Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Ağaç Şeklinde Aç2Beğeni
  • 1 gönderen KünyesiZ
  • 1 gönderen KünyesiZ

Konu: Hazret-i İbrahim ve Kurban

  1. #1
    Status
    Offline
    KünyesiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uzman Üye
    Üyelik tarihi
    08 Mart 2018
    Mesajlar
    776
    Konular
    31
    Bahsedilen
    27 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    4

    Standart Hazret-i İbrahim ve Kurban

    Sual: Hazret-i İbrahim, niçin oğlunu kurban etmek istedi?
    CEVAP
    İbrahim aleyhisselam, Allahü teâlâ bir oğul verirse, onu Allah için kurban edeceğini söyledi. Dileği hasıl olunca, sözünü yerine getirmesi rüyada bildirildi.

    Hazret-i İbrahim, sözünde durup oğlunu kurban etmek istedi. Cenab-ı Hak, (İbrahim, gerçekten rüyasına sadakat gösterdi. Elbette bu açık bir imtihandı. Oğluna karşılık ona büyük bir kurbanlık koç fidye verdik. İhsan sahiplerini böyle mükafatlandırırız) buyurdu.

    Hazret-i İbrahim, Nemrud tarafından ateşe atıldığında canı ile, Hazret-i İsmaili kurban etmesi emredildiğinde evladı ile, ovaları kaplayan bütün sürülerini bağışlamakla da malı ile imtihan edildi. Üç imtihanı da kazandı. Kur'an-ı kerimde, (Sözünün eri İbrahim) diye övüldü. (Necm 37)

    Böyle sözünde durmak büyük fazilettir. Kur'an-ı kerimde, sözünde duranlar övülmektedir:
    (Müminler içinde Allah’a verdiği sözde duran nice erler var.) [Ahzab 23]

    (Elbette İbrahim, sadık bir Peygamberdi.) [Meryem 41]

    (İsmail, sözünde sadık resul bir nebi idi.) [Meryem 54]

    Hadis-i şerifte ise buyuruldu ki:
    (Doğruluk iyiliğe, iyilik Cennete götürür. İnsan doğruluk ile Allah indinde, sıddıklardan yazılır.) [Müslim]

    Hazret-i İbrahim, Cenab-ı Hakkın gönderdiği koçu kurban etti. Peygamber efendimiz, Eshab-ı kirama, (Kurban kesmek, babanız İbrahim’in sünnetidir) buyurdu. (Hakim)

    Dinen zengin sayılmayan kimsenin, borcu yoksa, gücü de yeterse, kurban kesmesi çok iyi olur. Hadis-i şerifte, (Bayramda kurban kesmekten daha faziletli bir amel yoktur. Ancak sıla-i rahm bundan müstesnadır) buyuruldu. (Taberani)
    SiyahSancakTaR bunu beğendi.

  2. #2
    Status
    Offline
    KünyesiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uzman Üye
    Üyelik tarihi
    08 Mart 2018
    Mesajlar
    776
    Konular
    31
    Bahsedilen
    27 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    4

    Standart Cevap: Hazret-i İbrahim ve Kurban

    Hazret-i İsmail ve kurban
    İbrahim aleyhisselam, oğlu Hazret-i İsmail’in endamındaki cemal ve kemalini görünce, babalık sevgisi ile oğluna karşı muhabbet uyanır. Bu huzur ve rahatlık içinde uyur. Rüyada, oğlu Hazret-i İsmail’i kurban ederken görür. Hanımı Hazret-i Hacer’in yanına gider.
    - Ey Hacer, gözümün nuru oğlum İsmail’e en iyi elbisesini giydir, saçını tara, onu bir dostun ziyaretine götüreceğim, bir bıçak ve ip de getir.
    - Bıçak ve iple bu nasıl misafirliğe gidiş?
    - Belki Allahü teâlâ bize bir koyun verir.

    İblis, bunu duyunca, bana iş düştü diyerek Hazret-i Hacer’in yanına gelir.
    - Ey Hacer, İbrahim, İsmail’i nereye götürdü?
    - Ziyarete.
    - Hayır, kurban etmeye...
    - Nasıl olur? Bir baba, oğlunu kurban eder mi?
    - Ama (Rabbim emretti) diyor.
    - Eğer Allahü teâlâ emretmişse, Ona bin can feda olsun.

    İblis, bu sefer Hazret-i İbrahim’e gidip der ki:
    - Oğlunu nereye götürüyorsun?
    - Ziyarete.
    - Hayır kurban edeceksin, o rüya şeytanidir.
    - Hayır, gördüğüm rüya Rahmani idi.
    - Oğlunu kesmene gönlün razı mı?
    - Ey melun, şunu yakînen bil ki, dünyadaki herkes benim evladım olsa ve Rabbim hepsini kurban etmemi emretse, hepsini kurban ederim.

    Şeytan, Hazret-i İbrahim’den ümidini kesip, Hazret-i İsmail’in yanına gelir:
    - Ey İsmail, nereye böyle?
    - Ziyarete.
    - Hayır baban, seni kesecek.
    - Beni niçin kesecek?
    - (Rabbim emretti) diyor.
    - Eğer Allahü teâlâ emretmişse, bin canım dosta feda olsun.

    İblisin vesvesesi bitmeyince Hazret-i İsmail, babasına der ki:
    - Bu beni rahatsız ediyor.
    - Ona taş at, uzaklaşsın.

    Taş atıp Mina’ya geldiklerinde, Hazret-i İbrahim oğluna der ki:
    - Canım yavrum, başımızda bela var. Bilemiyorum niçin had cezasına müstahak oldun?
    - Babacığım, bu sözden kan kokusu geliyor.
    - Oğlum, rüyada, seni boğazladığımı görüyorum. Ne dersin? (Saffat 102)
    - İnsan, sitem kamçısını yemedikçe kımıldamaz. Babacığım, sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredicilerden bulacaksın. Başımı vermek benim için bir an sürer. Ama kendi elinle oğlunu kurban etmek, gönlüne zor ve ağır gelebilir. Üç arzum var:

    Birincisi: Ellerimi ve ayaklarımı sıkı bağla!
    - Yavrucuğum, dosta giderken ağlayıp, feryat edilmez.
    - Belki hançerem [gırtlağım] hançerine dayanamaz, elimi, ayağımı oynatır da seni üzerim.

    İkincisi: Beni yüzü koyun yatır, yüzümü görme, ben de yüzünü görmeyeyim ki, belki coşarım da, senin babalık sevgin harekete gelir, ikimiz de, emri yerine getirmekte kusur ederiz.

    Üçüncüsü: Annem beni göremeyince dayanamaz, onu teselli et ve iyilikte bulun.

    Melekler de ağlamıştı
    Hazret-i İsmail ağlarken melekler de ağlar. Babası, bıçağı boğazı üzerine koyunca, oğlu güler.
    - Yavrucuğum, bu halde iken niçin gülüyorsun?
    - Gördüm ki bıçakta Besmele yazılı, dostun ismi yazılı olan bıçak, nasıl keser?

    Hazret-i İbrahim, olanca kuvveti ile bıçağı çakar, bıçağın ağzı döner ve kesmez. Kızıp, bıçağı yere çalar. Bıçak Allahü teâlânın emriyle dile gelip der ki:
    - Bana niçin kızıyorsun? Sana kes diye emreden, bana da kesme diye emrediyor.
    O zaman şu lütuf nidası erişti:
    (Ey İbrahim, gerçekten rüyana sadakat gösterdin. Güzel amel işleyeni işte böyle mükafatlandırırız. Bu açık bir imtihandı. Oğluna karşılık ona büyük bir kurbanlık koç fidye verdik)

    Hazret-i İbrahim, gökten inen koçu yakalayınca, oğlunun bağlarının çözüldüğünü görür.
    - Yavrucuğum, bağlarını kim çözdü?
    - Beni ölümden kurtaran dost, bağlarımı çözdü.
    - Ey oğlum, şimdi dua et, ne istersen Allahü teâlâ kabul eder.

    Hazret-i İsmail şöyle dua etti:
    (Ya Rabbi, Kıyamette, mümin olan herkesi mağfiret eyle!)
    (Bütün müminleri mağfiret ettim ve bağışladım) müjdesi geldi. (R. Nasıhin)

    Kurban edilen, İsmail aleyhisselamdı
    Sual: Bazı kimseler, "kurban edilmek istenen İshak aleyhisselamdı" diyorlar. Böyle bir şeyin aslı var mıdır?
    Cevap: Kurban edilmek istenenin hazret-i İshak olduğu, Yahudilerin ellerinde bulunan uydurma Tevrat’ta bildirilmektedir. Halbuki, eldeki Tevratların bozuk, uydurma olduğunu Kur’an-ı kerim haber vermektedir. Kur’an-ı kerim, kurbanlığın İsmail aleyhisselam olduğunu gösteriyor. Sâffât suresinin yüzüncü ve sonraki âyetlerinde mealen;
    (Ya Rabbi! Bana iyilerden bir oğul ver. Biz de, Ona halim, çok uysal bir oğlan müjdeledik. Çocuk, İbrahim aleyhisselam ile yürüyecek çağa gelince, İbrahim; “Ey oğulcuğum! Rüyada, seni boğazladığımı görüyorum. Bir bak, ne dersin?” dedi. Babacığım, sana emredilen ne ise, onu yap! İnşaallah beni sabredicilerden bulursun, dedi. İkisi de, Allahın emrine teslim olunca, İbrahim, oğlunu alın üzeri yere yatırdı. Bıçak çocuğu kesmedi. Ey İbrahim! Rüyaya sadık oldun. İyi hareket edenleri biz böyle mükafatlandırırız, dedik. Bu iş, açık bir imtihan idi. Oğlunun yerine, kesilmek üzere büyük bir koç verdik. Bundan sonra, Ona iyilerden İshak’ı Peygamber olarak müjdeledik. Ona ve İshak’a bereket verdik. Onların soylarından iyi olanlar da, nefsine zulmedenler de vardır) buyuruldu.

    Bu âyet-i kerimeler, kurban edilmek istenenin İsmail aleyhisselam olduğunu açıkça göstermektedir. Çünkü, İbrahim aleyhisselam, "Rabbimin bana emrettiği yere giderim" diyerek hicret edince, önce İsmail aleyhisselam sonra İshak aleyhisselam ihsan edildi.

    Mir'ât-i Mekke kitabında deniyor ki:
    “Ömer bin Abdülaziz hazretleri zamanında Yahudi hahamlarından biri Müslüman oldu. Halife buna;
    -Kurban olunacak, İsmail mi, yoksa İshak mı idi? dedi.
    -Ya halife, Yahudiler, hazret-i İsmail’in kurban olunduğunu bilirler. Fakat İsmail aleyhisselam, Muhammed aleyhisselamın ceddi olduğu için, kendi cedleri olan İshak aleyhisselamın kurban olduğunu söylüyorlar, dedi.”

    İbni Âbidîn hazretleri buyuruyor ki:
    “Müslümanların lüzumu olmayan din bilgilerini konuşmaları uygun değildir. İsmail mi daha üstündür, İshak mı üstündür? Kurban edilen hangisidir? Hazret-i Âişe mi daha üstündür, yoksa hazret-i Fâtıma mı, sormamalıdır. Bunları öğrenmek lazım değildir. Allahü teâlâ bu gibi şeyleri öğrenmeyi emretmedi.”
    SiyahSancakTaR bunu beğendi.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. HAZRET-İ EBU BEKİR (Radıyallahü Anh)
    Konu Sahibi SiyahSancakTaR Forum Kıssalar & Menkıbeler & Şiirler
    Cevap: 38
    Son Mesaj : 03.Şubat.2018, 13:04
  2. Hazret-i Osman (radıyallâhu anh) buyurur
    Konu Sahibi Sahra Forum Genel İslami Paylaşımlar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Kasım.2017, 23:52
  3. Hz. İbrahim'in rüyası
    Konu Sahibi ay düşüm Forum Kur'an KıssalarI
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05.Eylül.2017, 20:03
  4. Hazret-i ebû bekir’in hikmetli sözleri
    Konu Sahibi NoktA Forum SP Güzel Söz & Vecize & Mesajlar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 28.Ağustos.2017, 12:24
  5. Hazret-i Ebu Bekrin üç vasfı
    Konu Sahibi İsrâ Forum Peygamberlerin Mücadelesi ve Halifeler
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 28.Mart.2017, 12:32

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •