1) “Semud’a da kardeşleri Salih’i gönderdik. O onlara şöyle dedi: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. O’ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir belge geldi. Şu Allah’ın devesi sizin için bir mucizedir. Onu kendi haline bırakın, Allah’ın toprağında otlasın ve ona bir kötülükte bulunmayın. Yoksa sizi acıklı bir azap yakalar.”
Araf 73
2) “Düşünün ki, sizi Ad kavminden sonra halifeler kıldı ve sizi yeryüzüne yerleştirdi. Düzlüklerinde köşkler yapıyor, dağlarında kayaları yontarak evler inşa ediyorsunuz. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.”
Araf 74
3) “Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri içlerindeki zayıf düşürülmüşlerden (mustaz’aflardan) iman edenlere: Siz Salih’in Rabbi tarafından gönderilmiş biri olduğunu biliyor musunuz? dediler. Onlar da: Biz onunla gönderilene iman edenleriz dediler.”
Araf 75
4) “Bunun üzerine büyüklenenler: Biz de sizin iman ettiğinizi inkar edenleriz dediler.”
Araf 76
5) “Nihayet dişi deveyi boğazladılar, Rabblerinin emrinden dışarı çıktılar ve: Ey Salih! Eğer gerçekten Nebi olarak gönderilenlerden isen bizi tehdit ettiğin azabı getir bakalım dediler.”
Araf 77
6) “Bunun üzerine onları kuvvetli bir sarsıntı aldı ve yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.”
Araf 78
7) “(Salih) onlardan yüz çevirip şöyle dedi: Ey kavmim! Ben size Rabbimin bildirdiğini ulaştırdım ve size öğüt verdim; ama siz öğüt verenlerden hoşlanmıyorsunuz.”
Araf 79
8) “Semud halkına da kardeşleri Salih’i gönderdik. Şöyle dedi: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. O sizi yerden yarattı ve size orada ömür sürdürdü. Şu halde O’ndan bağışlanma dileyin sonra O’na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim yakındır, (duaları) kabul edendir.”
Hud 61
9) “Onlar: Ey Salih! Sen bundan önce aramızda hakkında ümit beslenen biri idin. Bizi babalarımızın taptıklarına tapmaktan men mi ediyorsun? Doğrusu senin bizi kendisine çağırdığın şeyden şüphe içindeyiz, kuşkuluyuz dediler.”
Hud 62
10) “Dedi ki: Ey kavmim, ya ben Rabbimden apaçık bir belge üzere isem ve O bana kendinden bir rahmet vermişse? Böyleyken O’na isyan edersem Allah’a karşı bana kim yardım edebilir? Sizin kaybımı artırmaktan başka bana bir katkınız olmaz.”
Hud 63
11) “Ey kavmim! Allah’ın şu dişi devesi sizin için bir mucizedir. Onu bırakın Allah’ın toprağında otlasın. Ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi yakın bir azap yakalar.”
Hud 64
12) “Onlar yine de o deveyi kestiler. Bunun üzerine (Salih): Yurdunuzda üç gün yaşayadurun. Bu yalanlanmayacak bir vaaddir dedi.”
Hud 65
13) “Nihayet emrimiz gelince Salih’i ve beraberindeki iman edenleri bizden bir rahmetle o günün aşağılığından kurtardık. Muhakkak ki senin Rabbin güçlü ve yüce olandır.”
Hud 66
14) “Zulmedenleri de korkunç bir çığlık aldı ve yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar.”
Hud 67
15) “Sanki orada hiç yaşamamışlardı. İyi bilin ki, Semud halkı Rabblerini inkar ettiler. Dikkat edin, Semud halkı uzak olsun.”
Hud 68
16) “Semud (kavmi) de Nebileri yalanladı.”
Şuara 141
17) “Hani kardeşleri Salih onlara demişti ki: Siz sakınmıyor musunuz?”
Şuara 142
18) “Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir Neberim.”
Şuara 143
19) “Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin.”
Şuara 144
20) “Bunun için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim (sevabım) ancak alemlerin Rabbine aittir.”
Şuara 145
21) “Siz burada güven içinde mi bırakılacaksınız?”
Şuara 146
22) “Bahçelerin ve pınarların arasında.”
Şuara 147
23) “Ekinlerin ve yumuşak tomurcuklu, hoş hurma ağaçlarının arasında.”
Şuara 148
24) “Dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.”
Şuara 149
25) “Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin.”
Şuara 150
26) “Ölçüsüzce davrananların emirlerine uymayın.”
Şuara 151
27) “Ki onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmakta, düzen sağlamamaktadırlar.”
Şuara 152
28) “Dediler ki: Sen ancak büyülenmişlerdensin.”
Şuara 153
29) “Sen bizim gibi bir beşerden başkası da değilsin. Eğer doğru sözlülerdensen haydi bir mucize getir.”
Şuara 154
30) “Dedi ki: İşte şu bir dişi devedir. Su içme hakkı (bir gün) onundur. Belli bir günün su içme hakkı da sizindir.”
Şuara 155
31) “Ona bir kötülük dokundurmayın yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar.”
Şuara 156
32) “Sonuçta onu boğazladılar; ama pişman oldular.”
Şuara 157
33) “Çünkü kendilerini azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmemişti.”
Şuara 158
34) “Andolsun biz Semud (kavmin)e de, Allah’a kulluk edin diye kardeşleri Salih’i gönderdik. Hemen onlar aralarında çekişen iki gruba ayrıldılar.”
Neml 45
35) “Dedi ki: Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün çarçabuk gelmesini istiyorsunuz? Allah’tan bağışlanma dilemeniz gerekmez mi? Umulur ki merhamet olunursunuz.”
Neml 46
36) “Dediler ki: Biz senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık. (Salih de): Sizin uğursuzluğunuz Allah katındadır. Hayır, siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz dedi.”
Neml 47
37) “O şehirde dokuz adam vardı ki, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor, düzen sağlamıyorlardı.”
Neml 48
38) “Kendi aralarında Allah’a and içerek dediler ki: Muhakkak gece ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim sonra velisine: Biz onun ailesinin öldürülüşünde bulunmadık ve gerçekten biz doğru söyleyenleriz diyelim.”
Neml 49
39) “Onlar bir tuzak kurdular biz de onlar farkında olmadan bir tuzak kurduk.”
Neml 50
40) “Onların tuzaklarının sonunun nasıl olduğuna bir bak! Biz onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik.”
Neml 51
41) “İşte zulmetmeleri yüzünden çökmüş, ıssız kalmış evleri. Şüphesiz bunda bilen bir topluluk için ibret vardı.”
Neml 52
42) “Semud da uyarıları yalanladı.”
Kamer 23
43) “Dediler ki: Bizden olan bir insana mı uyacağız? O takdirde biz kesin sapıklık ve çılgınlık içinde (kalmış) oluruz.”
Kamer 24
44) “Zikir (kitap, vahiy) aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır, o kendini beğenmiş yalancının biridir.”
Kamer 25
45) “Yarın kimin kendini beğenmiş yalancı olduğunu bilecekler.”
Kamer 26
46) “Biz onlara bir imtihan olarak o dişi deveyi göndereceğiz. Sen onları gözetle ve sabret.”
Kamer 27
47) “Onlara, suyun aralarında pay edildiğini haber ver. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.”
Kamer 28
48) “Derken arkadaşlarını çağırdılar. O da (kılıca) sarılarak (deveyi) kesti.”
Kamer 29
49) “(Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?”
Kamer 30
50) “Biz onların üzerlerine bir tek çığlık gönderdik. Bunun üzerine ağılın çalı çırpısı gibi oldular.”
Kamer 31