İSLAM AKAİDİNİN ÖZELLİKLERİ

Hz. Adem´den beri bütün peygamberlerin teblig ettigi tevhid inancini yaşayan yegane akide olan İslam akaidinin özelliklerini şöyle siralayabiliriz: (1)

1.İslam akaidi apaciktir, vazihtir:

İslam akaidinin diger inanc sistemlerinde bulunmayan özelliklerinden biride, apacik, sade ve anlaşilabilir bir akide olmasi, kendisinde hicbir kapali ve müphem hususun bulunmamasidir. İslam akaidi şu cümlelerde özetlenebilir. “Son derece güzel, düzenli ve saglam olan bu alemin ötesinde, onu yaratan ve düzenleyen bir Rab vardir. Bu Rab her şeyi belli bir ölcüye göre yaratmiştir. O´nun ortagi, benzeri, dengi ve oglu yoktur.´...Göklerde ve yerde olanlarin hepsi O´nundur, hepsi O´na boyun egmiştir.´(Bakara2/116).”

İslam´in tevhid inancinda, düalizm, teslis ve benzeri inanclarda görülen kapaliliklar yoktur.

2.İslam akaidi fitrata en uygun inanc sistemidir:

İslam akaidi insan fitratina yabanci gelen ve yaratilişa zit olan birakide degildir, fitrata uygundur. Bu hususta Kur´an´da aciklamaktadir (Rum 30/30).

3.İslam akaidi sabit ve degişmez bir akidedir:

İslam akaidi artma ve eksilmeyi, tahrif (bozulma) ve tebdili (degiştirilmeyi) kabul etmeyen sabit bir akidedir. Herhangi bir dinadaminin, ilmi kongrenin veya din şurasinin -Hristiyanlik´ta oldugu gibi- onda bulunmayan şeyleri ona katmasi, onda bulunani eksiltmesi mümkün degildir. Hz. Peygamber´in de dedigi gibi, İslam akaidine ilave edilecek veya ondan cikarilacak her şey reddedilmiştir: “Kim hakkimizda, olmayan bir şeyi uydurursa reddedilmiştir.”(2) Kur´an-iKerim´de böyle yapanlari hoş karşilamaz: “Yoksa onlarin, Allah´in izin vermedigi bir dini getiren ortaklari mi var?”(Şura42/21). Bu sebeple bazi İslami eserlerde göze carpan ve halkarasinda yaygin olan bir takim hurafe, efsane ve bid´atlerin hepsi batildir. İslam bunlarin hicbirini kabul etmez.

4.İslam akaidi kat´i delile dayanir:

İslam akaidi soyut hükümler ileri sürmekle yetinmez, kesin delile dayanir. Diger bazi inanc sistemlerinde görülen “gözünü kapave bana tabi ol”, “cehalet takvanin anasidir” gibi anlayişlarin İslam akaidinde yeri yoktur. Aksine Kur´an´da “Sen de onlara:´Eger sahiden dogru söylüyorsaniz delilinizi getirin´de”(Bakara 2/111) buyurulur. İslam akaidi, sadece kalp ve vicdana hitapla yetinmeyip kesin delillere ve acik istidlallere yer verir. Kur´an-i Kerim, Allah´in varligi, birligi ve kemal sifatlariyla nitelenmiş (muttasif) oldugu konusunda, kainattan, insanin kendinden ve tarihten deliller getirir. İnsanin ilk yaratilişindan, göklerin ve yerin yaratilişindan, baharda yeryüzünün tekrar canlanmasindan hareketle, öldükten sonra dirilmenin mümkün oldugunu sonucunu cikarir.

5.İslam akaidi mutedil ve dengeli, ifrat ve tefritten uzak bir inanc sistemidir:

a.İslam akaidi, duygu organlariyla kavrayamiyoruz diye tabiat ötesi şeylerin hepsini inkar edenlerle, birden fazla ilahin varligini kabul edip,ilahin ruhunun bir takim insanlara hatta hayvanlara ve bitkilere gectigini (hulul) söyleyenler arasinda yer alan mutedil bir inanc sistemidir. İslam akaidi şirke kayan ilah telakkisini terk ettigi gibi, inkarciligi da terk etmiştir. Alemin bir tek ilahinin oldugunu, kendinden başka hic bir tanrinin bulunmadigini ortaya koymuştur: “(Resulum) de ki: ´Eger biliyorsaniz (söyleyin bakalim), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?´, ´Allah´a aittir´diyecekler. ´Öyle ise siz hic düşünüp taşinmaz misiniz!´diye sor. ´(Bunlar da) Allah´indir´diyecekler. ´Şu halde siz Allah´tan korkmaz misiniz?´ de. ´Eger biliyorsaniz (söyleyin), her şeyin melekutu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunup kollanmayan kimdir?´ diye sor. ´(Bunlarin hepsi) Allah´indir´ diyecekler. ´Öyle ise nasil olup da büyüye kapiliyorsunuz?´de.”(Mu´minun 23/84-89).

b.İslam akaidi Allah´in sifatlari konusunda da orta yolu izlemiştir. Ne Yunan felsefesinde oldugu gibi tenzihte aşiri giderek ilahi sifatlari inkar etmiş, ne de Yahudilik´teki gibi teşbih (Allah´iyaratiklara benzetme) ve tecsime (Allah´i cisim kabul etme) düşmüştür. Bir taraftan Allah´i yaratiklara benzetmekten tenzih ederken, diger taraftan O´nu kemal (yetkinlik) ifade eden sifatlarla nitelenmiş (muttasif) kabul eder: “O´nun benzeri hic bir şey yoktur. O işitendir, görendir.”(Şura 42/11). “Allah, O´ndan başka tanri yoktur. O, hayy (diri) dir, kayyumdur (yaratiklarini koruyup bizzat yönetendir). Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama.Göklerde ve yerdekilerin hepsi O´nundur. İzni olmadan O´nun katinda kim şefaat edebilir? O, kullarinin yaptiklarini ve yapacaklarini bilir. (O´na hic bir şey gizli kalmaz.) O´nun bildirdiklerinin dişinda insanlar O´nun ilminden hic bir şeyi tam olarak bilemezler. O´nun kürsüsü gökleri ve yeri icine alir, onlari koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.”(Bakara 2/255).

c.İslam akaidi, mutlak teslimiyetci kişiler ile her şeyin hatta uluhiyetin bile mahiyetini bilmek ve kavramak isteyen kimseler arasinda ortayolu tutmuş bir akidedir.

d.İslam akaidi diger inanc sistamlariyle olan ilişkilerinde de itidal üzeredir. O, bu sistemler icinde eriyip yok olmayi kabul etmedigi gibi, onlara karşi taassub da göstermez. “O halde sen Allah´a güvenip dayan. Cünkü sen apacik hakikat üzeresin”(Neml 27/79);“Sen, sana vahyedilene simsiki saril. Şüphesiz sen, dosdogru yoldasin.”(Zuhruf 43/43) ayetleri diger akideler icinde erimemeyi emrederken; “De ki: “...Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz´dir. Bizim işlediklermiz bize, size işledikleiniz de sizedir.”(Şura 42/15); “Sizin dininiz size, benim dinim de banadir.”(Kafirun 109/6); “De ki: Benim işim bana, sizin işinizde size aittir. Siz benim yaptigimdan uzaksiniz, ben de sizin yaptiginizdan uzagim.”(Yunus 10/41) ayetleri de özellikle semavi din mensublarina karşi taassub gösterilmemesi gerektigine işaret etmektedir. İslam, (İnsanlari) Allah´a cagiran, iyi iş yapan ve´Ben Müslümanlar´danim´diyenden kimin sözü daha güzeldir?”(Fussilet 41/33) ayetiyle, diger din mensublarini İslam´a cagirmayi teşvik ederken, “Dinde zorlama yoktur. Artik dogrulukla egrilik birbirinden ayrilmiştir.”(Bakara 2/256) ayetiyle de zorlamaya razi olmadigini göstermiştir.

e.İslam akaidi peygamberler hakkinda da mutedil bir yol takip etmiştir. Onlarin hic bir zaman tanri metebesine yükseltmedigi gibi, insanlarin en aşagi derecesine de indirmemiştir. İslam akaidine göre peygamberler ancak bir beşerdir. Fakat Allah onlari vahiyle şereflendirmiş, büyük günahlardan korumuş ve insanlara örnek yapmiştir.(Anahatlariyla İslam Akaidi ve Kelam´a Giriş, Sf. 28-32/Prof. Dr. A. Saim Kilavuz)

(1).İslam akaidinin özellikleri konusunda geniş bilgi icin bk. Kardavi,Yusuf, el-İman ve´l-yahat, 40-49, Kahire 1395/1975; (18. bs., Muessesetu´r-Risale, Beyrut 1415/1995).
(2).Buhari,“Sulh”, 5; Muslim, “Ahdiyye”, 17; İbn Mace, “Mukaddime”,3; Ahmed b. Hanbel, VI, 270.