“Müslüman faturasını kendisi ödemeyecek olsa bile suyu ihtiyacından fazla kullanamayan insandır” diyeceğiz mesela. Yahut “parasını peşin ödemiş olsa bile bir otel odasında fazladan yanan lambanın kalbini huzursuz ettiği kimse Müslümandır” diyeceğiz. “Giydiği elbisenin üzerinde, o elbiseyi dikebilmek için bir konfeksiyon atölyesinde gecesini gündüzüne katarak çalışan işçinin alın teri hakkı olduğunu bilen ve bu şuurla elbisesini kaldırıp bir kenara öylesine fırlatamayan insandır” diye bahsedeceğiz Müslümandan. “Yarım bıraktığı çay bardağının hüzünlü bakışında Rize tepelerindeki hanım ablaların yorgunluğunu, çöpe attığı bir ekmeğin kaş çatışında kırış kırış alnıyla bir Anadolu çiftçisinin sitemini, ihtiyacı olmayan şeye verdiği her kuruşun üstünde Afrikalı bir bebeğin açlıktan kıvranış sancılarını seyredebilen adamdır” diye tarif edeceğiz Müslümanı.



Serdar Tuncer