Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Ağaç Şeklinde Aç2Beğeni
  • 1 gönderen ay düşüm
  • 1 gönderen ay düşüm

Konu: Fey ile ilgili ayetler

  1. #1
    Status
    Offline
    ay düşüm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uzman Üye
    Üyelik tarihi
    31 Ağustos 2017
    Mesajlar
    1,325
    Konular
    254
    Blog Entries
    13
    Bahsedilen
    16 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart Fey ile ilgili ayetler

    • Haşr Suresi, 6. ayet: Onlardan Allah'ın elçisine verdiği "fey'e" gelince, ki siz buna karşı (bunu elde etmek için) ne at, ne deve sürdünüz. Ancak Allah, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Allah, herşeye güç yetirendir.
    • Haşr Suresi, 7. ayet: Allah'ın o (fethedilen) şehir halkından Resûlü'ne verdiği fey, Allah'a, Resûl'e, (ve Resûl'e) yakın akrabalığı olanlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Öyle ki (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet olmasın. Resûl size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, cezası (ikabı) pek şiddetli olandır.
    SiyahSancakTaR bunu beğendi.

  2. #2
    Status
    Offline
    ay düşüm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uzman Üye
    Üyelik tarihi
    31 Ağustos 2017
    Mesajlar
    1,325
    Konular
    254
    Blog Entries
    13
    Bahsedilen
    16 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart Cevap: Fey ile ilgili ayetler

    FEY

    İslâm devletinin gayri müslim tebaadan aldığı cizye, haraç ve ticaret malları vergilerinin ortak adı.

    Fey sözlükte masdar olarak “geri dönmek, şekil değiştirmek”, isim olarak “gölge, öğle vaktinden sonraki gölge” anlamlarına gelir. Terim olarak gayri müslimlerden alınan haraç, cizye, ticarî mal vergisi (uşûr) ve diğer bazı gelirleri ifade eder. Fey terimine, ganimet de dahil olmak üzere gayri müslimlerden alınan her türlü malı içine alacak şekilde kapsamlı bir anlam verenler olmuşsa da yaygın görüşe göre ganimet feyin kapsamı dışındadır.

    Fey kelimesi fiil olarak Kur’ân-ı Kerîm-de iki ayrı âyette üç defa (el-Bakara 2/226; el-Hucurât 49/9) “geri dönmek, vazgeçmek” anlamında, üç âyette de (el-Ahzâb 33/50; el-Haşr 59/6, 7) “ganimet olarak vermek” mânasında geçmektedir. Kelime hadislerde hem sözlük hem de terim anlamlarında kullanılmıştır (bk. Wensinck, el-Mu***510;cem, “fy***511;e” md.). Feyin “geri dönmek” ve “gölge” şeklindeki sözlük anlamlarıyla terim anlamı arasında bazı âlimlerce ilgi kurulmaya çalışılmıştır. Kudâme b. Ca‘fer, gayri müslimlerden alınan mallara fey denmesini toplanan malların veya gelirlerinin müslümanlara geri dönmesiyle açıklar (el-***294;arâc, s. 204). Kâfirlerin mallarına, dünya malının gölge gibi geçici olduğunu ifade etmek üzere fey dendiğini ileri sürenler de olmuştur.

    Medine döneminde Bedir Gazvesi’nden sonra nâzil olan bir âyette nefl (çoğulu enfâl) kelimesi kullanılarak ganimetlerin Allah ve Resulü’ne ait olduğu bildirilmiş (el-Enfâl 8/1), daha sonra da ganimetlerin dağıtımıyla ilgili ayrıntılı hükümler içeren bir başka âyet (el-Enfâl 8/41) inmiştir. Medine civarında yaşayan Benî Nadîr yahudilerinin bölgeden sürülmesi ve savaşsız olarak mallarının ele geçirilmesinin ardından nâzil olan Haşr sûresinin 6-10. âyetlerinde ise gayri müslimlerden elde edilen mallar hakkında fey kelimesi kullanılarak bir öncekine göre kısmen farklı hükümler getirilmiştir. Çok net olmamakla birlikte bu iki grup âyetin farklı üslûp ve hükümleri, Hz. Peygamber’in meselâ Benî Kureyza, Hayber, Vâdilkurâ, Benî Nadîr, Fedek, Huneyn, Benî Mustali***311; ganimetleriyle ilgili uygulamaları arasında görülen farklılıklar, daha sonraki dönemde fey ve ganimet ayrımı yapılıp bu iki kavrama farklı anlamlar yüklenmesine imkân verdiği gibi fakihler arasında ortaya çıkan, fey ve ganimet terimleriyle ilgili kavram ve kapsam tartışmalarının da temel sebebini oluşturmuştur. Öte yandan Hz. Ömer döneminde Irak’ın fethedilmesinden sonra Sevâd arazisinin hangi statüye bağlanacağı konusunda ashap arasında cereyan eden fikrî tartışmalar ve bu tartışmaların ardından ortaya çıkan uygulama örneği, daha sonraki dönemlerde oluşan hukuk doktrinini yakından etkilemesinin yanı sıra uygulama açısından da bir bakıma model teşkil etmiştir. Bu gelişmelerden sonra gayri müslim tebaadan alınan çeşitli vergi ve gelirler, literatürde genelde fey adı altında beytülmâlin temel gelir kaynaklarından biri olarak anılmaya başlanmış; kapsamı, kullanımı ve dağıtımı ile tarihî süreç içinde geçirdiği gelişim, gerek klasik dönem İslâm âlimleri ve gerekse çağdaş müslüman ve yabancı araştırmacılar tarafından ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

    Irak topraklarının fethedilmesinin ardından başkumandan Sa‘d b. Ebû Vakk***257;s, gazilerin bu toprakların da diğer ganimet malları gibi kendilerine dağıtılması taleplerini Hz. Ömer’e ilettiğinde halife bu konuyu sahâbe ile etraflı şekilde tartışmıştır. Abdurrahman b. Avf, Zübeyr b. Avvâm bunların gazilere dağıtılmasını, Hz. Osman, Ali, Talha, Muâz b. Cebel ve Abdullah b. Ömer de dağıtılmamasını savunmuşlardır. Sonuçta Hz. Ömer savaşla elde edilen toprakların diğer ganimet malları gibi dağıtılmayıp bütün müslümanların yararına vakıf olmak üzere (fey mevk***363;fe) sahiplerinin elinde bırakılmasına karar vererek şöyle demiştir: “... Savaşanlarla diğerlerinin ve gelecek nesillerin teşkil edeceği müslümanlar için fey olmak üzere işleyicileriyle beraber araziyi tutmayı, araziler için haraç vergisi koymayı, sahiplerine de cizye tayin etmeyi düşündüm” (Ebû Yûsuf, I, 202). Halife, Sa‘d b. Ebû Vakk***257;s’a yazdığı mektubunda ganimetleri müslüman askerlere bölüştürmesini, arazi ve nehirleri ise işleyicilerine bırakmasını ve bunlardan elde edilecek gelirlerin bütün müslümanların atıyyelerine dahil edilmesini emretmiştir (a.g.e., I, 192-194). Hz. Ömer’in bu ifadelerinden dağıtılmasına izin verilen malların ganimet, toprak ve nehirlerin ise fey kabul edildiği anlaşılmaktadır. Halife bu kanaate varırken Haşr sûresinin 6-10. âyetlerine dayanmış ve feyin bu âyetlerde anılan grupların hepsi için genel ve ortak bir hak olduğu sonucuna varmıştır (a.g.e., I, 208-213).
    SiyahSancakTaR bunu beğendi.

Benzer Konular

  1. Akıl ile ilgili ayetler
    Konu Sahibi ay düşüm Forum Kur'an ı Kerim Tefsiri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30.Eylül.2017, 20:17
  2. Amaç ile ilgili ayetler
    Konu Sahibi ay düşüm Forum Kur'an ı Kerim Tefsiri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30.Eylül.2017, 20:16
  3. Bal ile ilgili ayetler
    Konu Sahibi ay düşüm Forum Kur'an ı Kerim Tefsiri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30.Eylül.2017, 20:11
  4. Haşyet ile ilgili ayetler
    Konu Sahibi ay düşüm Forum Kur'an ı Kerim Tefsiri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30.Eylül.2017, 20:05
  5. Hud (a.s) Ve Ad Kavmi ile ilgili ayetler
    Konu Sahibi ay düşüm Forum Kur'an ı Kerim Tefsiri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30.Eylül.2017, 20:04

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •