Gıybet değişik şekillerde gerçekleşebilir:

a- İnsanın Bedeni İle İlgili Kusurlarını Söylemek: Bir kişi hakkında kördür, topaldır, keldir, şaşıdır, kısa boyludur, uzun boyludur ve çirkindir gibi kişinin duyduğunda hoş*lanmayacağı kusurlannı söylemek gıybettir. Mesela, iki kişi evlendiklerinde damat tarafı; damat güzeldir, gelin çok çir*kindir veya gelin tarafı; damat kısa boyludur veya geline la*yık değildir gibi sözler sarf etmektedirler. Bu tür sözler gıy*bettir.

Bir rivayete göre, Resul-i Ekrem(s.a.v)'in yanma kısa boy*lu bir kadın geldi. Kadın çıkıp gittikten sonra, Hz. Aişe(r.a) şöyle dedi:

"Boyu da ne kadar kısa!

Bunu işiten Resul-i Ekrem(s.a.v) şöyle buyurdu:

"Kadının gıybetini ettin, ya Aişe!"

Hz. Aişe(r.a) dedi ki:

"Onda olan hali anlattım. Başka bir şey demedim ki."

Bunun üzerine Resul-i Ekrem(s.a.v) şöyle buyurdu:

"Ama, onun bahsedilmesinden hiç hoşlanmayacağı bir yanını anlattın."[14]

Diğer bir rivayete göre, Hz. Aişe (r.a) diyor ki: Ben Re*sul-i Ekrem'e:

"Size Safiyye'nin boyunun kısalığı gibi kusurları yetmiyor mu?" dedim. Bunun üzerine Resul-i Ekrem(s.a.v) şöyle bu*yurdu:

"Öyle bir söz söyledin ki, denize karışsa onu kirletir, rengini bozar ve onu kokuturdu."[15]

Ashab, Resul-i Ekrem'in yanındat bir kimseden söz ettiler: "Filan kişi çok zayıf kimsedir, yardımcısı olmadan kendi

başına ne yiyebilir ne de misafirliğe gidebilir." dediler.

Resul-i Ekrem(s.a.v): "Onu gıybet ettiniz" buyurdu. Onlar: "Biz onda olanı söyledik" dediler. Resul-i Ekrem(s.a.v):

"İşte gıybet de odur."[16] buyurdu.

b- İnsanın Elbisesiyle İlgili Kusurlarını Söylemek: Bir kim*se hakkında pantolonu kısadır, eteği uzundur, elbisesi eski*dir veya ceketi kirlidir gibi kişinin duyduğunda hoşlanma*yacağı ayıplarını söylemek gıybettir.

Nitekim Hz. Aişe (r.a) diyor ki: Resul-i Ekrem(s.a.v)'in yanında bulunduğum bir sırada bir kadın geldi ve gitti. Ben:

" Bu kadın ne uzun etekli! "dedim.

Resul-i Ekrem(s.a.v):

" Ağzındakini tükür![17] "buyurdu, ben de bir et parçası tü-kürdüm, dedi.

c- Dünya İşleri İle İlgili Kusurlarını Söylemek: Bir kimse hakkında terbiyesizdir, çok yer, çok uyur, ailesi çok gezer, evi temiz değildir gibi kişinin duyduğunda rahatsız olacağı sözleri söylemek gıybettir.

Resul-i Ekrem(s.a.v)'in huzurunda iki kişiden biri arka*daşına dedi ki:

" Muhakkak filan adam çok uyuyor."

Bu sözden sonra bu iki kişi Resul-i Ekrem(s.a.v)'den bir yiyecek istediler ki, onunla ekmeklerini yesinler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem(s.a.v) şöyle buyurdu:

" Siz yemek yediniz!" Onlar:

* Biz yemedik." dediler. Bunun üzerine Resul-î Ek-rem(s.a.v) şöyle buyurdu:

* Evet, siz kardeşinizin gıybetini ederek etinden yediniz."[18]

Bir rivayete göre; Resul-i Ekrem(s.a.v) bir sefere çıktığın*da iki zengin kişiye dünyalığı olmayan birini arkadaş edi*yordu. Böylece, onların yediklerinden yesin, konağa varma*dan önce gidip yerlerini hazırlasın ve sofralarını kursun.

Böyle bir seferde Resul-i Ekrem(s.a.v), Selman-ı Farisi'yi iki kişiye vermişti. Bir gün, bir yere gittiler. Selman onlara iyi bir şey hazırlamamıştı. Ona şöyle dediler:

" Resul-i Ekrem(s.a.v)'e git; fazla katık varsa, bizim için is*te." Selman gidince arkasından şöyle dediler:

" Selman su kuyusuna gitse, suyu kurutur."

Selman Resul-i Ekrem(s.a.v)'e gitti. Onların dediğini anla*tınca, Resul-i Ekrem(s.a.v) şöyle buyurdu:

" Git onlara söyle: katığı yediniz."

Selman gelip durumu onlara bildirdi.

Bunun üzerine ikisi de, Resul-i Ekrem(s.a.v)'in yanına git*tiler; dediler ki:

"Biz daha bir şey yemedik ki," Resul-i Ekrem(s.a.v) şöyle

buyurdu:

"Ama ben ağzınızda et kızıllığı görüyorum." Onlar şöyle dediler:

"Bizde bir şey yok ki; biz bugün hiç et yemedik ki."

Bunun üzerine Resul-i Ekrem(s.a.v) şöyle buyurdu:

" Siz, kardeşinizin gıybetini ettiniz."

Sonra onlara sordu:

" Ölü eti yemeği sever misiniz?"

" Hayır, sevmeyiz." dediler.

Resul-i Ekrem(s.a.v); şöyle buyurdu:

" Ölü etiniç'yemeği nasıl kötü görüyorsanız, kardeşinizin gıybetini de etmeyiniz. Kardeşinin gıybetini eden kimse, kar*deşinin etini yemiş olur."

İşte, bunun üzerine şu ayet nazil oldu:

" ...Biriniz diğerinizin gıybetini etmesin. Hanginiz ölmüş kardeşinin etini yemeği sever? Bundan tiksindiniz değil mi? Öyleyse Allah'tan korkun!..."[19]

d- Ahlakı İle İlgili Kusurlarını Söylemek: Bir kişi hakkın*da kötü huyludur, acizdir, zayıftır, korkaktır, cimridir, öfke*lidir gibi kişiyi rencide edici şeyleri söylemek gıybettir.

Ebu Hureyre(r.a), diyor ki: Resul-i Ekrem(s.a.v)'in yanın*da oturuyorduk, bir adam kalktı gitti. Orada bulunanlar:

"Ya ResuluMah, filan adam çok zayıf ve çok aciz bir kim*sedir/' dediler.

Bunun üzerine Resul-i Ekrem(s.a.v) şöyle buyurdu:

"Arkadaşınızı gıybet ettiniz ve etini yediniz."[20]

İbrahim b.Edhem'i şöyle anlattılar:

Bir yemeğe davet edilmişti. Sıradan biri dedi ki:

"Hani filan kişi gelmemiş/'

Bir başkası da, o gelmeyen için şöyle dedi:

" O, ağır hareket eden bir insandır."

Bunu duyan İbrahim b. Edhem şöyle dedi:

" Olan iş, benim mideme oldu. Yemeğe gittim, gıybetle karşılaştım. "

Çıkıp gitti. Üç gün müddetle hiçbir şey yemedi.

e- Asaleti İle İlgili Kusurlarını Söylemek: Annesi hizmet*çidir, babası çöpçüdür, kapıcıdır, çiftçidir veya ayakkabı boyacısıdir gibi kişiyi küçük düşürücü sözleri söylemek gıy*bettir.

Hz.Aişe(r.a) diyor ki: Safiyye'nin devesi hastalanmıştı. Zeyneb'de yedek bir deve bulunuyordu. Resul-i Ekrem(s.a.v) Zeyneb'e: " Yanındaki yedek deveyi ona ver." buyurdu.Zeyneb:

" O yahudiye deveyi vereyim mi?"[21] dedi. (Zeyneb, bu sö*zü ile daha önce Yahudi olan ve hicretin yedinci yılında müslüman olup Peygamberimiz (s.a.v) ile evlenen Safiy-ye'yi geçmişteki asaletinden dolayı küçük düşürmek iste*mişti.) Buna son derece üzülen Resul-i Ekrem(s.a.v), uzun bir süre Zeyneb'in yanma uğramadı.

f- Dini İşleri İle İlgili Kusurlarını Söylemek: Bir kimse hakkında fasıktır, yalancıdır, anne ve babasına itaat etmez, zalimdir, namaza tembeldir, daha Fatiha'yı bile düzgün okuyamıyor, üçkâğıtçıdır, helal ve harama aldırmaz gibi duyduğunda kişiyi rahatsız edici kusurlarını söylemek gıy*bettir.

Geriye başka bir husus kaldı. Rivayetlerden anlaşıldığı gibi müslümanlann sırlarını ifşa etmek de haramdır. Yani ister ahlaki, ister yaratışsal, isterse ameli olsun müslüman*lann saklı kalmış, açığa çıkmamış kusurlarının açıklanıp if*şa edilmesi haramdır. (Kırk Hadis Şerhi)