Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Ağaç Şeklinde Aç2Beğeni
  • 1 gönderen ALI
  • 1 gönderen ALI

Konu: Hz. Muhammed Aleyhisselam

  1. #1
    Status
    Offline
    ALI
    ALI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uzman Üye
    Üyelik tarihi
    15 Eylül 2017
    Nereden
    Almanya
    Yaş
    46
    Mesajlar
    2,753
    Konular
    287
    Bahsedilen
    46 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart Hz. Muhammed Aleyhisselam

    HZ. MUHAMMED ALEYHİSSELAM

    DOGUMU
    Rebiulevvel Ayi´nin onikinci gece (M.S. 20 Nisan 571) Pazartesi günü Dünya´ya tesrif ettiler.

    Temiz Şecereleri ise söyledir:
    Abdullah, Muttalib, Hasim, Abdimenaf, Kusay, Kulab, Murre, Kaab, Lavi, Galib, Feher, Malik, Nadir (Kureys), Kinane, Huueyme, Mudrike, İlyas, Mudara, Nezzar, Maad, Adnan, Azed, Mekum, Nahur, Beberruh, Yareb, Yesceb, Sabit, İsmail, İbrahim, Aleyhisselam. Yanliz Efendimizin neseb-i seriflerinde bircok ihtilaflar olmasina ragmen İbni İshak´in vermis oldugu secere aynen alinmistir.(Hadisat, Nisanci Mehmed Pasa, Sf. 38.39)

    Hak din olan İslam´in son peygamberi (Hicretten önce 53-H.11/571-632).

    Dogumu, Cocuklugu ve Gencligi:
    İnsanligi hakka ve hakikata sevkedip dünya ve ahiret saadetlerini saglamak üzere Allah Teala tarafindan gönderilen peygamberlerin sonuncusu ve alemlerin rahmeti olan Peygamber Efendimiz, genellikle kabul edildigine göre Nisan (12 Rebiulevvel) 571 Pazartesi günü Mekke´de dogdu. İ slam tarihi kaynaklari, Hz. Peygamber´in nesebi ta Hz. Adem´e kadar siralanan Şecere tablolari ile belirtmislerdir. Bu kaynaklarda Hz. Peygamber´in yirmi göbekten atasi olan Adnan´a kadar ittifak edilmis, ancak Adnan´dan sonra verilen isimlerde bazi farkliliklar ortaya cikmistir. Ama O´nun Hz. İbrahim´in oglu Hz. İsmail soyundan oldugunda süphe yoktur. Buna göre Adnan´a kadar Resulullah´in seceresi söylece siralanir:

    Muhammed b. Abdullah b. Abdulmuttalib b. Hasim b. Abdulmenaf b. Kusayy b. Kilab b. Murre b. Ka´b b. Lueyy b. Galib b. Fihr b. Malik b. En-Nadr b. Kinane b. Huzeyme b. Mudrike b. İlyas b. Mudar b. Nizar b. Me´add b. Adnan.

    Hz. Peygamber´in dogumundan iki ay kadar önce babasi Abdullah, ticari bir seferden dönüsünde Yesrib(Medine)´de vefat etmisti. Annesi Amine, Kureys Kalibesinin kollarindan Benu Zuhre´nin reisi Vehb b. Abdulmenaf´in kizi idi. O siralarda Mekke esrafi, cocuklarini cölde bir süt anneye vererek emzirme adetine sahip olduklari icin Hz. Peygamber, kendi annes Amine tarafindan ancak bir kac kez emzirilmis, süt anneye verilinceye kasdar da amcasi Ebu Leheb´in cariyesi Suveybe, Ona süt annelik yapmisti.

    Daha sonra Mekke´ye komsu cöllerde yasayan Hevazin kabilesinin kollarindan Benu Sa´d´a mensub Halime bint Ebi Zueyb, uzun süre Hz. Peygamber´e süt emzirmistir. Mekke esrafi tarafindan Mekke´nin agir ve sicak havasi cocuklarin gelisimine ve sagliklarina zararli görülüyor; ayrica hac münasebetiyle her kesimden insanla temas halinde bulunan Mekke´de arab dili, yabanci tesirler altinda kalabildiginden, fesahat ve belagata önem veren Mekkeliler cocuklarinin dili ögrendikleri ilk yillarinin Arabcanin saf ve bozulmamis sekliyle ve olanca fesahat ve belagatiyla ari duru konusuldugu badiyelerde gecmesini gerekli görüyorlardi. Bu bakimdan Arablar arasinda fasih Arabcalari ile ün yapmis Benu Sa´d kabilesi arasinda yaklasik ilk iki bucuk yilini geciren Hz. Peygamber, ileride üstlenecegi ilahi risalet görevi icin hem bedenen, hem de ruhen burada hazirlanmis oluyordu.

    Hz. peygamber´in kirk yasindan itibaren yürüttügü İslam´a davet vazifesi, kabul etmek gerekir ki, aslinda mesakkatli, yorucu, bir takim sIkintilari olan mukaddes bir vazifedir. İste bu yorucu ve mesakkatli görevi layikiyla yerine getirebilmek icin saglam ve sihhatli bir bünyeye sahip olmak gerekiyordu. Hz. Peygamber, böylelikle cocuklugunun ilk yilarinda Mekke´nin bogucu sicak ve sitmali havasindan uzaklasmis, suyu ve havasi güzel badiyede saglikli bir sekilde gelisme imkanini bulmus oluyordu. Diger taraftan güzel konusmanin kitleler üzerindeki etkisi malumdur. İleride muhtelif insan kitlelerine muhatab olacak bir peygamberin süphesiz iyi bir dil bilgisine sahip olmasi ve dili, davasinin ugrunda en iyi sekilde kullanmasi gerekiyordu. İste bu yönlerden Hz. Peygamber henüz cocuklugundan itibaren davet faaliyeti icin hazirlaniyordu. Yanliz kendisi henüz o siralarda ileride peygamber olacagi konusunda hic bir bilgiye sahip olmadigindan, bu hazirlanma O´nun bizzat iradesi ile ve bilerek olmayip, Cenab-i Hakk´in yönlendirmesi, kontrol ve murakabe altinde tutmasi seklinde cereyan ediyordu. Peygamber Efendimiz süt annesi Halime´nin yanindfa iken vuku bulan “Gögsünün yarilmasi”(Şeyhu´s-Sadr veya Şakku´s-Sadr) olayini da yine davete hazirlik olarak degerlendirmek gerekir. Bu olayda Hz. Peygamber´in gögsü, görevli iki melek tarafindan yarilmis, kalbi cikarilarak Şeytan ve nefsin tasallut ve saptirmasindan arindirilmis ve Zemzem´le yikanarak tekrar yerine konulmustur. Böylece Hz. Peygamber, ruhen davete hazirlanmis oluyordu.

    Şerhu´s-Sadr olayindan sonra süt anne halime tarafindan Mekke´ye getirilerek öz annesi Amine ve dedesi Abdulmuttalib´e teslim edilen Hz. Muhammed, alti yasina kadar annesi Amine´nin yaninda kaldi. Bu siralarda Amine, Hz. peygamber´i de yanina alarak Medine´deki akrabalarini ziyarete gitmisti. Bu vesile ile, alti yil kadar önce Medine´de ölen esinin kabrini de ziyaret etmis olacakti. Bir ay süren bir misafirlikten sonra Mekke´ye dönerken henüz Medine´den pek fazla uzaklasmadan Ebva denilen köyde Amine aniden rahatsizlandi ve vefat etti; oraya da defnedildi. Artik hem yetim, hem de öksüz kalan cocugu bu yolculukta kendilerine refakat eden dadi Ummu Eymen Mekke´ye getirip dedesi Abdulmuttalib´e teslim etti. Yasli dede, kalben büyük bir muhabbet besledigi bu yavruyu sevgi ve rahmetle iyi yil bagrina basti. Abdulmuttalib´in temsil ettigi Hasimoarinin Mekke´deki itibari ile Abdulmuttalib´in sahsi özellik, kabiliyet ve ahlaki faziletleri ve özellikle bir zamanlar yeri kaybolan kutsal Zemzem suyunu olgunluk devrelerinden tekrar bulup cikarmis olmasi, onun Mekke´de kendisine son derece saygi duyulan, sözüne itibar ve itaat edilen bir reis haline gelmesini saglamisti.

    Abdulmuttalib, Kabe duvarina bitisik olarak sirf kendisine mahsus serilan minderde ve Mekke idare meclisi hüviyetini tasiyan Daru´n-Nedve´de Mekke halkinin cesitli problemlerini dinler ve cözüm yollari arardi. Dedesi Abdulmuttalib´in yaninda hic ayrilmayan kücük Muhammed, Daru´n-Nedve´de yapilan idareye ve cesitli problemlere ait müzakerelede de dedesinin yaninda bulunuyor ve daha o yaslarindan itibaren zulmün hakim oldugu Mekke toplumunda ortaya cikan problemleri, insanlarin dini, idari, iktisadi, ilmi, ictimai yönlerden nasil bir batakligin icinde bulunduklarini yakindan görüp idrak ediyordu.

    Hz. Peygamber sekiz yasina geldigi zaman Abdulmuttalib seksen iki yasina erismisti ve yasli bünye, ugradigi hastaliklara tahammül edemeyerek bu dünyadan ayrildi. Abdulmuttalib vefatindan önce sevgili torununu oari arasinda, Hz. Muhammed´in babasi Abdullah´la ana-baba bir kardes olan Ebu Talib´e teslim etmisti. Artik Hz. Muhammed sekiz yasinda yirmi bes yasina kadar amcasi Ebu Talib´in yaninda kalmistir.(Şamil İslam Ansiklopedisi Ct. 4. Sf. 242-243/Heyet)

    HZ. MUHAMMED (S.A.V)´İN HZ. ADEM (A.S.)`E KADAR CIKAN SOYU

    Muhammed bin Abdullah, bin Abdulmuttalib (Abdulmuttalib´in adi Şeybe´dir), bin HaŞim (Hasim´in adi Amr´dir), bin Abdimenaf (Abdimenaf´in adi Mugire´dir), bin Kusayy (Kusayy´in adi Zeyd´dir), bin Kilab, bin Murre, bin Ka´b, bin Lueyy, bin Galib, bin Fehr, bin Malik, bin Nadr, bin Kinane, bin Huzeyme, bin Mudrike (Mudrike´nin adi Amir´dir), bin İlyas, bin Mudar, bin Nizar, bin Ma´d, bin Adnan, bin Aded, bin Mukavvin, bin Nahur, bin Teyrah, bin Ya´rub, bin YeŞcub, bin Nabit, bin İsmail, bin İbrahim Halil´ur-Rahman, bin Tarah (ki Azer´dir.), bin Nahur, bin Sarug, bin Rau, bin Falih, bin Ayber, bin Şalih, bin Erfahsed, bin Sam, bin Nuh, bin Lemek, bin Metu Şelh, bin Uhnuh (rivayete göre peygamber Hz. İdris (A.S.)´dir.), bin Yered, bin Mehlil, bin Kinen, bin YaniŞ, bin Şit, bin Adem aleyhisselam.

    HZ. MUHAMMED (SA.V.)´İ AMCASININ HİMAYE ETMESİ

    Hz. Muhammed (S.A.V.), Abdulmuttalib´in ölümünden sonra amcasi Ebu Talib ile beraber kaldi.
    Lihb oarindan bir adam kahinlik ederdi.
    Bir gün Mekke´ye gelince, Kureys´den bazi adamlar oarini ona getirdiler. Kahin de oglanlara bakip, onlar hakkinda babalarina bulunuyordu.
    Ebu Talib de Hz. Muhammed (S.A.V.)´i götürdü.
    Hz. Muhammed (S.A.V.), kahine gelen oglan cocuklarla beraberdi. Kahin, Hz. Muhammed (S.A.V.)´e batiktan sonra onu bir sey mesgul etti. Kahinin mesguliyeti bitince. dedi. Ebu Talib, kahinin onu cok arzu ettigini görünce, Hz. Muhammed´i uzaklastirdi. Kahin:
    demeye basladi.

    BAHİRA OLAYI

    Ebu Talib bir kafile icerisinde tacir olarak Şam´a cikti. Yolculuk icin hazirlanip da gitmeye karar verince, Hz. Muhammed (S.A.V.)´de gitmek isteyip ona sarildi. Bunun üzerine Ebu Talib, O´na aciyip:

    dedi.
    Ebu Talib, Hz. Muhammed (S.A.V.)´i beraberinde Şam yolculuguna cikardi. Kafile, Busra denen kasabaya varinca, orada manastirinda yasayan Bahira adinda bir rahib vardi. Hiristiyan alimlerin ilmi ona ulasmisti. Bu manastirda eskiden beri daima bir rahib yasar, rivayet ettiklerine göre, Hiristiyan bilginlerin kitabdan edindikleri bilgiler ona ulasirdi. O ilmi, büyük rahibden büyük rahibe naklederek tevarus ederlerdi.

    Ebu Talib ve arkadaslari o, yil Bahira´ya ughrayip da manastirina yakin bir yerde konakladiklari zaman Bahira onlar icin bir cok yemekler yaptirmisti.

    O yildan önce cok kez Bahira´ya ugrarlar, fakat o yila gelinceye kadar Bahira onlarla konusmaz ve onlara bir sey söylemezdi. Rivayet edildigine göre; Bahira´nin o yil böyle ilgilenmesinin sebebi, manastirinda iken gördügü (olagan üstü) bir seyden dolayi idi.

    Rivayet ederler ki; Bahira manastirinda iken, gelmekte olan kafile icerisinde Hz. Resulullah (S.A.V.)´i görmüs, bir bulut, kafile arasinda onu gölgelendirmis, sonra gelip de bir agacin gölgesine yakin konakladiklarinda, Resulullah (S.A.V.) altinda gölgelensin diye agacin dallari O´na dogru egilip uzanmisti. Bahira bunlari görünce manastirindan indi. Sonra onlara haber gönderip:

    Kafileden bir adam ona:
    diye cevab verdi.

    Kafile toplanip Bahira´nin manastirina gittiler. Onlar arasinda Hz. Muhammed (S.A.V.), yasi kücük oldugu icin, agacin altinda kafilenin yükleri basinda kaldi. Bahira konuklarina bakinca, bildigi ve kutsal kitablarda buldugu Son Peygamberin niteligini onlarda göremedi. Bunun üzerine:

    dedi. Onlar da:
    dediler. Bunun üzerine Bahira:
    <Öyle yapmayin ,onu da cagirin, bu yemek de sizinle beraber bulunsun> dedi. Kafile ile beraber olan Kureys´den bir adam:

    dedi.

    Sonra kalkti, onu bagrina basip getirdi, kafile ile beraber sofraya oturttu. Bahira, Hz. Muhammed (S.A.V.)´i görünce, O´nu dikatle gözetmeye ve bedenindeki alametlere bakmaya basladi. Bahira, Son Peygamberin alametlerini ve niteliklerini biliyordu. Kafile yemeklerini yeyip de dagilinca, Bahira kalkip Hz. Muhammed (S.A.V.)´e:

    dedi.
    Bahira´nin Hz. Muhammed´e, Lat ve Uzza hakki icin, demesi, onun kavminin bu iki ilah ile yemin ettiklerini isitmis olmasindan dolayi di.

    Rivayet ederler ki: Hz. Muhammed (S.A.V.) Bahira´ya:
    demistir. Bunun üzeine Bahira O´na:
    dedi. Hz. Muhammed´de:
    buyurdu. Bahira O´na; uykusu, heyeti ve islerindeki haline dair bazi seyler sormaya basladi. Hz. Muhammed (S.A.V.)´de ona cevab veriyor ve bu haberler Bahira´nin, Son Peygamberin niteligine dair bilgilerine uygun düsüyordu.
    Sonra Bahira Hz. Muhammed (S.A.V.)´in sirtina bakip, iki kürek kemigi arasindaki Peygamberlik Mühürünü gördü. Bu da Bahira´nin, Son Peygamberin niteligi ile ilgili bilgisine uygun düsmüstü.
    Bahira sorularini bitirince, Amcasi Ebu Talib´e gidip ona:

    dedi. Bahira:
    diye cevab verdi. Bunun üzerine Ebu Talib: diye karsilik verdi. Bahira:
    diye sorunca Ebu Talib:
    diye cevap verdi. Bahira:
    dedi. Bunun üzerine Ebu Talib, O´nu hemen memleketine götürdü.

    HZ. MUHAMMED (S.A.V.)´İN HZ.HADİCE İLE EVLENMESİ

    Huveylid´in kizi Hadice (R. Anha), seref ve mal sahibi olup ticaret yapan bir kadindi. Mali ile ticaret yapmak icin adamlar tutar ve malini onlara bir ücret karsiliginda teslim ederdi. Kureys kabilesi, tüccar bir kavim idi.

    Hz. Hadice (R. Anha), Hz. Muhammed (S.A.V.)´in dogru sözlü, emaneti gözetir ve iyi ahlak sahibi oldugunu duyunca, Meysere adindaki kölesi ile beraber mali ile Şam´a ticaret icin cikmasini ve bu ticaretten O´na, baskasina verdigi ücretten daha cok ücret verecegini bildirdi. Hz. Muhammed (S.A.V.), O´nun bu teklifini kabul edip Hz. Hadice (R. Anha)´nin mali ile ticarete cikti. O´nunla beraber Hz. Hadice (R. Anha)´nin kölesi Meysere de cikip nihayet Şam´a geldiler.

    Resul-i Ekrem (S.A.V.), ruhbandan bir rahib(Bu rahibin adi; Nastura´dir.)manastirina yakin bir agacin gölgesinde konaklayinca, rahib ,Meysere´ye manastirindan bakip:
    <Şu agacin altina konaklayan adam kim?> diye sordu. Meysere de:
    diye cevap verdi. Bunun üzerine rahib:

    <Şu agacin altina ancak bir Peygamber indi.> dedi. Sonra Resulullah (S.A.V.), getirdigi malini satti, satin almak istedigi seyleri de satin aldi. Sonra geri dönüp Mekke´ye geldi. Resulullah (S.A.V.), devesinin üzerinde giderken, ögle sicagi bastirip da hararet artinca, Meysere, iki Melegin O´nu Günes´ten gölgelendirdiklerini görüyordu. Hz. Resulullah (S.A.V.), Mekke´ye gelip de Hz. Hadice (R. Anha)´ye malini verince; Hz. Hadice (R. Anha), O´nun getirdigi mali satti. Mal iki kat veya ona yakin oldu.

    Meysere, Hz. Hadice (R. Anha)´ye rahibin sözünü ve iki Melegin hz. Muhammed (S.A.V.)´i gölgelendirdigini anlatti. Hz. Hadice (R. Anha), Allah (C.C.)´in kerametinden O´na verdigi üstünlükle beraber, ihtiyatli, akilli ve serefli bir kadindi. Meysere, Hz. Hadice (R. Anha)´ye Resulullah (S.A.V.) ile ilgili habei verince, Hz. Hadice (R. Anha), Resul-i Ekrem (S.A.V.)´e adam gönderip, O´na:

    dedi. Sonra, O´na evlenme teklif etti.o zamanlar Hz. Hadice (R. Anha), soy-sop bakimindan Kureys kadinlarinin en soylusu ve seref bakimindan onlarin en büyügü ve mal bakimindan onlarin en zengini idi. Kavminin hepsi, sayet kadir olsa, O´nunla evlenmeye can atardi.

    Hz. Hadice (R. Anha); bunu Resulullah (S.A.V.)´e söyleyince, O da amcalarina anlatti. Amcasi Hamza, Resulullah ile beraber cikip Esed´in oglu huveylid´e gitti. Hz. Hadice (R. Anha)´yi, resulullah (S.A.V.)´a istedi. Resulullah (S.A.V.), onunla evlendi.

    İbrahim (R.A.)´den *(İbrahim´in annesi: Misirli (bir rivayete göre kibti) olan Mariye´dir.) baska, Resulullah´in bütün cocuklari Hz. Hadice dogurdu. Bunlar: Kasim –ki Resulullah (S.A.V.), onunla Ebu´Kasim diye künyelenirdi-- Tahir-Tayyib(Tahir-Tayyib; Resulullah (S.A.V.)´in oglu Abdullah´in iki lakabidir.)Zeyneb, Rukayye, Ummu Gulsum ve Fatima´dir.

    Kasim ve Tahir-Tayyib (yani Abdullah) Cahiliyye devrinde öldüler.
    Resulullah (S.A.V.)´in kizlari ise, hepsi İslam devrine yetistiler, Müslüman olup Resulullah (S.A.V.) ile beraber hicret ettiler.

    Yaren bunu beğendi.

  2. #2
    Status
    Offline
    ALI
    ALI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uzman Üye
    Üyelik tarihi
    15 Eylül 2017
    Nereden
    Almanya
    Yaş
    46
    Mesajlar
    2,753
    Konular
    287
    Bahsedilen
    46 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart Cevap: Hz. Muhammed Aleyhisselam

    VARAKA BİN NEVFEL OLAYI

    Hz. Hadice (R. Anha), Abduluzza´nin oglu Esed´in oglu Nevfel´in oglu Varaka´ya gitti. Varaka Hz. Hadice (R. Anha)´nin amcasinin oglu olup kutsal kitablari arastirmis ve insanlarin ilminden bir kismini ögrenmis bir Hiristiyan idi. Hz. Hadice (R. Anha), ona; kölesi Meysere´nin kendisine naklettigi, rahibin sözünü ve iki Melegin Hz. Muhammed (S.A.V.)´i gölgelendirdigini gördügünü anlatinca,

    Varaka:
    demistir.

    Ey Hadice eger bu gercek ise, Muhammed bu ümmetin Peygamberi olacaktir. Bu ümmet icin beklenen bir Peygamber gelecegini ben ögrendim. İste bu onun zamanidir demistir.

    RESULULLAH (S.A.V.)´İN BEDENİ VASIFLARI

    İbn-i HiŞam demistir ki: Gufra´nin azadlisi (mevlasi) Ömer´in, ebu Talib´in oglu Ali´nin oglu Muhammed´in oglu İbrahim´den rivayet ettigine göre, Resulullah (S.A.V.)´in bedeni vasiflari söyledir:

    Ebu Talib´in oglu Ali, Resulullah (S.A.V.)´in vasiflarini anlattigi zaman söyle demistir:

    Hz. Muhammed (S.A.V.)´in boyu ne cok kisa, ne cok uzundu. Orta boylu idi. Saclari, ne pek kivircik ve ne de pek düz, kivircikla düz sac arasinda idi. Ne cok zayif, ne cok semizdi. Belki ikisi ortasi ve sIki etliydi. Duru beyaz tenli, iri siyah gözlü, kirpikliydi. İri kemikli ve genis omuzluydu. Gögsü, ortadankarnina kadar kilsizdi. Avuclari ve tabanlari dolgundu. Yürüdügü zaman, sanki yokus asagi iner gibi rahatlikla ilerlerdi. Sagina soluna bakindigi vakit bütün bedeniyle dönerdi. İki omuzu arasinda <Nubuvvet Mührü> vardi. O, Nebilerin sonudur. El ayasi bakimindan insanlarin en güzeli ve gögsü de genisce idi. Lehce (konusma) bakimindan insanlarin en düzgünü ve insanlarin en cok sözünde durani, huyca onlarin en yumusagi, dostluk bakimindan onlarin en iyisiydi. O´nu ilk gören, O´ndan korkar; O´nunla beraber yasayanlar, O´nu severdi.

    O´nun vasiflarini anlatan der ki:
    Ne O´ndan önce ve nede O´ndan sonra, O´nun gibisini görmedim.

    NUSAYBİN CİNLERİ

    Resulullah (S.A.V.), Sakif´in hayrindan ümidini kesince, Taif´deb ayrilip Mekke´ye döndü. Nahle´ye(Nahle: Mekke´den iki gecelik mesafede iki vadidir. Onlardan birine <Nahlet´us-Şamiyye> digerine de <Nahlet´ul-Yemaniyye> denir.)gelince, gecenin son ücte birinde kalkip namaz kildi. Yüce ve Ulu Allah (C.C.)´in zikrettigi cinlerden bir grup, O´na rastladi. Onlar – bana anlatildigina göre – Nusaybin(Nusaybin: Musul´dan Şam´a giden yol üzerinde Cezire memleketlerinden bir sehirdir.)halki cinlerinden yedi kisidir. Resulullah (S.A.V.), namazini bitirince, dönüp kavimlerine uyarici olarak gittiler. Bunlar Resulullah (S.A.V.)´dan isittikleri Kur´an´a inanmislar ve icabet etmislerdir.

    Ulu ve Yüce olan Allah (C.C.) onlari Resulullah (S.A.V.)´a bildirip söyle buyurdu:


    "Ey Muhammed! Kur´an´i dinleyecek cinlerden bir takimini sana yöneltmistik. Onlar Kur´an´i dinlemege hazir olunca birbirleine: Susun, dediler. Kur´an´in okunmasi bitince, her biri birer uyarici olarak milletlerine döndüler. Şöyle dediler: Ey milletimiz! Dogrusu biz, Musa´dan sonra indirilen, kendinden öncekileri dogrulayan, gercegi ve dogru yolu gösteren bir kitabi dinledik. Ey milletimiz! Allah´a cagiran Muhammed´e uyun ve O´na inanin da allah da sizin günahlarinizi bagislasin ve sizi can yakici azandan korusun."
    (Ahkaf suresi; ayet: 29-31)

    Yine Ulu ve Yüce olan Allah (C.C.) söyle buyurdu:


    "Ey Muhammed! De ki: Cinlerden bir toplulugun Kur´an dinledigi bana vahyolundu; onlar söyle demislerdir: Dogrusu biz, dogru yola götüren, hayrete düsüren bir Kur´an dinledik de ona inandik; biz Rabbimize hic bir seyi ortak kosmayacagiz." (Cinn suresi; ayet: 1-2)

    (Siret-i İbn-i HiŞam Hz. Muhammed´in Hayati Sf. 53-57. 58-60. 66. 160-161/Arif Erkan)
    Yaren bunu beğendi.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Muhammed Ali Kimdir?
    Konu Sahibi NoktA Forum SP Biyografi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 04.Eylül.2017, 16:33
  2. Hayattaki kahramanım Hz. Muhammed
    Konu Sahibi NoktA Forum SP Yorum & Analiz - Serbest Kürsü
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30.Ağustos.2017, 22:08
  3. Hz. Muhammed (s.a.v.) Kimdir? Hz. Muhammed’in (s.a.v) Hayati
    Konu Sahibi NoktA Forum Siyer Çalışmaları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 28.Ağustos.2017, 14:46
  4. 47-Muhammed süresinin anlamı
    Konu Sahibi sükutu-ezber Forum Kur'an ı Kerim Meali
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 09.Mayıs.2017, 18:35
  5. Hz.Muhammed (sav) in kısaca hayatı
    Konu Sahibi Zümrüt Forum Siyer Çalışmaları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 03.Şubat.2017, 20:09

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •