]HER YÖNÜYLE ÖRNEK PEYGAMBER

Peygamberimizin Fârisî bir komşusu vardı.Bu komşusu güzel haşlama çorbası yapardı. Bir defasında Resulullah için haşlama çorbası yapıp kendisini davet etti. Peygamberimizin yanında o sırada Hz. Âişe vardı. Peygamberimiz adama "bu da gelsin mi?" deyince adam "hayır" dedi. Peygamberimiz "o zaman ben de gelmiyorum" dedi. Adam tekrar peygamberimizi davet etti. Peygamberimiz de Hz. Âişe'yi göstererek "bu da gelsin mi?" dedi, adam "hayır" deyince Peygamberimiz "o zaman ben de gelmiyorum" dedi. Adam üçüncü defa davet edince Peygamberimiz yine Hz. Âişe'yi göstererek "bu da gelsin mi?" dedi. Adam bu defa "evet" dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz ve Hz. Âişe birbiri peşi sıra (birbiriyle yarış yaparcasına) adamın evine gittiler."

[Müslim, Eşribe, 159]

Son derece önemli mesajlar taşıyan bu hadisten biz kendi hissemize düşenleri almaya gayret edelim:

1. Peygamberler insanların içinden seçilmiş örnek şahsiyetlerdir ancak onlar "insanüstü varlık" değillerdir. Peygamberler de acıkır, susar. Zaman olur evinde bir şey olmaz, ailecek açlık çekebilirler.

Müşrikler, peygamberlerin insanlar içinden seçilmesine ve insanî tavırlar sergilemesine itiraz ederek şöyle diyorlardı:

"Onlar şöyle dediler: Bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı!" (Furkan, 7)

Allah da onların bi itirazlarına şöyle cevap verdi:

"(Resûlüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir." (Furkan, 20)

2. Müşriklerin "yemek yemeyen bir peygamber" veya "yemek ihtiyacını çarşı pazardan değil de gökten kendisine indirilecek sofra ile karşılayacak peygamber" taleplerine benzer bir tutum, tarihte müslümanlar arasında da tezahür etmiştir.

Kimileri peygamberi daha da yüceltmek adına onu, insanî özelliklerden soyutlayan bir şekle bürümeye çalışmışlardır. Her aşırılık başka bir aşırılığı mutlaka doğurur. Bu "aşırı yüceltmeci" tavra mukabil günümüzde kimi çevrelerde peygamberi "sıradanlaştırıcı" bir yaklaşımın bulunduğunu görüyoruz. Her meselede olduğu gibi bu konuda da doğru olan itidaldir O da Hz. Peygamber'in Allah ve insanlar nezdindeki konumunu hakkıyla takdir etmek ama onu olduğundan farklı şekilde yüceltmeye çalışmamaktır. Peygamberimizi sıradanlaştırmak ona karşı haksızlıktır. Onu -örnek alınamayacak şekilde- aşırı yüceltmek ise ümmete karşı haksızlıktır.

Peygamberimiz (s.a.v.)' insanlığın yüz akı, insanlar arasında Allah'ın en çok sevdiği kulu ve elçisidir. Ne var ki bu durum onu (s.a.v.) insanüstü olarak düşünmemizi gerektirmez. Onu aşırı yüceltmenin en başta gelen kötülüğü örnek alınmasını engellemektir. Nitekim yukarıdaki örnekte eşinin de kendisiyle birlikte olmasını istemesi, o davet edilmedikçe gitmemesi, davet edildiklerinde birbiriyle yarışırcasına gitmeleri onun ne kadar insanî bir tavra sahip olduğunu gözler önüne sermektedir. Hz. Peygamber'in yaşantısında buna benzer yüzlerce örnek bulunmaktadır.

Peygamberi sevmek onu ulaşılmaz kılmakla değil örnek alınacak yönlerini öne çıkarmakla olur. Unutmayalım ki peygamberimizi övmekten daha önemlisi onun övüneceği ümmet olmaktır.

3. Daveti yapan şahıs, muhtemelen hazırladığı yemeğin yalnızca Allah Resûlü'ne yeteceğini, onun yanında başkasına yetmeyeceğini düşünerek Hz. Âişe'nin yemeğe katılmasına izin vermemişti. Oysa Allah Resûlü kendisi gibi aç olan eşinin de gitmesini istiyor, eşine davet yapılmadıkça kendisi de yemeğe katılamayacağını söylüyor. Bu, onun vefası yanında empati yaptığını da göstermesi bakımından önemlidir. Onun eşi açken kendisinin tok olmasını istemeyip "ya birlikte aç kalırız, ya birlikte doyarız" şeklindeki tavrı, evliliğin "tasada ve kıvançta birlik olmak" şeklindeki tabiatının somut bir göstergesidir.

4. Allah Resûlü'nün davetçiye sormadan Hz. Âişe'yi yanında götürmemesi, davet edilen kişinin yanında birini götürmek istediğinde bunu sorması gerektiğini göstermektedir.

5. Bu olayın devamı anlatılmamış. Yani Hz. Peygamber ve Hz. Âişe gidince orada ev sahibi ile neler yaşadılar bunu bilmiyoruz. Ancak bu kadarlık kısmından şunu anlıyoruz ki davetlere karı-koca şeklinde katılmak caizdir.

Rabbimiz bizleri de Allah Resûlü'nün yaşam tarzını rehber edinenlerden eylesin.

(Soner Duman/22.Ramazan.1440/27.Mayıs.2019/P.tesi)