HAZRET-İ SULEYMAN ALEYHİSSELAM

Hz. Davud (a.s.) vefat ettigi zaman, on dokuz kadar oglu vardi. Hz. Suleyman da bunlardan biri olup,(Sad Suresi, 30; Muhammed Hamdi Yazir, V/3663.) o sirada on iki yasindaydi. Cenab-i Hak, bu 19 kardes arasinda babalari Hz. Davud´un saltanat ve peygamberligine onu varis kilmisti.(Neml Suresi, 16.) Zaten onun sultanliga ve peygamberlige namzet oldugu daha cocuklugunda anlasiliyordu. Henüz on bir yaslarinda iken, babasinin huzurunda söyle bir hadise cereyan etmisti:

İki kisi Hz. Davud´a (a.s.) muhakeme olmak icin gelmislerdi. Bunlardan birinin koyunu, digerinin tarlasina geceleyin girmis ve tarlaya zayiat vermisti. Hz. Davud (a.s.), vahye dayanmaksizin kendi ictihadiyla koyunun degerini zarara denk görmüs ve zararin telafisi icin, koyunun tarla sahibine verilmesine hüküm etmisti.

Hz. Suleyman duruma müdahale ederek, Cenab-i Hakkin ilhamiyla, “Tarlanin koyun sahibine, koyunun da tarla sahibine verilmesini” teklif etti. Koyun sahibi tarlayi eski haline getirinceye kadar tarla sahibi koyunun sütünden, yavrularindan, tüylerinden istifade edecekti. Zarar telafi edilince tarla, tarla sahibine; koyun da koyun sahibine geri verilecekti. Kücük Suleyman´in bu hükmü, babasinin cok hosuna gitmis ve kararini oglunun hükmüne göre vermisti.(Enbiya Suresi, 78; Hasan Basri Cantay, II/592, not: 66; Beyzavi, II/88.)

Hz. Davud´un (a.s.) halk üzerinde tam bir hakimiyeti vardi. Ayni hakimiyetin Hz. Suleyman (a.s.) zamaninda da devam ettigi görülmektedir. Ayrica Cenab-i Hak, Hz. Suleyman´a (a.s.) kus dilini, sihirbazlarin sihrini bozacak ilimleri de ihsan etmisti.

O, her zaman mazhar oldugu bu ihsanlari sayar; kuslarin dilinin kendine ögretildigini söyler ve bunlarin Allah´in bir lütfu oldugunu beyan ederek, insanlari kendine tabi olmaya ve Allah´in dinine uymaya davet ederdi.(Neml Suresi, 16.)
Hz. Suleyman (a.s.) babasinin vasiyeti üzerine tahta cikisinin dördüncü senesinde, Mescid-i Aksa´nin insasina basladi. Bu insaat yedi senede tamamlandi. Daha sonra Kudus´te büyük bir hükümet sarayi yaptirmak icin tesebbüse gecti. Sarayin binasi da on üc senede tamamlandi.(A.C.Pasa, a.g.e., I/34.) Bunlarin insasinda insanlardan ve cinlerden pek cogunu calistirmisti.

Hz. Suleyman´in (a.s.) ordusu

Hz. Sulayman (a.s.) emrine verilen kuslardan, cinlerden ve insanlardan muhtesem bir ordu kurdu. Bu ordu cok disiplinli idi. İntizamli sekilde vazifelerine göre sirasiyla dizilmislerdi.(Neml Suresi, 17; Muhammed Hamdi Yazir, V/3670.) Kendi topraklari icinde tam bir hakimiyet ve otorite tesis eden Hz. Suleyman (a.s.), hic bir peygambere nasip olmayan böyle bir ordu ile cesitli yerlere seyhat etti. Cenab-i Hak, rüzgari da Hz. Suleyman´in (a.s.) emrine vermis oldugu icin, tahtiyla birlikte rüzgara binip sabahtan aksama kadar iki aylik bir mesafeyi dolasabiliyordu.(Sebe Suresi, 13.)

Hz. Suleyman´in (a.s.) vefati

Hz. Suleyman (a.s.) dillere destan olan bir hasmet ve debdebe icinde Rabbine sukur ederek kirk yil maddi ve manevi bir saltanat sürdü.(A.C.Pasa, a.g.e., I/35)

Bu müddet zarfinda serir cinler, horlayici bir azab icinde Hz. Suleyman´in (a.s.) emri altinda calistilar. Daha önceden halk arasinda cinlerin gaybi bildikleri sayiasi yayilmisti. Cinler de gercekten gaybi bildiklerini zann ederlerdi. Cenab-i Hak, onlarin hicligini, zayifligini ve acizliklerini Hz. Suleyman (a.s.) vasitasiyla onlara zorla kabul ettirmisti. Hz. Suleyman´in (a.s.) vefatiyla da onlarin gaybi bilmediklerini bir kere daha gösterecekti.
Hz. Suleyman (a.s.) 40 sene saltanat sürdükten sonra bir gün asasina dayanmis cinlerin calismalarina nezaret ediyordu. O vaziyette ruhunu Rahmana teslim etmisti. Fakat vefat ettigi hic belli olmuyordu. Gaybi bildikleini zann eden cinler ise, onu hala hayatta zann ederek mesakkatli islerde calismalarina devam ediyorlardi. Bu durum günlerce devam etti. Bu arada bir agac kurdu, Hz. Suleyman´i (a.s.) tasimaz hale gelinceye kadar, dayandigi asasini kemirmisti. Nihayet asa kirildi ve Hz. Suleyman´in (a.s.) cok daha evvel vefat etmis oldugunun farkina vardilar.”Eger cinler gaybi bilmis olsalardi, öyle horlayici bir azab icinde kalip durmazlardi”(Sebe Suresi, 14; H. B. Cantay, a.g.e., II/763, not:20.)

Hz. Suleyman´dan sonra İsrailoarinin durumu

Hz. Suleyman´in vefatindan sonra, yerine oglu gecti. Fakat yanliz Yahuda ve Bunyamin Sülalesinden gelen İsrailoari onun salatanati tanidi. Diger on kol tanimadi. Onlar da Efraim Sülalesinden gelen, Hz. Suleyman´in (a.s.) yakin adamlarindan birini kendilerine melik sectiler. Böylece ikinci bir devlet kurdular. İki devlete ayrilan İsrailoarindan birincisine Yahuda devleti, digerine de İsrail devleti denildi.

Yahuda devletinin bas sehri Kudus-i Şerif olup, melikleri de-- devlet yasadigi müddetce—Hz. Suleyman neslinden gelenlerdi. Bunlarin durumu İslam halifelerinin durumuna cok benzemektedir.

İsrailoarinin büyüklerinin kabirleri, Mescid-i Aksa, Tevrat-i Şerif, Asa-yi Hz. Musa gibi mukaddes emanetler, hep Kudus-i Şerif´te oldugundan, Yahuda devleti, insanlarin nazarinda mesru ve muteber bir hükümet idi.

Diger on sülalenin teskil ettigi İsrail devletine ve “muluk-u esbat” denilen bu devletin meliklerine asi ve bagi gözüyle bakilirdi. Bunlarin bas sehirleri önceleri Nablus iken, sonradan Samiriye, yani Sebastiye sehrini kurarak orayi hükümet merkezi yaptilar. Her ne kadar İsrailoarinin on kulu bu devlete bagli ise de, bunlar, ser´i hükümleri layik-i vechile tatbik etmezlerdi. Hatta bir ara Kudus-u Şerif ziyaretini terk ettikleri gibi, putperestlik ayinleri de yaptiklari görüldü. “Baal” denilen puta taparak, gitgide Hz. Musa´nin seriatindan tamamen ayrildilar.

Her ne kadar Yahuda devletinde de bir nev´i putperestlik zuhur etmisse de İsrail devletine nisbetle cok azdi cünkü Kudus´te bulunan alimler ve Mescid-i Aksa´da okunan Tevrat-Şerif´ten dolayi, böyle sapik inanclar fazla inkisaf edememisti.

İste o siralarda Hz. İlyas ve Hz. Elyasa (a.s.), İsrailoarina peygamber olarak gönderilmislerdi.(A.C.Pasa, a.g.e., I/35.)(Peygamberler Tarihi, Sf. 316. 317. 319. 328-330/Bünyamin Ates)

Suleyman Aleyhisselam

Hazret-i Suleyman, Davud aleyhisselam´in ogludur. Onun ölümünden sonra on üc yasinda olarak yerine gecmis. Sonra kemndisine peygamberlik de verilmistir. Bu bakimdan, babasi gibi peygambelikle hükümet etme görevlerini bir arada toplamistir.

Hazret-i Suleyman´a doguda ve batida olan hükümdarlar itaat ederek kiymetli hediyeler göndermisler. Yemen Melikesi Belkis dahi, kendisi ile görüsmeye gelmistir. Kizil denizde hazirlatigi donanmayi Okyanus sahilerine yollamisti. Tetmur ve Balebek sehirlerini ve yedi senede de Mescid-i Aksa´yi yaptirip tamamlamisti.

Suleyman aleyhisselam, bir mucize olmak üzere kuslarin dillerini ve maksadlarini anlardi. Onun hükmü insanlara ve cinlere, hatta rüzgarlara gecerdi. Ahlak ve hikmete dair yazilari vardir. Kirk yil pek muhtesem bir hüküm sürdükten sonra elli üc veya altmis yasinda vefat etmistir.

Hazret-i Suleyman´dan sonra İsrail Oari iki devlete ayrildi. Bunlardan biri “Yahuda” devletidir ki, hükümet merrkezi Kudus sehri idi. Bu devlet insanlar arasinda daha cok itibar kazanmisti. Digeri de “İsrail” devleti idi. İdare merkezi de Nablus ve daha sonra Samire sehri olmustu.

Bu devletler, sonradan dogru yoldan ciktilar. İsrail Devleti, Asuri´ler tarafindan yok edildi. Yahuda Devleti de, “Buhtunassar”´in saldirisina ugradi. Yahudilerin bir cogu Babil esaretine düstü. Daha sonralari İsrail Oari, İranlilarin, Yunanlilarin ve Romalilarin hakimiyetleri altina düserek kendi hakimiyetlerini elden cikardilar.

Buhtunassar, Kudus´u ele gecirdigi zaman Beyt-i Makdis´i yikmis, Tevrat nushalarini yakmisti. Uzeyr aleyhisselam ile Daniyel aleyhisselam´i da diger İsrail alimleri ile beraber Babil´e götürmüstü. Daha sonra İran´daki Kiyaniyan Hükümeti Babil´i ele ghecirip Geldaniye hükümetini yok edince, İsrail Oari esaretten kurtularak vatanlarina dönmüsler ve Beyt-i Makdis´i yeniden insa etmislerdi. Hazret-i Uzeyr´de, Tevrat´i ezber okuyup yeniden yazdirmis ve böylece coktan beni unutulmus olan Musa peygamberin seriati yeniden meydana cikmis oldu.

Kur´an-i Kerim, Hazret-i Uzeyr´e dair bilgi vermektedir. Fakat peygamber olup olmadigini aciklamamaktadir. İslam alimlerinden bir kismina göre, Hazret-i Uzeyr bir peygamber degildir, velilerden büyük bir zattir. Önceleri Yahudilerden bazilari Hazretz-i Uzeyr icin “Allah´in ogludur” diyerek sirke saplanmislardi.

Kur´an-i Kerimde isimleri anilan Zulkarneyn ile Lukman´in peygamberliginde de ihtilaf vardir. Zulkarneyn´in adi, bir rivayete göre “Mus´ab”dir. İbrahim aleyhisselam´in zamaninda yasadigi rivayet edilir. Dünyanin dogusuna ve batisina gitmis, Ye´cuc ve Me´cuc denilen bir kabileye karsi bir sed (engel) yapmis, pek büyük basarilar elde etmistir. Her halde Yunanlilarin İskender´inden baskasidir. Bunun hayati bizce tamamen bilinmemektedir.

Hazret-i Lukman´a gelince, bu da bir rivayete göre Davud aleyhisselamin zamaninda yasamis ve ona kavusmustur. Salih ve hikmet sahibi bir zattir. Yunus aleyhisselam´in zamanina kadar yasamis oldugu rivayet edilir. Ogluna olan cok önemli ögütleri Kur´an-i Kerim´de anilmistir.(Büyük İslam İlmihali, Sf. 487-488. 489/Ömer Nasuhi Bilmen)

HZ. SULEYMAN ALEYHİSSELAM

Babasi Hz. Davud´un vefatinda sonra 12 yasinda iken tahta gecti. Hak Teala insani, cinleri, kuslari daglari ve rüzgari O´nun emrine verdi. Yapimi devam eden Mescid-i Aksa´yi yedi yil icinde bitirdi. Sebe memleketinin padisahi Belkis gelip Hz. Suleyman´a itaat etti.

Hz. Suleyman 53 yasinda vefat etti. Cenazesi Kudus-u Şerif´e defnolundu. Ölümünden sonra Ruhbeum adinda bir oglu kaldi ve padisah oldu.(Hadisat, Nisanci Mehmed Pasa, Sf. 33)