"Ey Muhammed! Allah yolunda" sana ne infak edeceklerini soruyorlar De ki: "İnfak ettiğiniz hayırdan; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere, miskinlere, yolda kalanlara verin Hayır olarak ne yaparsanız muhakkak ki Allah onu bilir" (Bakara:215)

Bazı alimlere göre bu ayet zekat ayetiyle mensuh olmuştur Bazılarına göre ise; Bu ayet zekat dışında Allah için yapılan nafile harcamayı bildirmektedir Dolayısıyla mensuh değildir Doğru olan görüş de budur
Allah (cc) malı olan ve yalnız zekatla yetinmeyip Allah için zekat dışında da tasaddukta bulunmak isteyenlere, kimlere tasaddukta bulunmalarının daha iyi olduğunu bildirerek; "Babalarınıza, annelerinize, yakın akrabalarınıza, küçükken babası ölen ve ihtiyaç içinde olan yetimlere, hiçbir malı olmayan, insanlardan istemeye utanan ve dilenmeyen miskinlere ve zengin olsa bile, yolculuk şartlarından dolayı ihtiyaçlı duruma düşen yolda kalmışlara infak etmeniz daha iyidir Müslümanların infaka çok ihtiyaçlarının bulunduğu bir durumda infakta bulunmanız ise daha efdaldir" buyurmaktadır


Rasulullah (sas) hicret ettiği zaman müslümanların çoğu muhtaç duruma düştü Çünkü onlardan, hicret ederken mallarını, evlerini, tüm servetlerini terkedenler vardı

Allah'ın dinini hakim kılmak ve kafirlerin saltanatına son vermek için müslüman bir topluluk oluştururken, muhakkak maddi kaynaklara ihtiyaç duyulur İşte o zaman zekat dışında başka harcamaların da yapılması gerekir
--------------
Ayrıca İslam toplumunda, fertler arasındaki sosyal dayanışmayı kuvvetlendirmek için de zekat dışında harcamalar yapılması gerekir
Allah yolunda, zekat dışında yapılan harcamalar öncelikle, İslam toplumunu meydana getiren birimlerin en küçüğü olan ailedeki fertler içinde yapılmalıdır Rasulullah (sas) de hadislerinde buna işaret etmektedir
Örneğin; eğer kadın varlıklı ise ve tasaddukta da bulunmak istiyorsa, bakmakla sorumlu olmadığı halde ilk olarak kocası ve çocukları için harcama yapmalıdır Çünkü toplumun en küçük parçasının içinde dayanışma olursa, genelinde de olur

Rasulullah (sas) şöyle buyurdu:
"Ey kadınlar topluluğu! Sadaka verin! Hatta takılarınızı satarak olsa bile"
Abdullah b Mesud'un hanımı Zeyneb bunu duyunca Abdullah'a şöyle dedi: "Ben senin ihtiyaçlı olduğunu görüyorum Eğer sadaka sevabı alacaksam bu sadakayı sana vermek isterim" Bunun üzerine Rasulullah'a gitti:
"Kocam ve yetim çocuklarım için harcama yapmam sadaka yerine geçer mi?" diye sordu Rasulullah (sas) ona şöyle cevap verdi:
"Böyle yaparsan sana iki ecir vardır: Sadaka sevabı ve akrabalara yardım etme sevabı"
Başka bir rivayette Rasulullah (sas) ona:
"Sadaka vermek istiyorsan buna en layık olan senin kocan ve çocuklarındır" buyurdu(Tirmizi, İbni Huzeyme sahihinde)
----------------------

Sadaka verecek olan kişi önce anneye, babaya, sonra akrabaya, sonra da yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara vermelidir
Çünkü bu kimseler ne kadar yakın olurlarsa olsunlar, onlar da İslam toplumunun birer ferdidirler Hatta anne baba olsa bile Zaten fıtraten anaya, babaya ve yakın akrabalara sadaka vermek insanın hoşuna giden bir ameldir
İşte ancak böyle yapılırsa İslam toplumunun fertleri arasında dayanışma sağlanır

Rasulullah (sas) şöyle buyurdu:
"Veren el (alan elden) üstündür Sadaka vermek ister-sen önce annene, sonra babana, sonra kızkardeşine, sonra erkek kardeşine, sonra sana en yakın olanlara ver" (Nesei, Ahmed, Dare Kutni)
"Hayır olarak ne yaparsanız Allah onu bilir"
Allah için yaptığınız her hayrı Allah bilir ve muhakkak onun karşılığını size verecektir Yeter ki niyetiniz Allah'ın rızasını kazanmak olsun
"Ve sana (Allah yolunda) ne infak edeceklerini de soruyorlar De ki: Nefsinizin ve ailenizin ihtiyaçlarından artanı harcayın!"

Rasulullah (sas) şöyle buyurdu:
"Sadaka vermeye önce nefsinden başla! Sonra ailene (hanimina ve çocuklarina), sonra akrabalarina, kalirsa o zaman şuna şuna ver!" (Müslim)
Bazı alimler bu ayetin zekat ayetiyle nesholunduğunu söylemişlerdir Fakat, bu ayet zekat ayetiyle nesholunmamıştır ve zekat dışında infakta bulunmayı tavsiye eden ayetlerdendir

"Düşünesiniz diye Allah size ayetlerini böyle açik-liyor"
İşte Allah (cc) hükümlerini bu şekilde apaçık bildiriyor ki, insanlar dünyayı ve ahireti iyice düşünsünler Çünkü asıl kalınacak yurt, dünya değil ahirettir Dünya sadece bir imtihan alanıdır Burada imtahanı kazanan ahirette de kazançlı çıkar Eğer amaç ahireti kazanmaksa, o zaman dünyada, Allah'ın emrettiği ve istediği şekilde yaşanmalı, Allah için harcama yapılmalıdır Dünyada yapılan harcama, kişiye her ne kadar maldan eksilme gibi gözükse de, ahirette karşılığı kat kat verilecektir