Şeyh Edebali hazretlerinin dergahı han gibidir. Derviş olsun olmasın gelen giden halkaya katılır, kirden pastan arınmaya bakarlar. Eh bu arada karınları doyurulur, sıcak bir döşekte yatırılırlar.
Osman Gazi kayınpederinin yolundan gider üç günde bir etli pilav pişirip fukarayı doyurur, kumaş, elbise dağıtmak için bahane arar. Her kandil ve bayramda orta yere kazan kurdurur, mükellef sofralar açar.
Orhan Gazi hayır hasenat işlerini daha bir düzene koyar, imaretler gün boyu çalışır, uzatılan her kaseye sıcak aş koyarlar. Ama Cuma günleri farklıdır, o gün helva da pişirilir, gurebanın elceğizine sadaka sıkıştırırlar. Orhan Gazi özellikle talebeyi çok kollar, ilim ehline harcanan paraya hiç acımaz.

Ne verirsen elinle...

Murad-ı Hüdavendigar bu adetlere hız katar. Hatta imarethanelerde bilfiil çalışır, usta gibi kepçe tutar, yamak gibi kap yıkar. Zaten dervişmeşrep bir sultandır, onu arayanlar Yenişehir'deki Postumpuş zaviyesinde bulurlar.
Yıldırım Bayezid dedelerinin yolundan gider. Çok cami ve mescid yaptırır. Özellikle Cuma günleri dua almaya bakar.
2. Murad Han Bursa ve Edirne'yi imaret ve medreselerle donatır. Her yıl Kudüs, Halilürrahman ve Harameyn fakirlerine 35 bin altın yollar. Koca Murad özellikle ehl-i beyte çok hürmet eder, onlara 10 bin altın ayırır ve elceğizi ile dağıtmaktan haz duyar.
İrfan Özfatura