Otuz dokuzunda, beş çocuk annesiyim!



Şimdi bu umut yolunda, ikisi kucağımda; üçü minik ayaklarıyla basıyor toprağa...



Somali'nin iç göçünden, bir yardım kampına uzanan 'vicdan göçüydü' benimkisi...



Sadece hayat adına...



Var olmak ve yaşamak adına...



Son 60 yılın en kurak ülkesinden sesleniyorum sana; Müslüman vicdanına...



Her şey bir kenara insanlık namına...



Üç yıldır bir yağmura hasret kavruk topraktan sesleniyorum sana!



Sütten kesilmiş bir anneyim ben...



Benim adım Mabure!



Çocuklarım yolda açlık ve susuzluktan öldüler. Şartlar çok kötüydü. 3 evladımın ölüsünü bıraktım geride. İlk ölen çocuğum 6 yaşındaydı. Bilmem ne kadar düşündün beni, biz azar azar ölürken...



Benim adım Mabure!



Biz kitapta haber verilen o insanlarız...



Hani 'katından bir yardımcı gönder' diye yakaran erkek, kadın ve çocuklar...



Hiç aklına geldik mi söylesene!



Bugün 2 Ağustos 2011...



Köyde yaşam yok...



Açlık nedeniyle herkes gibi çocuklarımı yanıma alıp yola düştüm. Fakat altı günlük yürüme mesafesi uzakta olan kamp yolunda, her iki günde, bir çocuğumu kaybettim.



Beş çocuğumdan üçü açlık ve susuzluktan öldü.



İlk ölen çocuğum 6 yaşındaydı. Onun cenazesini çocuklarımın yardımı ile bir yere kadar taşıdım. Ama sonra 5 yaşındaki çocuğum öldü. İki cesetle kaldım. Ne yapacağımı bilemedim.



Durup mezar kazmak için çaba harcasam diğer çocuklarımın da ölümüne neden olacaktım.



Bırakarak cansız bedenlerinin, yutarak gözyaşlarımı kalan iki çocuğumla yürüdüm.



Onlara bir mezar bile yapamadan, bir mezar taşı dahi koyamadan yürüdüm. Teyemmümlü bedenimle yalvarırken ALLAH'a; yürümenin en büyük ibadet olduğunu gördüm.



'Yürü' dedi rabbim; yürü...



Biliyordum bu, Mabure'nin en büyük imtihan günü...



Benim adım Mabure!



Mememdeki süt çoktan tükendi...



Afrika'nın boynuzunda...



Bir umut göçüydü benimkisi!



Dayanın çocuklar;



Mama şu dağların hemen yamacında...



Umut bulutların ülkesinde...



Eskiden 5 çocuklu bir anne olmakla övünürken, şimdi 2 çocuğumun yaşaması için dua ediyorum



Önce kızgın çölde yanıyor ayaklarımız,



Gölge bize çok uzak



Dayanın çocuklar...



Güneş başınızı yakacak biliyorum!



Bir yol yok başka biliyorsunuz; dayanın...



Bir dost kalmadı, tutunacak...



Bu umuttu belki hayatta tutan bizi...



Bu umut götürdü bizi bir açlık sürgününden, başka bir sürgüne...



Şimdi Birleşmiş Milletlerin Mogadişu'daki mülteci kampındayız... Kocam ve 3 çocuğum olmadan kalan günleri sırtlanmaya çalışacağım... 1 metrekareden daha küçük bir yerde üç kişi bu çadırda, sıcakta...



Sağ kalan iki çocuğumu her an kaybetme korkusuyla yaşayarak!



Benim adım Mabure!



Duyuyor musunuz, ey dünya Müslümanları!



Duyuyor musunuz ey insanlık!



ORHAN TURAN