SİYER OLMADAN ASLA!

Şu bir gerçek ki insan zihni, somut olan şeyleri soyut olan şeylere göre çok daha çabuk ve kolay kavrayabilmektedir. Bu sebepledir ki Kur'an'da inanca ilişkin konular bir yandan tabiattan örneklerle diğer yandan da geçmiş peygamber ve kavimlerin kıssalarıyla somutlaştırılarak anlatılmıştır. Kur'an'ın bu üslubu, dini ilimlerin öğrenim ve öğretiminde mutlaka dikkate alınması gereken bir husustur.

Fıkıh, kelam, tasavvuf, tefsir, hadis gibi İslamî ilimlerin tümü İslam'ın bir yönünü kendisine konu edinen ilimlerdir. Bu ilimlerin öğreniminde neye öncelik verilmesi gerektiği konusu sıklıkla sorulan bir sorudur. Kanaatimce bütün bu ilimler puzzle'ın parçaları gibidir. Bunların yerleştirileceği ana zemin ise siyerdir ve İslamî öğretimin temelinde yer alması gereken ilim dalı siyerdir.

İslam'ı öğrenmek, yakından tanımak isteyen bir kimsenin işe doğrudan Kur'an'la başlaması kanaatimce isabetli değildir. Zira Kur'an'ın anlaşılması vahyin nâzil olduğu zaman dilimine ilişkin tarihsel bir alt yapıyı zorunlu kılmaktadır.

İslam'ı öğrenmek isteyen kimsenin hadis kitapları ile işe başlaması da uygun olmaz; çünkü hadisler, Hz. Peygamber'in hayatına ait bizlere parça bilgi sunan fotoğrafçıklardır. Bunların içinde yer alması gereken ana albüm ise siyerdir.

İşe akaide ilişkin konularla başlamak da doğru olmayabilir; çünkü akaide ilişkin konular soyut konulardır. Bunların bir çoğu beraberinde soruları getirecektir. Bu soruların cevaplanması ise kelamî tartışmalara girilmesini gerektirecektir.

Sağlam bir siyer alt yapısı oluştuğunda Kur'an'ın mesajı tam olarak kavranabilecektir. Zira bu alt yapı Kur'an'ın tarihsel bağlamını ortaya koyacaktır. Yine bu alt yapı oluştuğunda Hz. Peygamber'in hadisleri de yerli yerine oturmuş olacaktır.

Sözün tam burasında hangi tür siyer eserlerinin okunması gerektiği konusu gündeme gelmektedir.

Siyere ilişkin eserleri birkaç grupta ele almak mümkündür:

1. Edebî mâhiyetteki eserler. Türkçe'de merhum Necip Fâzıl'ın "Çöle İnen Nur" adlı eserini buna örnek verebiliriz. Bu tür eserler belki Hz. Peygamber sevgisinin ızharı bakımından işlevsel olsa da İslamî ilimler için alt yapı kurma görevi göremez.

2. Kıssa mâhiyetindeki eserler: Hz. Peygamber'in hayatını bir hikâye gibi anlatan eserler yeni yetişmekte olan çocuklar için güzel bir başlangıç olmakla birlikte bu tür eserler de İslamî ilimler için alt yapı kurma görevi göremez.

3. İlmî mâhiyetteki eserler: Hz. Peygamber'in hayatını en temel siyer kaynaklarına dayanarak aktaran, siyere ilişkin tarihsel malumatı aktarmakla kalmayıp bütün bu malumattan bir takım sonuçlar, ders ve ibretler çıkaran, tahliller yapan eserler. İşte İslamî ilimler için temel oluşturacak kaynaklar bunlardır.

Bu kapsamda yer alan eserler arasında şunları saymak mümkündür:

(1) Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi:

Bu kitapta fıkhî sonuçlar ve ibretler yer almamakla birlikte eser, Hz. Peygamber dönemini bütün tarihsel alt yapısıyla ortaya koyması bakımından mevcut eserler arasında eşsizdir.

(2) Muhammed Said Ramazan el-Bûtî, Fıkhu's-sîre

Bûtî bu eserde Hz. Peygamber'in hayatına ilişkin bölümleri temel siyer ve hadis kaynaklarına dayandırarak anlattıktan sonra fıkhî hükümler, sonuçlar ve hikmetler çıkarmaktadır. Eser, mutlaka okunması gereken siyer kaynakları arasında yer almaktadır.

(3) Muhammed Gazalî, Fıkhu's-sîre

Muhammed Gazalî çağdaş Mısır'lı yazarlardan olup hadise ilişkin kimi yaklaşımları eleştirilse de bu eserinin yine de -diğerlerinden sonra- okunması faydalı olacaktır.

(4) Ali Muhammed es-Sallâbî, es-Sîretü'n-Nebeviyye

Bu eseri ve yazarı yeni tanıma imkânım oldu. Siyer konusunda incelediğim eserler içinde en ayrıntılı ve fıkhî hükümler ve hikmetler konusuna en çok yer vereni olarak gördüm. Eserin yazarı Libya, Bingazi'li İslam tarihi öğretim üyesi olup pek çok tarihi eseri bulunmaktadır. Osmanlılara karşı özel bir muhabbeti bulunan ve Osmanlı'yı emperyalist göstermeye çalışanlara karşı "Osmanlı devleti" ve "II. Abdülhamid" kitaplarıyla mücadele eden bir yazar. Eser Türkçe'ye de iki cilt olarak tercüme edilmiş. (Ravza Yayınları, Siyer-i Nebî). Bu eserin de mutlaka okunması gerektiği kanaatine ulaştım.

Pek tabi ki Allah'ın kitabı dışında hiçbir kitap kusursuz, hiçbir yazar hatasız değildir. Bu eserler ve yazarların da hataları, kusurları, eleştiriye açık yönleri bulunmaktadır. Bununla birlikte mevcutlar içinde siyer alt yapısının oluşması bakımından bu eserler mutlaka incelenmelidir.

Allah sağlıklı ve uzun ömürler versin hocamız Hayreddin Karaman, yüksek lisansta Fıkhu's-sîre dersimize gelmiş ve bizlere siyeri mutlaka her yıl başka bir eserden bir defa daha okumamız gerektiğini, kendisinin de böyle yaptığını söylerdi. Ben de aynı şeyi hem kendime hem de bu yazıyı okuyanlara tavsiye ediyorum. Allah en doğrusunu bilir.

(Soner Duman /11.Cemaziyelevvel.1439/29.Ocak.2018/Pazar)


https://www.facebook.com/groups/mekt...5663093305100/