KISSA-İ YUNUS ALEYHİSSELAM

Hazreti Yunus dahi Enbiya-yi Beni İsrail´den olup Nivona ahalisine meb´us oldu ve onlari tevhide davet etti. Onlar putlarini terk eylemediler. diye korkuttu, yine kulak asmadilar.

Hazreti Ynus dahi onlara darildi ve me´yus oldu, gazab ve hiddet ile Dicle kenarina indi ve bir dokmus gemiye bindi.

Halbuki Allah teala tarafindan vahiy gelmedikce peygamberlerin mahalli-i memuriyetlerini birakip da bir tarafa gidi vermeleri caiz degildi. Onun icin gemi yürümedi. Gemi reisi <İcimizde bir suclu adam olmali. Kur´a atalim, kime isabet ederse denize atalim> dedi.

Kur´a attilar, Yunus´a isabet etti. O dahi , deyip kendisini suya atti, derhal onu bir büyük balik yuttu.

Hazreti Yunus, ettigine pisman oldu. Ve tevbe ve istigfar eyledi. Cenab-i Hak, dahi tevbesini kabul etti ve hemen balik onu cikarip bir kenara atti.

Baligin karninda Hazreti Yunus´un cismi paluze [pelte] gibi olmustu. Cenab-i Hak, ona taze kuvvet ve sihhat verdi ve onu yine Ninova ahalisini davete gönderdi.

Meger ki Hazreti Yunus´un gemiye bindigi gün gökyüzü kararmis ve Ninova sehrini bir kara duman kaplamis. Ahali, korkup Yunus´u aramislar, bulamadiklari gibi sahihan onun haberi verdigi vechile bir musibet gelecegini anlamislar ve hemen haric-i sehirde Tevbe tepesi denilen mahalle cikmislar ve feryadu figan ederek Allah´a yalvarmislar. Allah Teala hazretleri dahi onlarin tevbesini kabul buyurmus ve mevcud olan azabi üzerlerinden kaldirmis idi.

Hazreti Yunus, dönüp Ninova´ya gitti ve ahalisine ahkam-i ilahiyyeyi teblig etti. Onlar dahi onun nasihatiyle amil oldular ve bir müddet azabtan masun kaldilar. Sonralari sirk ve garpta büyük büyük
vak´alar zuhura geldi. Nice devlet ve milletlerin rabitalari bozuldu ve yeniden yeniye devletler ve cemaatler peyda oldu.
Ezcümle sarkta Medya kavmi [Medler] ve Babil eyaletindeki Keldani taifesi daire-i itaattan cikti ve Medya ile Babil valileri bilittifak devlet-i Asuriyye´ye isyan ederek payitaht-i devlet olan Ninova sehrini muhasara ettiler.

Ninova sehri muhasaradan kurtuldu ve Asuriye devleti yeniden kuvvet buldu ve Babil yine bir vali ile idare olunur oldu. Lakin sark tarafi eski haline getirilemeyip Medya hükümeti basli basina kaldi. Devlet-i asuriye, yine eski büyüklügünü kazanmak icin sark ve garba ordular sevk ettigi esnada İsrail devleti üzerine dahi musallat oldu ve bir aralik Beni İsrail´den bir cok esirler aldi.

Bir müddet İsrail devleti, Ninova hazinesine vergi vermeye mecbur oldu. Sonuc vergi i´tasindan´ ile devlet-i Asuriye´ye karsi geldi.

Bunun üzerine Ninova meliki, bir büyük ordu ile İsrail devleti üzerine gitti ve payitahti olan Sebastiye sehrini istila etti. İsrail devletinin hükümdarini ve bilcümle ileri gelenlerini tuttu ve onlari Hocarasan taraflarina dagitti. Asurilerden ve Keldaniler´den bir cok halk getirip Beni İsrail´in beldelerine iskan etti.

Esbattan olup da o vak´ada kacip kurtulanlar ve kösede bucakta kalanlar Yahuda devletine sigindilar ve o vakit Hazreti Suleyman´in ahfadindan Kudus-i serifte halife bulunan Hazkiya´nin basina toplandilar.

İste bu suretle İsrail devleti, Hazreti Musa´nin vefatindan sekiz yüz otuz yedi sene mururunda batti. Zuhuru ise bes yüz altmis alti senesi availinde [baslarinda] idi. Bu hesaba göre mülük-i esbatin müddet-i hükümetleri ikiyüz altmis bir seneden ibarettir.

Ondan sonra Beni İsrail hükümdarligi, Hazreti Suleymnan´in torunlarina münhasir oldu ve Yahuda devleti, İsrail devletinin izmihlalinden sonra daha yüz altmis bir sene baki kaldi.

Yahuda devletiyle İsrail devleti, egerci birbirini kiskanirlar ve daima birbirinin aleyhinde bulunurlardi, lakin karindas oari demek olduklarindan İsrail devletinin o vechile munkariz ve bunca Beni İsrail´in esir olmasi Yahuda devletine pek ziyade tesir eyledi.

Hatta o vakit Kudus-i serifte berhayat bulunan Hazreti EŞ´iya aleyhisselam Asurilere beddua etti.

Devlet-i Asuriyye ise İsrail devletinin mahv ettikten sonra Yahuda devletine göz dikti ve arasi cok gecmeyip Kudus-i serif üzerine bir ordu gönderdi. Lakin Hazreti EŞ´iya aleyhisselam, Asuriye askerinin mintarafillah [Allah tarafindan] münhezim olacagini evvelce haber verdi.

Filvaki Asuriye ordusunda hastalik zuhur ile külliyetli asker telef oldu. Ve Ninova meliki me´yus olarak, Ninova´ya avdet etti ve bu suretle Yahuda devleti kurtuldu.

Lakin, Beni İsrail, ondan sonra yine yolsuz hareketlere basladilar ve Hazreti EŞ´iya nesahini dinlemediler. Ve nihayet o zat-i Şerifi Şehid eylediler.

Ve Hazkiya´nin vefatinda yerine gecen oglu, halka zulmu taadi [tecavuz] eder oldu. Ve enva-i measi [türlü günahlara] ve fisku fucura daldi.

O vakit devlet-i Asuriye o, gaddar ve günahkar olan melikin üzerine musallat oldu ve onu tutup bir müddet hapisten sonra senevi bir miktar vergi vermek üzere yine Yahuda meliki nasbederek Kudus-i serife gönderdi.

Badehu Beni İsrail, yine azittilar. Ahkam-i ser´iyyeyi bir tarafa attilar ve Allah´in emru nehyini unuttular.

İste o vakit Kudus-i serifte Hazreti Ermiya aleyhisselam, Beni İsrail´e meb´us oldu [peygamber olarak gönderildi] ve Tevrat-i serifi meydana koydu. Ahkam-i ser´iyyeyi icra ettirmeye basladi.

O esnada devlet-i Asuriye, sark tarafina hareket etti. Zaferyab olamadi [zafere ulasamadi]. Badehu garba teveccuh ederek Kudus-i serif üzerine hücum eyledi.

Lakin bir yahudi kizi, ordu seraskerini cadiri icinde telef etti.
Bu cihetle Asuriye askeri bozuldu ve Yahuda devleti halas buldu [kurtuldu].

Amma devlet-i Asuriye, bu bozgunlugun seametinden [ugursuzlugundan]kurtulamadi. Zira o bozgunluk üzerine Asuriye tebaasindan olan bir cok kavimler isyan eyledi. Ve Ninova´nin bir tarafa hükmü gecmez oldu ve Babil valisi kuvvetli bulunmakla bir hükümdar-i müstakil mertebesine geldi.

Badehu Medya hükümetiyle Babil valisi, Ninova aleyhinde ittifak ettiler ve Babil valisinin oglu ve seraskeri olan Buhtunnasir bir büyük ordu ile gitti ve Medya asakiriyle birlikte Ninova´yi muhasara etti. Nihayet galebe eylediler. Ninova sehrini yaktilar, yiktilar, yok ettiler.

O esnada Buhtunnasir´in pederi vefat eylemis oldugundan Babil´e avdetinde taht-i saltanata cülus eylemistir.
Bu surtetle devlet-i Asuriye, bütün inkiraz buldu ve onun yerine iki devlet kaim oldu.

Biri Medya devletidir ki, simdi İran dedigimiz yerler onda kaldi. Ve digeri Keldani devletidir ki, Asuriye devletinin garp tarafi onun hissesine düstü ve Babil sehri ona payitaht oldu.

Babil sehri, bu vechile tekrar payitaht olduktan sonra Buhtunnasir, onu büyüttü. Bir cok ebniye-i aliye [yüksek binalar] ve istihkamat-i cesime [büyük tahkimat] ile tezyin ve imar etti.

Hazreti Musa´nin vefatindan Buhtunnasir´in cülusuna kadar kac yil gecmis oldugu ihtilafli bir meseledir. Fakat müverrihler [tarihciler] beyninde [arasinda] meshur ve muteber olan rivayete göre dokuz yüz yetmis dokuz senedir.

Buhtunnasir, cülusundan bir kac sen sonra Beni İsrail üzerine hücum etti. Melik-i Beni İsrail gördü ki, karsi durmak kaabil degildir. Caresiz ona serfürü eyledi [bas egdi]. Onun tarafindan nasb olunmus bir vali gibi Kudus´te kaldi ve üc sene bu vechile ona muti oldu.

Badehu melik-i Beni İsrail, serkeslik ederek Buhtunnasir´a karsi durdu. O dahi asker göndedi ve onu Kudus´ten kaldirdi ve yerine oglunu gecirdi. Lakin cok gecmeyip onu dahi tutturdu, bir cok ulema ve esraf-i Beni İsrail ile beraber Babil´e götürdü, cümlesini hapis ve tevkif eyledi.

Hazreti Danyal aleyhisselamla Hazreti Uzeyr dahi bu esirlerden olup ancak sonradan Buhtunnasir, hazreti Danyal´in kadrini anlamis ve ona ziyade hürmet ve riayet eylemistir.

Buhtunnasir, o vechile melik-i Beni İsrail´i Babil´e celb ettikten sonra yerine amcasi oglu Sidkiya nam zati kendi tarafindan bir kaymakam hükmünde olmak üzere Beni İsrail üzerine melik nasb edip Kudus´e gönderdi.

O dahi bir müddet Buhtunnasi´a muti olarak Kudus´te hükümet etti ve o esnada Hazreti Ermiya aleyhisselam, Kudus-i serifte olup Buhtunnasi ile Sidkiya´yi korkuturdu ve Beni İsrail´e dahi günahlarindan tevbe etmeleri icin nasihat ederdi.

Beni İsrail ise Allah´a asi olduklari gibi, günahlari sebebiyle, Allah tarafindan üzerlerine musallat olan Buhtunnasir´a dahi isyan etmek isterlerdi.

Hazreti Ermiya aleyhisselam gördü ki, Beni İsrail´e söz gecmez ve va´z u nasihat tesir etmez, hemen iclerinden cikip bir tarafa savustu. Sidkiya dahi Buhtunnasir´a karsi harekete kalkisti.

Onun üzerine Buhtunnasi, külliyetli asker ile vezirini gönderdi. O dahi varip bir müddet Kudus-i serifi muhasara ettikten sonra zorla iceri girdi. Kudus´u yakti ve Beytu´l-Makdis´i yikti. Beni İsrail´in kimisini öldürdü ve kimisini Sikdiya ile beraber esir edip Babil´e gönderdi. Beni İsrail´den bazilari Misir´a ve bazilari Mekke-i Mukerreme´ye kacip kurtuldu. Kudus-i serifte yanliz aceze ve fukara güruhu kaldi.

Buhtunnasir, Babil´den ve sair taraflardan bir cok halk gönderip Kudus-i serif tarafinda bakiyye-i Beni İsrail ile karisik olarak iskan ettirdi. Ve üzerlerine kendi tarafindan bir kaymakam nasb eyledi.

Bu vak´a Buhtunnasir´in tarih-i cülusunun on dokuzuncu senesinde vukua geldi. Bu suretle Yahuda ve Bunyamin sibtlari dahi perisan oldu. Yahuda devleti bütün batti ve Beni İsrail´in ellerindn hükümet gitti.

Sidkiya mülük-i Beni İsrail´in sonu olup ondan sonra iclerinden melik zuhur etmedi. Ve egerci sonralari bir aralik Beni İsrail´e iclerinden reisler nasb olunduysa da onlar, seyhu´l-beled [beldenin büyügü] makaminda olup hükümleri Kudus-i serifin disarisina cari olmamistir.

Buhtunnasir, o vechile Kudus-i serifi harap ettikten sonra bütün diyar-i Şam´i zabt etti ve emru fermanini Misir´a kadar yürüttü. Ve etraf ve civarda bulunan akvam ve tavaifi [kavimler ve kabileleri] korkuttu.

Sonra kendisinin halefleri dahi bir müddet onun izine gitti.
Bu vechile devlet-i Keldaniye, altmis sekiz sene kadar Babil´de hükümet eyledi. Sonra İran´da zuhur eden Keyaniyan devleti gelip Babil´i zabt ile devlet-i Keldaniye´yi mahv etti. O vakit Beni İsrail dahi esaretten kurtulup vatanlarina gittiler ve Kudus-i serifte toplanip yetmis seneden beri harap duran Mescid-i Aksa´yi yeniden bina ettiler.

Ve bu kere Babil´den avdetlerinde iki binden ziyade ulemalari beraber bulunup hatta birisi dahi Hazreti Uzeyr idi.

Lakin mukaddema Kudus sehri yanip Beytu´l-Makdis dahi yikildigi vakit Tevrat-i serif dahi zayi olmus ve o vakitten Beni İsrail icinde ahkam-i ser´iyye unutulmus idi.

Binaenaleyh Hazreti Uzeyr bir cok ulema ve mesayih-i Beni İsrail ile bir yere geldi ve Tevrat-i serifi ezber okudu. Sairi [öbürleri] dibnleyip yazdilar ve seriat-i Museviyye´nin ahkamini yeniden meydana koydular.

Bu vechile Beni İsrail, Keldaniler´in elinden kurtuldular. Lakin hükümeti kendi ellerine geciremeyip İranilere tabi oldular. Badehu [sonra] tarih-i Buhtunnasir´in dört yüz otuz besinci senesinde meshur Büyük İskender İran devletine galebe ve Babil´i feth ettigi sirada diyar-i Kudus´u dahi zabt etmekle Beni İsrail, Yunanilerin hükmü altina girdiler.

Sonra Romalilar cikip memalik-i Yunaniyye´yi [Yunan memleketlerini] zabt ettiklerinde Kudus´u dahi zabt etmeleriyle Beni İsrail, Romalilar´in hükmü altinda kaldilar.

İste o vakitler Beni İsrail üzerine iclerinden biri reis nasb olunurdu. Lakin bu reisler kaymakam ve seyhu´l-beled makaminda bulunurdu.(Kisas-i Enbiya, Ct. 1. Sf. 37-42/Ahmed Cevdet Pasa)

HAZRET-İ YUNUS ALEYHİSSELAM

İsrailoarinin Hz. Elyasa´yi (a.s.) dinlemeyip yoldan cikmalari üzerine, Cenab-i Hak onlara Asurlari musallat etmisti. İste o sirada Asurlularin bassehri olan Ninova´da dünyaya gelen Hz. Yunus (a.s.), bu beldenin halkina peygamber olarak gönderilmistir.(Saffat Suresi, 139; Nisa Suresi, 163; A.C.Pasa, Kisas-i Enbiya, I/36; Ö.N.Bilmen, a.g.e., III/1432.)Ninova; Musul yakinlarinda bir sehirdi.

Hz. Yunus (a.s.) Yunus İbn-i Metta namiyla meshurdur. İbn-i Abbasá göre, “Metta”, Hz. Yunus´un (a.s.) babasinin adidir.(Tecrid. Sarih Terc., IX/152.)

Hz. Yunus (a.s.) ilerde anlatilöacagi üzere, kendisini bir baligin yutmasi sebebiyle, Kur´an-i Kerim´de, “Zunun”(Enbiya Suresi, 87; En´am Suresi, 86.) ve “Sahib-i Hut”(Kalem Suresi, 48.)ünvanlariyla da zikredilir. Her iki tabir de, “Balik Sahibi”manasina gelmektedir.

Yüz binden fazla(Saffat Suresi, 147.)nüfuzlu Ninonva sehri halkinin ahlaki ve itikadi iyice bozulmus ve putlara tapmaya baslamislardi.(Tecrid-i Sarih Terc., IX/151.)Bura halkina peygamber olarak gönderilen Hz. Yunus (a.s.), kavmi icinde dürüst, yardimsever, yalan söylemez bir ahlak abidesi olarak taninirdi. Peygamber olarak gönderildigi zaman otuz yaslarinda idi. Kavmini otuz üc sene hakka davetle mesgul oldu. Fakat kendisine bu müddet zarfinda ancak iki kisi iman etmisti.(A.g.e., IX/151.)Digerleri ise, ahlaksizlik ve puta tapmaktan bir türlü vazgecmiyorlardi.

Artik onlarin hak yoluna girecekleri ihtimalinin kalmadigini görünce, Hz. Yunus (a.s.), Allah´in emriyle, beli bir müddet sonra (kirk veya üc gün) onlarin baslarina büyük azab gelecegini haber verdi. Kendisi de tenha bir yere cekildi.

Hz. Yunus´un kendilerini siddetli bir azabla tehdit edip ortadan kaybolmasi, Hz. Yunus Kavmini büyük bir korku ve telasa düsürdü; huzurlarini kacirdi. Hele kendilerine taninan müddet yaklasinca, adim adim idama giden bir kimsenin azabini cekiyorlardi. Dört gözle, gelecek azabi beklemeye ve ona göre bir tavir takinmaya basladilar.(M.Vehbi, a.g.e., VI/2266; Ö.N.Bilmen, a.g.e., III/1432.)(Peygamberler Tarihi, Sf. 340/Bünyamin Ates)

Yunus Aleyhisselam

Hazret-i Yunus, İsrail Oarindan gelen mubarek bir peygamberdir. Annesine nisbetle “Yunus bin Metta” diye anilir. Asuriye Devletinin hükümet merkezi olan bugünkü Musul sehrinin karsisinda harabesi görülen “Ninova” halkina peygamber gönderilmistir. Putlara tapmakta olan Ninova halki, Hazret-i Yunus´un otuz üc sene devam eden ögütlerini dinlemediler. Hazret-i Yunus da, Allah tarafindan kendisine izin verilmeden Ninova´yi terk etti. Dicle kenarina gitti. Bir gemiye binerek bir tarafa gitmek istedi. Fakat gemi yürümedi. İcinde bulunanlar: “Aramizda bir suclu var” demeye ve sucluyu bulmak icin kura atmaya basladilar. Hazret-i Yunus, “O suclu kul benim. Rabbimden izin almadan kavmimi biraktim” diyerek kendisini suya atti. Hemen büyük bir balik tarafindan yutuldu. Bereket versin ki, hemen tevbe ve istigfara baslamis oldu. “La ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minezzalimin/Senden baska hic bir İlah yoktur. Seni bütün noksanliklardan tenzih ederim. Hic süphesiz ben, böyle yapmakla zalimlerden oldum” diyerek Allah´i tesbihe devam etti. Bir süre sonra balik kendisini cikarip sahile atti.

Yunus aleyhisselam´dan sonra Ninova sehrini korkunc bir kara duman sarmisti. Oranin halki hemen Allah Teala´ya yalvararak tevbe ettiler. Yaptiklarina pisman oldular. O duman da üzerlerinden acilip gitti. Baslarina gelecek belalardan kurtulmus oldular.

Hazret-i Yunus tekrar Ninova´ya gelip bir süre daha kutsal görevine devam etmeye calisti. Sonra bu sehri birakarak yanlizlik kösesine cekildi ve orada vefat etti.

Asuri Devleti sonradan yikilmistir. Şöyle ki: Medye hükümdari ile Babil valisi, Ninova sehrini cembere alarak yakip yiktilar. Asurilerin son hükümdari bu duruma cok üzüldü. Ailesi halki ile beraber yaktirdigi büyük bir atesin icine atilarak yanip gittiler. Bu sekilde sona eren Asuri Devletinin yerinde “Medye ve Geldan Devletleri” kuruldu.(Büyük İslam İlmihali, Sf. 489. 490/Ömer Nasuhi Bilmen)

HZ. YUNUS ALEYHİSSELAM

Metta babasi, Yakub dedesidir. Yasadigi zamanda Dicle nehri kenarinda Musul sehrinin ahalisi putlara ibadet ediyordu. Yunus Aleyhisselam bunlari İslama davet edip, eger Müslüman olmazsaniz, filan gün gökten size azab nazil olacak dedi. O gün geldi. Fakat azab nazil olmadi. Kafierlere karsi utanarak sehri kerkedip bir gemi binerek buradan uzaklasmak istedi. Fakat gemi durdu. Ne yaptilarsa gitmedi. Reisler düsündüler ve yolculardan biri kurban edilirse bu gemi gider diye hüküm verdiler. Atilacak bu adam secmek icin herkesin adina üc defa kura cekildi. Cekilen kuranin hepside Hz. Yunus´a isabet etti. Gemidekiler bunun üzerine Yunus Aleyhisselami hemen denize attilar. Bu esnada bir balik gelerek onu yuttu. Denizin dibine daldi. Yunus Nebi baligin karninda İsmi Azam diye bilinen su duayi okumaya basladi.

(La İlahe illa Ente Subhaneke İnne Kuntu Minezzalimin ve Ente Erhemurrahim.)
(Senden baska hic bir İlah yoktur. Seni tenzih ederim. Hakikaten ben zalimlerden oldum). Ondan sonra balik su üstüne cikarak Yunus Aleyhisselami karaya yakin bir yere birakti. Bu hadiseden sonra Yunus Aleyhisselama derler. Nun balik adidir. Baligin karninda kirk gün kaldi.(Hadisat, Nisanci Mehmed Pasa, Sf. 34)

HZ. YUNUS

Allah Tebareke ve Teala El-Yese´den sonra Yunus b. Meta´yi Mevsil (Musul) beldelerindern olan Ninova halkina gönderdi.(El-Maarif, İbn Kuteybe, Sf. 43/Hasan Ege)