, ünlü İngiliz biyolog Thomas Huxley reenkarnasyon fikrinin makul bir fikir olduğunu düşünmüş ve “Evrim ve Etik” (Evolution and Ethics) ve “Denemeler” (Essays) adlı kitaplarında bu fikri tartışmalı olarak ele almıştır.



    ABD’de son zamanlarda, kimilerince 20’inci yüzyılın Galilesi sayılan Kanadalı – ABD’li psikiyatrist Ian Stevenson tarafından sürdürülen bilimsel araştırmaların sonuçlarının yayımlanmasıyla reenkarnasyona olan ilgi biraz daha popüler hale getirilmiştir.

    Reenkarnasyonun varlığının lehindeki en ayrıntılı kişisel rapor dosyaları Virginia Üniversitesi’nden Prof. Ian Stevenson tarafından “Yirmi Açık Reenkarnasyon Vakası” (Twenty Cases Suggestive of Reincarnation), “Reenkarnasyon ve Biyoloji: Doğum İşaretlerinin ve Doğum Kusurlarının Etiyolojisine Bir Katkı, Cilt 1: Doğum İşaretleri” (Reincarnation and Biology: A Contribution to the Etiology of Birthmarks and Birth Defects Volume 1: Birthmarks) ve “Reenkarnasyon ve Biyoloji: Doğum İşaretlerinin ve Doğum Kusurlarının Etiyolojisine Bir Katkı, Cilt 2: Doğum İşaretleri ve Diğer Anormallikler” (Reincarnation and Biology: A Contribution to the Etiology of Birthmarks and Birth Defects Volume 2: Birth Defects and Other Anomalies) adlı kitaplarda yayımlanmıştır. İncelemelerinin bir kısmı Charlottesville Üniversitesi tarafından İngilizce olarak, 6 büyük cilt halinde yayımlanmıştır.



    Prof. Stevenson 40 yılını, geçmiş yaşamlarını hatırlıyor gibi görünen çocukları incelemeye hasretti. Yaklaşık 1000 çocuk üzerinde incelemelerde bulundu. (İncelediği vakaların sayısı 2002 yılında 2006’yı bulmuştur.) Prof. Stevenson her vakada çocukların raporlarını metotlu olarak belgeledi. Böylece, çocukların anlattıkları ile ölen kişilere ait olguların paralellik göstermekte olduğunu doğrulamayı başardı. Aynı zamanda söz konusu ölen kişilerde ölüm ve yaralanmaya yol açmış yara izlerinin söz konusu çocuklarda doğum işareti ve doğum kusuru olarak belirmiş olduğunu, otopsi fotoğrafları gibi tıbbi kayıtlarla doğruladı. Prof. Stevenson’un yardımcılarıyla bilimsel anlamda son derece titiz bir şekilde incelediği bu vakalarda, geçmiş yaşamlarını (reenkarnasyonlarını) hatırladıklarını söyleyen bütün çocukların iddiaları araştırılmış ve hepsi doğrulanmıştır. İncelemelerini genellikle reenkarnasyona inanılan ülkelerde sürdürmüş olan Stevenson, yayımlanan son kitabında ise Batıda rastladığı 6 vakayı sunmuştur.
    Stevenson tarafından belgelenmiş tipik bir vakada, Beyrut’taki bir çocuk 25 yaşında bir motor tamircisiyken plaj yolu üzerinde hız sınırını aşmış bir arabanın çarpmasıyla ölmüş olduğunu anlatmaktaydı. Çeşitli tanıklıklara göre, çocuk sürücünün adını, kazanın tam olduğu yeri, motor tamircisinin kız kardeşlerinin, anne ve babasının, kuzenlerinin ve birlikte ava gittiği arkadaşlarının adlarını veriyordu. Vaka doğrulandı, çocuk söz konusu motor tamircisinin ölümünden birkaç yıl sonra doğmuştu ve çocuğun ailesinin ölen adamla görünür hiçbir irtibatı yoktu.

    Stevenson’un ilk incelemelerini daha ziyade, reenkarnasyona inancının yoğun olduğu ülkelerde yapmıştı. Bu bakımdan bir eleştiri aldığında, bu kez incelemelerini Batılı ülkelerde de yaptı ve Avrupa’da incelediği bu tür reenkarnasyon vakaları üzerine bir kitap yayımladı.

    Daha başka birçok kişi reenkarnasyon fenomenini sorgulamış ve bunun makul bir fenomen olduğu sonucuna varmıştır. Bu kişiler arasında Peter Ramster, Dr. Brian Weiss, Dr. Walter Semkiw ve başkaları sayılabilir. Fakat bu kişilerin çalışmaları bilim çevreleri tarafından genellikle kuşkuyla karşılanmıştır. Dr. Karl Sagan gibi bazı kuşkucular, daha fazla reenkarnasyon araştırmasının yapılması gerektiği düşüncesindedirler.

    Stevenson’un reenkarnasyon araştırmalarının özellikleri


    • Vakaların ve verilerin ulaştığı miktarın çokluğundan, reenkarnasyon taraftarları için teorinin doğru olduğu kesin sayılır.
    • Araştırmaların büyük bölümü üniversiteler tarafından gerçekleştirildi.
    • Madde ve metotlar açıkça ortaya konulmuştur.
    • Uzman dergilerinde bilimsel tartışmalar olmuştur.
    • Dört üniversite tarafından tekrarlanan deneylerin benzer neticeler gösterdiği bilinir.
    • Araştırmalar dinlerden bağımsız gerçekleşmiştir.
    • Araştırmalarda maddi çıkarlar gözetilmemiştir.
    • Araştırma tekniklerindeki titizlik eleştiriciler tarafından da kabul edilmiştir. Tartışma konusu sadece verilerin yorumu üzerinedir.

    Reenkarnasyon ile ilgili kriptolanmış ayetler

    Kur’an ın kriptolanmış olduğunu anlattıktan ve inanışlardaki reenkarnasyona değindikten sonra gelelim reenkarnasyonla ilgili kriptolanmış ayetleri bulmaya. Reenkarnasyonla ilgili en bilinen ayetler Bakara suresindedir:

    “Allah’ın varlığını nasıl inkar ediyorsunuz ki, sizi ölü iken O diriltti, sonra yine sizi O öldürecek, yine sizi O diriltecektir; nihayet O’na döndürüleceksiniz” (Bakara Suresi 28. ayet).

    “Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz” (Bakara Suresi 56. ayet).

    Daha kapalılara bakalım;

    “O’ndan başka ilah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir” (Duhan Suresi 8. ayet).

    Burada kriptonun çıkarılacağı ilk yer atalarımızdan bahsettiği yerdir. Ata zaten bizden önceki demektir. Başına geçmiş atalarınızı koymuştur. Rab kelimesi tekamül ettiren demektir. Burada vurgulanan tekamülün evvelden başlayan bir süreç olduğudur. Diğer bir ifadede diriliş ifadesidir. İlk yaradılış için, sizi yarattı ifadesi kullanılır oysa burada sizi diriltti denmektedir. Bunun ilk yaratılıştan sonraki bir dirilme olduğu vurgulanmaktadır. Diğer bir ayet:

    “Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz yalnızca tek bir kişi gibidir. Şüphesiz Allah işitendir, görendir” (Lokman Suresi 28. ayet).

    Bu ayette de yaratılış ve dirilişin ayrı şeyler olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca sizi birden var ettiğine deyinmektedir. Tekamül sonucu tekrar bir e döneceksiniz.

    “Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kafirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir” (Enam Suresi 122. ayet).

    “İnsanlar arasında yürüyeceği” ifadesi, dirilişin yaşamın sonrasında değil öncesinde gerçekleştiğini ifade eder. Örnek verilen kimse yaşama yoktan var edilerek değil diriltilerek başlamıştır. Yaşamından öncesi hiçlik aşaması değildir. Ölüm aşamasıdır.

    “O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nun dur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir (Rum Suresi 27. ayet).

    “Yaratmayı tekrarlayacaktır” ifadesi her şeyi anlatmaktadır.

    ” O size hayat veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da diriltecek olandır. Şüphesiz, insan çok nankördür(Hac Suresi 66. ayet).
    “Allah yaratışa başlar, sonra onu varlık alanından çekip tekrar yaratır. En sonunda O’na döndürülürsünüz”(Rum Suresi 11. ayet).
    “Ve gerçek şu ki o kıyamet gelecektir, onda hiç şüphe yoktur. Ve gerçekten Allah kabirlerde olanları diriltecektir” (Hac Suresi 7. ayet).

    Bu ayete derinlemesine bakılmazsa gözümüzün önüne gelecek olan mezarlarda yatan insanların, hayata döneceğidir. Peki, yakılarak defnedilen insanlar nasıl dirileceklerdir. Burada kabirden kasıt ölümdür.

    “Ya şu kişi gibisini görmedin mi? Çatıları çökmüş, duvarları – damları yere inmiş bir kente uğramıştı da şöyle demişti : “Allah şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak? Bunun üzerine Allah, o kişiyi yüzyıllık bir süre için öldürmüş, sonra diriltmişti. ” Ne kadar bekledin?” demişti. ” Bir gün ya da günün bir kısmı kadar bekledim.” Dedi. “Hayır, dedi, aksine sen yüzyıl kaldın. Yiyeceğine içeceğine bak! Henüz bozulmamış. Eşeğine bak! Seni insanlara bir ibret yapalım diyedir bu. Kemiklere bak, nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra et giydiriyoruz onlara.” İş kendisi için açıklık kazanınca şöyle dedi o : “Allahın her şeye kadir olduğunu biliyorum” (Bakara Suresi 259. ayet).

    “Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik. İçlerinden bir sözcü dedi ki : ” Ne kadar kaldınız?” Dediler ki : “Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık.” “Dediler ki: Ne kadar kaldığınızı rabbiniz daha iyi bilir…” (Kehf Suresi 19. ayet).

    “Kemiklere bak, nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra et giydiriyoruz onlara” ile ifade edilen diriliş sonrası meydana gelen oluşumun etten kemikten olduğudur. Yeni fani bir beden daha yaratılmıştır. Ölümlü bir beden sonunda gene ölecektir. Var oluşun sonsuzluk boyutuna geçtiği Ahiret gününde etten kemikten bir bedene ihtiyaç yoktur. Burada zaman algısından da söz edilmektedir. Ölümde kalınan süre bir gün ya da daha az sanılmaktadır. Yaşamda kalınan süre de ölümden sonra benzer ifadelerle nitelenmektedir.

    “Dedi ki; ” Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız? “Dediler ki: Bir gün ya da bir günün biraz azı kadar kaldık, sayanlara sor” (Mu’minun Suresi 112–113 ayetler).

    Buradan biraz daha karışık olan bölgelere doğru kaymanın zamanı geldi o halde;

    “Allah, ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyenin ise uykuda canını alır. Böylece kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanı tutar, öbürünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir toplum için gerçekten ayetler vardır” (Zümer Suresi 42. ayet).

    Burada, “düşünebilen bir toplum için gerçekten ayetler vardır” deniyor, iyice bakamazsan kriptoyu göremezsin demek istiyor. Birisi neden ölmesin ve neden uykuda canı alınsın. Burada uyku ile kastedilenin ne olduğunu anlamak önemlidir. Uykudan kasıt iki yaşam arasında geçen, gece karanlığındaki yaşam sürecidir. Tekamülünü tamamlayan artık tutulacak diğeri ise, tekamülünü tamamlayana kadar yeniden doğmak üzere salıverilecektir.


    İndigo Dergisi


    https://indigodergisi.com/2016/02/ku...syon-izleri-3/
    Yaren ve Siyah inci bunu beğendiler.

  4. #4
    Status
    Offline
    EMİR ŞAHİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Isınan Üye
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2017
    Mesajlar
    71
    Konular
    6
    Bahsedilen
    2 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    2

    Standart Cevap: Kuran’da Reenkarnasyon İzleri (1)


  5. #5
    Status
    Offline
    Siyah inci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Isınan Üye
    Üyelik tarihi
    07 Eylül 2017
    Mesajlar
    98
    Konular
    1
    Bahsedilen
    60 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    2

    Standart Cevap: Kuran’da Reenkarnasyon İzleri (1)

    Gündemi meşgul eden konulardan biri baya kafa yoruyor daha sonra verdiğiniz kaynaktan okuyacam inşaAllah teşekkürler
    NoktA bunu beğendi.

  6. #6
    Status
    Online
    NoktA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator
    Üyelik tarihi
    21 Mart 2017
    Mesajlar
    4,203
    Konular
    1701
    Bahsedilen
    327 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Cevap: Kuran’da Reenkarnasyon İzleri (1)

    Ben teşekkür ederim Siyah inci
    Siyah inci bunu beğendi.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Kuran'da Süleyman Peygamber
    Konu Sahibi Osman Forum SP Tarih
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 05.Ağustos.2017, 19:17
  2. Kuran'a Geçme Tacı Örnekleri
    Konu Sahibi Zeynep Forum Çocuk Eğitimi ve Gelişimi
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 04.Ağustos.2017, 21:40
  3. Ameliyat masasındaki Kuran..
    Konu Sahibi eRkAm Forum Vav
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 20.Mayıs.2017, 21:45
  4. Kuran-ı Kerim Niçin İndirildi?
    Konu Sahibi Minerva Forum Genel İslami Paylaşımlar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16.Mayıs.2017, 16:53
  5. Kuran'ı Öğrenilmiş ve onu seslendirdi
    Konu Sahibi seragmunir Forum Alemlerin Rabbi Allah (c.c)
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 11.Mayıs.2017, 13:32

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •