Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12
Toplam 18 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 18 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #11
    Status
    Offline
    SiyahSancakTaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CEDDİ OSMANLI !...
    Üyelik tarihi
    17 Eylül 2017
    Nereden
    PAYİTAHT...
    Mesajlar
    11,559
    Konular
    1595
    Bahsedilen
    225 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Cevap: Habeş ülkesine hicret....

    Habeş Ülkesine İkinci Hicret





    Kureyş müşrikleri Habeş ülkesinden Mekke'ye dönen Muhacir Müslümanların Habeş Necaşî'si tarafından çok iyi korunduğunu işitip,[161] onlardan yakaladıklarını en ağır işkencelere uğratmaya başladıkları zaman, Peygamberimiz (Sall<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>u Aleyhı Vessellem.) onların Habeş ülkesine ikinci kez hicret etmelerine, gitmelerine izin verdi.[162]

    Hz. Cafer b. Ebi Talib de, Peygamberimiz (Sall<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>u Aleyhı Vessellem.)a başvurup "Hiç kimseden korkmaksızın <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'a ibadet edebileceğim bir yere gitmeme izin ver" dedi, ve kendisine izin verildi.[163]

    Bunun üzerine, içlerinde Hz. Cafer'in de bulunduğu bir Müslüman topluluğu; dinlerinden döndürülmek tehlikesinden korunmak için, Habeş ülkesine firar ve hicret ettiler.[164]

    Habeş ülkesine yapılan bu ikinci hicret de, yine, nübüvvetin beşinci yılında idi.[165]

    Habeş ülkesinden Mekke'ye gelip de müşriklerin işkencelerine uğrayınca geri dönen Muhacirlerin yanına, Mekke'deki Müslümanlardan katılanlar olduğu gibi; sonradan, fırsat buldukça, kafile kafile Habeş yolunu tutanlar da olmuş ve orada toplanmışlardır.

    Bu ikinci hicrete katılmış olanların isimleri gruplar halinde şöyle sıralanmıştır:

    1- Hz. Cafer b. Ebi Talib,

    2- Hz. Cafer'in zevcesi Esma binti Umeys Hatun,

    3- Hz. Osman b. Affan,

    4- Hz. Osman'ın zevcesi Hz. Rukayye,

    5- Amr b. Saîd,

    6- Amr b. Saîd'in zevcesi Hz. Fâtıma Hatun,

    7- Halidb.Saîd,

    8- Halid b. Saîd'in zevcesi Ümeyne (Hümeyne) Hatun,

    9- Abdullah b. Cahş,

    10- Ubeydullah b. Cahş,

    11- Ubeydullah b. Cahş'ın zevcesi Hz. Ümmü Habibe,

    12- Kaysb. Abdullah,

    13- Kays b. Abdullah'ın zevcesi Bereke Hatun,

    14- Muaykıb b. Ebi Fâtıma,

    15- Ebu Huzeyfe b. Utbe,

    16- Ebu Mûse'l-Eş'arî*

    17- Utbe b. Gazvan,

    18- Zübeyr b. Avvam,

    19- Esved b. Nevfel,

    20- Yezid b.Zem'a,

    21- Amr b. Ümeyye,

    22- Tuleyb b. Umeyr,

    23- Mus'ab b. Umeyr,

    24- Suveybıt b. Sa'd,

    25- Cehm b. Kays,

    26- Amr b. Cehm,

    27- Huzeyme b. Cehm,

    28- Ebu'r-Rûm b. Umeyr,

    29- Firas b. Nadr,

    30- Abdurrahman b. Avf,

    31- Âmir b. Ebi Vakkas,

    32- Muttalibb.Ezher,

    33- Muttalib b. Ezher'in zevcesi Remle Hatun,

    34- Abdullah b. Mes'ud,

    35- Utbe b. Mes'ud,

    36- Mikdad b. Amr,

    37- Haris b. Halid,

    38- Haris b. Halid'in zevcesi Reyta Hatun,

    39- Amr b. Osman,

    40- Ebu Seleme Abdullah b. Abdulesed,

    41- Ebu Seleme'nin zevcesi Hz. Ümmü Seleme,

    42- Şemmas b. Osman,

    43- Hebbarb. Süfyan,

    44- Abdullah b. Süfyan,

    45- Hişam (Hâşim) b. Ebu Huzeyfe,

    46- Seleme b. Hişam,

    47- Ayyaş b. Ebi Rebia,

    48- Muattib b. Avf,

    49- Osman b. Maz'un,

    50- Sâib b. Osman,

    51- Kudâme b. Maz'un,

    52- Abdullah b. Maz'un

    53- Hâtıb b. Haris,

    54- Hâtıb b. Hâris'in zevcesi Fatma Hatun,

    55- Muhammed b. Hâtıb,

    56- Haris b. Hâtıb,

    57- Hattabb. Haris,

    58- Hattab b. Hâris'in zevcesi Fükeyhe Hatun,

    59- Süfyan b. Ma'mer,

    60- Süfyan b. Ma'mer'in zevcesi Hasene Hatun,

    61- Câbir b. Süfyan,

    62- Cünâde b. Süfyan,

    63- Şurahbil b. Hasene,

    64- Osman b. Rebia,

    65- Huneys b. Huzafe,

    66- Abdullah b. Haris,

    67- Hişam b.Âs,

    68- Kays b. Huzâfe,

    69- Ebu Kays b. Haris,

    70- Abdullah b. Huzâfe,

    71- Haris b. Haris,

    72- Ma'mer b. Haris,

    73- Bişrb. Haris,

    74- Saîd b. Haris,

    75- Sâib b. Haris,

    76- Umeyr (İmran) b. Riab,

    77- Mahmiyye b. Cez',

    78- Ma'mer b. Abdullah,

    79- Urve b. Ebi Üsâse,

    80- Adiyy b. Nadle,

    81- Numan b. Adiyy,

    82- Âmir b. Rebia,

    83- Âmir b. Rebia'nın zevcesi Leylâ Hatun,

    84- Ebu Sebre b. Ebi Rühm,

    85- Ebu Sebre'nin zevcesi Ümmü Külsûm Hatun,

    86- Abdullah b. Mahreme,

    87- Abdullah b. Süheyl,

    88- Salîtb. Amr,

    89- Sekran b. Amr,

    90- Sekran b. Amfin zevcesi Hz. Şevde,

    91- Malik b.Zem'a,

    92- Malik b. Zem'a'nın zevcesi Âmire Hatun,

    93- Hâtıb b. Amr,

    94- Sa'd b. Havle,

    95- Ebu Ubeyde b. Cerrah,

    96- Süheyl b. Beyzâ,

    97- Amr b. Ebi Şerh,

    98- lyaz b. Züheyr,

    99- Osman b. Abdi Ganm,

    100- Saîd b. Abdi Kays,

    101- Haris b. Abdi Kays.[166]
    ]




    RUHUN ŞAD OLSUN EY CEDDİ!......


    Savaş yalnız sınırlarda olmaz .Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir.Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi,yenilgi kaderdir.

    Cennet Mekan Ulu Hakan Abdulhamid Han Hazretleri

  2. #12
    Status
    Offline
    SiyahSancakTaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CEDDİ OSMANLI !...
    Üyelik tarihi
    17 Eylül 2017
    Nereden
    PAYİTAHT...
    Mesajlar
    11,559
    Konular
    1595
    Bahsedilen
    225 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Cevap: Habeş ülkesine hicret....

    Hicret Edeceği Sırada Leylâ Hatuna Hz. Ömer'in Rastlayışı


    Leylâ Hatun der ki:

    "Habeş ülkesine doğru gitmeye hazırlandığımız sırada, (kocam) Âmir, bazı ihtiyaçlarımızı sağlamak üzere yanımdan ayrılıp (çarşıya) gitmişti.

    Ömer b. Hattab, beni görünce, gelip başucuma dikildi.

    Kendisi o zaman müşrikti, daha Müslüman olmamıştı.

    Bize karşı çok sert ve katı davranırdı. Kendisinden hep eza ve cefa çeker dururduk. Bana:

    'Ey Ümmü Abdullah [Ey Abdullah'ın annesi]! Demek, buradan gidiş var ha?' dedi. Ben de:

    'Evet! V<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>i, artık <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'ın yerlerinden bir yere çıkıp gideceğiz.

    Siz bizi işkencelere uğrattınız ve ezdiniz!

    <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym> bize bir kurtuluş ve çıkış yolu açıncaya kadar, oralarda kalacağız1 dedim.

    Bana:

    '<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym> size yoldaş olsun!' dedi.

    Kendisinden o güne kadar hiç görmediğim bir yumuşaklık ve yufka yüreklilik gördüm.

    Sonra dönüp gitti. Sanırım ki, bizim gidişimiz ona üzüntü vermişti.

    O sırada, Âmir işini bitirip yanıma gelince, kendisine:

    'Ey Abdullah'ın babası! Biraz önce Ömer'in bize karşı gösterdiği yumuşaklığı ve yufka yürekliliği, gideceğimize duyduğu üzüntüyü bir görmeliydin!1 dedim. Amir

    'Sen onun Müslüman olacağını mı umuyorsun?!' dedi. Ben:

    'Evet! Umuyorum' deyince, Âmir:

    'Şunu iyi bil ki; sen Hattab'ın eşeğinin Müslüman olduğunu görünceye kadar, o kişi Müslüman olmaz!' dedi.

    Ömer'den o zamana kadar görülegelen sertlik ve Müslümanlığa karşı kaskatı yüreklilik, kendisinden böylece ümit kestirmişti."[167]
    ]




    RUHUN ŞAD OLSUN EY CEDDİ!......


    Savaş yalnız sınırlarda olmaz .Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir.Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi,yenilgi kaderdir.

    Cennet Mekan Ulu Hakan Abdulhamid Han Hazretleri

  3. #13
    Status
    Offline
    SiyahSancakTaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CEDDİ OSMANLI !...
    Üyelik tarihi
    17 Eylül 2017
    Nereden
    PAYİTAHT...
    Mesajlar
    11,559
    Konular
    1595
    Bahsedilen
    225 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Cevap: Habeş ülkesine hicret....

    Kureyş Müşriklerinin Muhacirleri Geri Çevirmeleri İçin Necaşî'ye Elçiler ve Hediyeler Göndermeleri





    Kureyş müşrikleri Resûlullah (Sall<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>u Aleyhı Vessellem..)ın ashabının Habeş ülkesinde emniyet ve sükûnete kavuşmuş ve orada yurt yuva edinip yerleşmiş olduğunu görünce, aralarında toplantı yaptılar.

    Onların; eski dinlerine döndürülmek üzere, yerleşmiş oldukları yerlerinden çıkarılmaları ve kendi*lerine geri çevrilmeleri için, Kureyşlilerden, gözü özü pek iki adamı, Abdullah b. Ebi Rebia ile Amr b. Âs'ı Necaşîye göndermeyi kararlaştırdılar.

    Necaşî ve kumandanları için topladıkları hediyeleri de, iki elçi ile birlikte yolladılar.[168]

    Ebu Talib; Kureyşflerin bu kararlarını ve Necaşi elçi ile hediyeler gönderdiklerini öğrenince, Muhacirleri müşriklerden korumaya teşvik için söyleyip Necaşîye gönderdiği beyitlerde şöyle dedi:

    "Keşke, Cafer ile Amr'ın ve akrabadan düşmanların, uzaklarda, gurbette nasıl ve ne halde olduk*larını bir bilseydim.

    Acaba Necaşî'nin ihsanları Cafer ile arkadaşlarına ulaştı mı?

    Yoksa bir arabozucu buna engel mi oldu ki?

    Dilerim: Lanet ve nefret ettirici haller zât-ı devletinden sâdır olmasın!

    Hiç şüphesiz, sen asaletli ve cömert bir zâtsın!

    Senin himayende olanlar sıkıntı çekmezler.

    Muhakkak ki, <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym> sana geniş bir saltanat ve pek çok iyilikler vermiştir.

    Sen yaşadıkça, <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'ın bu bağışları sende kalacaktır.

    Sen çok cömertsin, bol bağışlısın!

    Senin bağışlarından dostlarda, düşmanlar da yararlanırlar!" [169]

    Peygamberimiz (Sall<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>u Aleyhı Vessellem..)ın zevcesi Hz. Ümmü Seleme demiştir ki:

    "Biz, Habeş ülkesine ayak bastığımızdan itibaren, Necaşi'de, en hayırlı bir komşuluk ve koruyucu*luk gördük.

    Dinimiz hakkında güvenlik içinde bulunduk.

    Hiç eziyet edilmeksizin ve hoşlanmayacağımız hiçbir şey işitmeksizin, Yüce <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'a ibadet ettik.

    Kureyş müşrikleri, bu durumumuzu haber alınca, aralarında görüşme, konuşma yaptılar. Bizi geri çevirmesini istemek üzere, içlerinden, özü gözü pek iki kişiyi Necaşi'ye göndermeyi ve ona Mekke eşyasından, nâdir, kıymetli gördükleri şeylerden hediyeler sunmayı kararlaştırdılar.

    Necaşî'ye, Mekke'den götürülecek şeylerin en hoşa gideni, beğenileni ise meşin olanlardı.

    Bunun için, Kureyş müşrikleri, bol miktarda Mekke meşini topladılar.

    Necaşî'nin kumandanlarından her birine ayrı ayrı hazırladıktan sonra, Abdullah b. Ebi Rebia ile Amr b. Âs'ı, hediyelerle birlikte yolladılar.

    Yollarken de, emirlerini yerine getirmelerini onlara emrettiler ve:

    'Muhacirler hakkında Necaşî ile konuşmadan önce, her kumandana hediyelerini verin! Sonra da, Necaşî'ye hediyesini sunun ve kendisinden, yanındaki Muhacirlerle hiç konuşmadan, onları size teslim etmesini isteyin!' dediler.

    Bu iki adam, Necaşî'nin yanına geldiler.

    O sırada, biz, Necaşî'nin katında, hayırlı bir yurtta, hayırlı bir koruyucu yanında idik.

    Mekke'den gelen iki Kureyşî, Necaşî ile konuşmadan önce, bütün kumandanların hediyelerini verdiler. Hediye verilmeyen kumandan kalmadı.

    Onların her birine hediyelerini verirken de:

    'Bizden, birtakım aklı ermez gençler gelip hükümdarın ülkesine sığındılar.

    Onlar kendi kavimlerinin dininden ayrıldılar, sizin dininize de girmediler.

    Kavimlerinin eşrafı, onları kendilerine geri çevirmesi için, bizi sizin hükümdara yolladılar.

    Biz onlar hakkında hükümdarla konuştuğumuzda, onları bize teslim etmesini ve onların söyleye*cekleri sözlere kulak asmamasını hükümdara tavsiye edin!

    Çünkü, kendi kavimleri onları daha iyi bilirler ve kusurlarını daha iyi anlarlar1 dediler.

    Kumandanların hepsi, Kureyş elçilerine 'Olur' dediler.

    Bundan sonra, elçiler, Necaşîye hediyelerini sundular.

    Necaşî hediyeleri kabul ettikten sonra, elçiler

    'Ey hükümdar! Bizden birtakım aklı ermez gençler senin ülkene gelip sığındılar.

    Onlar kavimlerinin dininden ayrıldılar, senin dinine de girmediler.

    Onlar bizim de bilmediğimiz, senin de bilmediğin bir din icad ettiler, ortaya çıkardılar.

    Onların babalarından, amcalarından ve yakın akrabasından olan kavimlerinin eşrafı, onları kendi*lerini geri çevirmeniz için, bizi sana yolladılar.

    Çünkü, onlar bunları başkalarından daha iyi bilirler, kusurlarını, kabahatlarını başkalarından daha iyi anlarlar1 dediler.

    Abdullah b. Ebi Rebia ile Amr b. Âs'ın en çok korktukları, istemedikleri şey, Necaşî'nin Muhacirleri çağırıp dinlemesi idi.

    Hükümdarın yanında bulunan kumandanları, ona:

    'Ey hükümdar! Bu iki adam doğru söylüyorlar.

    Kavimleri onları daha iyi bilirler ve kusurlarını daha iyi anlarlar.

    Sen onları bu iki adama teslim et, ülkelerine ve kavimlerine geri güttürsünler!' dediler.

    Necaşî kızdı ve:

    'Hayır! V<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>i, ben onları bu iki adama hemen teslim edivermem! Gelip ülkeme konmuş, beni başkalarına tercih ederek bana sığınmış olan bir cemaata kötülük yapılmaz!

    Onları yanıma çağırıp, şu iki adamın söyledikleri şeyler hakkında onlara sorular sorarım.

    Eğer onlar şu iki adamın dedikleri gibi iseler, kendilerini bu iki adama teslim eder, kavimlerine geri çeviririm.

    Şayet onlar bu iki adamın söyledikleri gibi değillerse, kendilerini bunlara karşı korur ve himayemde kaldıkları müddetçe de en güzel şekilde korur ve kollarım' dedi.

    Sonra da, haber salıp Resûlullah (Sall<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>u Aleyhı Vessellem..)ın ashabını yanına çağırttı.

    Necaşî'nin davetçisi gelince, Muhacirler toplandılar, sonra da birbirlerine:

    'Şimdi bu adamın [Necaşî'nin] yanına gittiğiniz zaman ona ne söyleyeceksiniz?' dediler ve yine bir*birlerine:

    'V<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>i, biz ancak bildiklerimizi, Peygamberimiz (Sall<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>u Aleyhı Vessellem..)ın bize emrettiklerini söyleriz. Ne ola*caksa olsun!' dediler."[170]
    ]




    RUHUN ŞAD OLSUN EY CEDDİ!......


    Savaş yalnız sınırlarda olmaz .Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir.Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi,yenilgi kaderdir.

    Cennet Mekan Ulu Hakan Abdulhamid Han Hazretleri

  4. #14
    Status
    Offline
    SiyahSancakTaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CEDDİ OSMANLI !...
    Üyelik tarihi
    17 Eylül 2017
    Nereden
    PAYİTAHT...
    Mesajlar
    11,559
    Konular
    1595
    Bahsedilen
    225 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Cevap: Habeş ülkesine hicret....

    Habeş Necaşî'sinin Sorularını Hz. Cafer'in Cevaplayışı


    Ümmü Seleme Validemiz anlatıyor ki:

    "Muhacirler Necaşî'nin yanına vardıkları zaman, Necaşî, daha önceden kendi din adamlarını da yanına çağırmıştı. Onlar, Necaşî'nin çevresinde mushaflarını yaymış, açmış bulunuyorlardı. Necaşî, Muhacirlere:

    'Siz, ne benim dinime, ne de şu milletlerden hiçbirinin dinine girmediğinize göre, sizin kavimleriniz*den ayrılarak tutmuş olduğunuz bu din nasıl bir dindir?' diye sordu.

    Muhacirler adına, Cafer b. Ebi Talib:

    'Ey hükümdar!' dedi.

    'Biz Cahiliye halkından bir kavim idik.

    Putlara tapardık.

    Ölmüş hayvan eti yerdik.

    Bütün kötülükleri yapardık.

    Akrabalarımızla ilgilerimizi keser, akraba hakkı gözetmezdik.

    Komşularımızı unutur, komşuluk vazifelerini yerine getirmezdik.

    İçimizden güçlü olan, güçsüz, zayıf olanı yerdi.

    Yüce <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym> bize kendimizden, soyunu sopunu, doğruluğunu, eminliğini, iffet ve nezahetini bildiğimiz Resûlü gönderinceye kadar, biz hep bu kötü durum ve tutumda idik.

    O peygamber, bizi, bizim ve babalarımızın <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>tan başka tapageldiğimiz, taştan, ağaçtan, altın ve gümüşten yapılmış putları bırakarak <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'ın birliğine inanmaya ve yalnız O'na ibadet etmeye davet etti. Yine o peygamber:

    Doğru söylemeyi,

    Emaneti sahibine vermeyi,

    Akraba haklarını gözetmeyi,

    Komşulara iyi davranmayı,

    Haramlardan uzak,

    Kan dökmekten geri durmamızı bize emretti.

    Yine o, bizi her türlü çirkin, yüz kızarcı söz ve işlerden,

    Yalan söylemekten,

    Yetim malı yemekten,

    İffetli kadınlara dil uzatmak ve iftira etmekten de men ve nehy etti.

    Ayrıca:

    Hiçbir şeyi kendisine eş ve ortak tutmaksızın, yalnız <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'a ibadet etmemizi,

    Namaz kılmamızı,

    Zekât vermemizi,

    Oruç tutmamızı da bize emretti.

    Biz onu doğruladık ve ona iman ettik.

    <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym> tarafından getirdiği şeylere göre, ona tâbi olduk.

    Bir ve Tek olan <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'a ibadet ettik, O'na hiçbir şeyi şirk koşmadık.

    O'nun bize haram kıldığını haram, helâl kıldığını helâl olarak kabul ettik.

    Bunun üzerine, kavmimiz bize düşman kesildi.

    Bizi dinimizden döndürmek, Yüce <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'a ibadetten vazgeçirip puflara taptırmak, öteden beri helâlleştirip serbestçe işleyegeldiğimiz kötülükleri tekrar işletmek için, bizi işkenceden işkenceye uğrat*tılar.

    Onlar bize böylece galebe çalıp zulmettikleri, bizimle dinimiz arasına gerildikleri ve tazyiklerini art*tırdıkları zaman, biz senin ülkene çıkmak, sığınmak zorunda kaldık.

    Seni başkalarına tercih ile, senin korurluğun ve komşuluğunda bulunmayı arzu ettik.

    Ey hükümdar! Biz senin yanında hiçbir zulme uğramayacağımızı umuyoruz!'

    Necaşî:

    '<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym> tarafından peygamberinizin getirip sizlere bildirdiği şeylerden, senin yanında birşey var mı?' diye sordu. Cafer

    'Evet! Var' dedi.

    Necaşî:

    'Onu bana oku!' dedi.

    Cafer, Meryem sûresinin baş tarafından, Yahya ve İsa (a.s.)ların doğumları ile ilgili âyetleri [1-35] okuyunca, v<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>i Necaşî o kadar ağladı ki, (akan gözyaşlarından) sakalı ıslandı.

    Necaşî'nin din adamları da, okunan âyetleri dinledikleri zaman, ağladılar ve hatta onların mushafları da gözyaşlarından ıslandı.

    Bundan sonra, Necaşî, Mekke'den gelen iki Kureyşîye:

    'Bu (dinlediğim şey), İsa'ya gelmiş olanla muhakkak aynı yerden çıkıyordur! Siz ikiniz, gidin artık! Hayır! V<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>i ben onları size ne teslim ederim, ne de onlara dokunulur!' dedi."

    İki elçi, Necaşî'nin yanından dışarı çıktıkları zaman, Amr b. Âs:

    "V<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>i, ben yarın Necaşî'nin yanına gidip onlar hakkında söyleyeceğim şeyle onların köklerini kazıtacağım!" dedi.

    Abdullah b. Ebi Rebia ise:

    "Sen böyle birşey yapma! Onlar bize muhalif olsalar da, aramızda onlarla akrabalık var!" dedi.

    Amr b.Âs:

    "V<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>i, Necaşî'ye, bunların İsa b. Meryem'in bir kul olduğunu iddia ettiklerini haber vereceğim!" dedi.

    Ertesi gün, Necaşî'nin yanına gidip:

    "Ey hükümdar! Onlar İsa b. Meryem hakkında çok büyük, ağır bir söz söylüyorlar! Onları çağır da, onun hakkında ne söylediklerini onlara bir sor" dedi.

    Bunun üzerine, Necaşî, bu hususu sormak için onları tekrar yanına çağırdı.

    Muhacirler toplandılar. Birbirlerine:

    "Necaşî size İsa b. Meryem hakkında sorduğunda, ne söyleyeceksiniz?" diye sordular ve:

    "V<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>i, onun hakkında <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'ın dediklerini ve Peygamberimizin bize bildirdiklerini söyleriz. İşin sonu ne olursa olsun!" dediler.

    Muhacirler Necaşî'nin yanına vardıkları zaman, Necaşî onlara:

    "Söyleyin bakalım; Meryem oğlu İsa hakkında ne söylüyorsunuz?" diye sordu.

    Cafer b. Ebi Talib, ona:

    "Biz, onun hakkında, Peygamberimizin bildirdiklerini söylüyoruz. O, diyor ki:

    'İsa <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'ın kulu, resûlü, Ruh'u ve O'nun dünyadan ve erden geçerek <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'a bağlanmış bir kız olan Meryem'e ilka eylediği Kelimesidir'" deyince, Necaşî, elini yere uzatıp oradan bir çöp aldıktan sonra:

    "V<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>i, İsa b. Meryem de, senin söylediğinden başka birşey değildir! Arada, şu çöp kadar bile fark yoktur!" dedi.

    Necaşî bunu söylediği zaman, çevresindeki kumandanlar homurdanmaya başladılar. Necaşî, kumandanlara:

    "V<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>i, siz homurdansanız da, gerçek olan budur!" dedi. Muhacirlere de:

    "Gidiniz! Sizler, benim ülkemde, tamamıyla emniyet içindesiniz!

    Size söven, dil uzatan kimse cezalandırılacaktır!

    Size söven, dil uzatan kimse cezalandırılacaktır!

    Size söven, dil uzatan kimse cezalandırılacaktır!

    Ben, sizden birinize, bir dağ altın karşılığında bile, eziyet etmek istemem!

    Getirdikleri hediyeleri de şu iki adama geri verin! Benim onlara ihtiyacım yok!

    V<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>i, <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym> bana saltanatımı geri verdiği zaman benden rüşvet almadı ki, ben bu hususta rüşvet alayım!" dedi.

    Bunun üzerine, Amr b. Âs ile Abdullah b. Ebi Rebia, getirdikleri hediyeleri geri verilerek, suçlanmış ve reddedilmiş bir halde Necaşî'nin yanından çıkıp gittiler.

    Muhacirler de, Necaşî'nin ülkesinde, en iyi yurtta ve en iyi koruyucunun yanında kaldılar.[171]
    ]




    RUHUN ŞAD OLSUN EY CEDDİ!......


    Savaş yalnız sınırlarda olmaz .Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir.Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi,yenilgi kaderdir.

    Cennet Mekan Ulu Hakan Abdulhamid Han Hazretleri

  5. #15
    Status
    Offline
    SiyahSancakTaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CEDDİ OSMANLI !...
    Üyelik tarihi
    17 Eylül 2017
    Nereden
    PAYİTAHT...
    Mesajlar
    11,559
    Konular
    1595
    Bahsedilen
    225 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Cevap: Habeş ülkesine hicret....

    Hz. Ebu Bekir'in Hicret İçin Yola Çıkışı ve Geri Çevrilişi


    Hz. Ebu Bekir; Müslümanların müşrik kavim ve kabileleri arasında[172] türlü işkencelere uğratıldık*larını[173] ve Mekke'de işkenceler altında yaşamanın günden güne güçleştiğini, ağırlaştığını gördüğü zaman, hicret etmek üzere Peygamberimiz (a.s.)dan izin istemiş ve kendisine izin verilince de,[174] Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete dahil olmak üzere dayısının oğlu Haris b. Halid ile birlikte Mekke'den ayrılıp[175] Habeş ülkesine doğru gitmişti.[176]

    Bir-iki gün gittikten sonra,[177] Birku'l-Gımad mevkiine erişince,[178] Kare kabilesinin ulu kişisi İbnu'd-Dagınne ile karşılaştı.

    İbn Dagınne:

    "Ey Ebu Bekir! Nereye gitmek istiyorsun?" diye sordu.

    Hz. Ebu Bekir:

    "Beni (Mekke'den) kavmim çıkardı,[179] bana eza ve cefa yaptılar. Beni sıkıştırdıkça sıkıştırdılar.[180] Ben de yeryüzünde biraz gezip dolaşmak ve Rabbime serbestçe ibadet etmek istiyorum!" dedi.

    İbn Dagınne:

    "Ey Ebu Bekir! Senin gibi bir zât ne yurdundan çıkar, ne de çıkan lir.[181] Bu nasıl olur?!

    V<acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>i, sen kavmini, kabileni zinetlendirirsin! İyilik işlersin[182] Sen kimsenin kazandırmayacağını kazandırırsın![183]

    Akrabayı, görür gözetirsin!

    İşini görmekten âciz olanların yükünü taşırsın!

    Konuğu ağırlarsın![184]

    Hak yolunda zuhur eden hadiselerde halka yardım edersin![185]

    Geri dön![186]

    Sen benim himayemdesin![187]

    Ben senin koruyucunum![188]

    Haydi, dön de, kendi yurdunda Rabbine ibadet et!" dedi.[189]

    Hz. Ebu Bekir, yoldaşı Haris b. Halid için:

    "Yanımda, kabilemden şu zât var!?" dedi.

    İbn Dagınne:

    "Bırak onu! O yüzünün doğrusuna gitsin! Sen de, ev halkının yanına dön!" dedi.

    Haris b. Halid:

    "Senin geri dönüp gitmen sana helâldir! Sen dön, git!

    Ben de, arkadaşlarımla birlikte, yüzümün doğrusuna giderim!" dedi. Habeş yolculuğuna devam edip gitti.[190]

    Hz. Ebu Bekir de İbn Dagınne ile birlikte döndü.[191]

    Mekke'ye girince, İbn Dagınne:

    "Ey Kureyş cemaatı! Ben Ebu Kuhâfe'nin oğlunu himayeme aldım! Ona hiç kimse dokunmayacak, ancak iyilik edecektir!" dedi.[192]

    O akşam[193] Kureyş eşrafı arasında dolaşarak, onlara da:

    "Ebu Bekir gibi bir zât ne yurdundan çıkar, ne de çıkarılır.

    Siz hiç kimsenin kazandırmayacağını kazandıran, akrabayı görüp gözeten, işini görmekten âciz olanların yükünü taşıyan, konuğu ağırlayan, hak yolunda zuhur eden hadiselerde halka yardım eden bir adamı nasıl çıkarırsınız?!" diyerek çıkıştı.[194]

    Kureyş müşrikleri İbn Dagınne'nin Hz. Ebu Bekir hakkındaki himayesini reddetmediler,[195] yerine getirdiler.[196] Hz. Ebu Bekir'e işkence etmekten vazgeçtiler.[197] Eman verdiler.[198]

    Fakat, İbn Dagınne'ye:

    "Ebu Bekir'e söyle! O Rabbine ibadetini evinin içinde yapsın! Orada istediği kadar namaz kılsın, Kur'ân okusun! Evinden başka yerde açıktan namaz kılıp Kur'ân okuyup da bizi rahatsız etmesin![199] Çünkü, biz onun kadınlarımızı ve çocuklarımızı meftun etmesinden korkarız!" dediler.

    İbn Dagınne, müşriklerin bu isteklerini Hz. Ebu Bekir'e söyledi.[200]

    Hz. Ebu Bekir de öyle yaptı .[201]

    Namazını açıkta kılmadı. Kur'ân-ı Kerîm'i de evinden başka yerde okumadı.[202]

    Sonradan kendisinde bir fikir değişikliği olup, evinin önünde bir namazgah yaptı .[203]

    Orada namaz kılmaya, Kur'ân okumaya başladı.[204]

    Hz. Ebu Bekir'in evi Cumah oğullarının mahallesinde idi.[205]

    Hz. Ebu Bekir yufka yürekli olup,[206] Kur'ân-ı Kerîm'i okurken ağlamaklı olur,[207] ağlar durur, gözünün yaşını tutam azdı.[208]

    Kur'ân-ı Kerîm okurken, müşriklerin çocukları, kadınları onun başına dikilir, yığılır, ona bakışırlar, meftun olurlardı.[209]

    Bu hali Kureyş müşriklerinin eşrafını korkuttu.

    Onlar İbn Dagınne'ye haber saldılar. İbn Dagınne yanlarına gelince,[210] ona:

    "Ey İbn Dagınne![211] Biz Ebu Bekir hakkında Rabbine evinde ibadet etmek şart ile-himaye ve sıyanetine müsaade etmiştik.

    Ebu Bekir ise bu haddi tecavüz ederek evinin önünde bir namazgah yapmış, içinde açıktan namaz kılmaya, Kur'ân okumaya başlamıştır.

    Doğrusu, biz kadınlarımızın ve çocuklarımızın dinlerinden döndürülmelerinden korkuyoruz!

    Sen Ebu Bekir'i bundan men et!

    Eğer buna yanaşmaz, ille de namaz ve kıraatim ilan etmek isterse, kendisine verdiğin eman ve himaye sözünü sana iade etmesini iste! Gerçekten, biz, sana verdiğimiz sözden caymayı çirkin görüy*oruz. Fakat, Ebu Bekir'in açıktan ibadet etmesine de söz vermiş değiliz" dediler.

    Bunun üzerine İbn Dagınne Hz. Ebu Bekir'in yanına varıp:[212]

    "Ey Ebu Bekir! Ben sana kavmini rahatsız edesin diye himaye taahhüdünde bulunmadım!

    Onlar, senin şu yerinde bulunmandan, asla hoşlanmamakta ve senden rahatsız olmaktadırlar! Sen evinin içine gir de, istediğini evinin içinde yap![213] Ey Ebu Bekir! Benim sana ne üzerinde söz vermiş olduğumu pekâlâ bilirsin! Şimdi sen ya o şarta göre hareket edersin, ya da senin üzerindeki himaye taahhüdümü bana iade edersin! Ben bir kimseye vermiş olduğum himaye taahhüdümü bozduğumu Arapların işitmesini istemem!" dedi.[214]

    Hz. Ebu Bekir:

    "Ben senin üzerimdeki himaye taahhüdünü sana iade edip de <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'ın himayesiyle yetineyim mi?" diye sordu.

    İbn Dagınne: "Evet! Himaye taahhüdümü bana iade et!" dedi.[215]

    Hz. Ebu Bekir:

    "Ey İbn Dagınne! Ben artık senin himayeni sana iade ediyorum.

    Ben Yüce <acronym title="Allah lafzını kullanırken lütfen baş harfini büyük yazınız." style="border-width: 0px 0px 1px; border-top-style: initial; border-right-style: initial; border-bottom-style: dotted; border-left-style: initial; border-top-color: initial; border-right-color: initial; border-bottom-color: rgb(0, 0, 0); border-left-color: initial; border-image: initial; cursor: help;">Allah</acronym>'ın ve Resûlünün himayesine razıyım!" dedi.[216]

    Bunun üzerine, İbn Dagınne:

    "Ey Kureyşliler! Ebu Kuhâfe'nin oğlu himaye taahhüdümü bana iade etmiş, benim işim bitmiştir! Artık, sizin işiniz adamınızladır!" dedi.[217]

    Hz. Ebu Bekir Kabe'ye giderken, Kureyş müşriklerinden bir beyinsiz, Hz. Ebu Bekir'in başına toprak saçtı.

    O sırada, Velid b. Mugîre veya Âs b. Vâil ile karşılaşınca, ona:

    "Şu beyinsizin yaptığını göremiyor musun?" diyerek yakındı.

    Fakat, o müşrik:

    "Bunu sen başına kendin getirdin!" dedi.

    Hz. Ebu Bekir, başından toprağı silkelerken:

    "Ey Rabbim! Sen ne kadar da Halîm'sin! Ey Rabbim! Sen ne kadar da Halîm'sin! Ey Rabbim! Sen ne kadar da Halîm'sin!" diyordu.[218]

    ]




    RUHUN ŞAD OLSUN EY CEDDİ!......


    Savaş yalnız sınırlarda olmaz .Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir.Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi,yenilgi kaderdir.

    Cennet Mekan Ulu Hakan Abdulhamid Han Hazretleri

  6. #16
    Status
    Offline
    SiyahSancakTaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CEDDİ OSMANLI !...
    Üyelik tarihi
    17 Eylül 2017
    Nereden
    PAYİTAHT...
    Mesajlar
    11,559
    Konular
    1595
    Bahsedilen
    225 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Cevap: Habeş ülkesine hicret....

    [1] Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 384, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 203, Taberî, Târih, c. 2, s. 221, İbn Haldun, Tarih, c. 2, ks. 2, s. 8, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 270.

    [2] Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 384-384, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 203.

    [3] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 344, Abdurrezzak, c. 5, s. 384, İbn Sa'd, c. 1, s. 203, Yâkubî, Târih, c. 2, s. 29, Taberî, c. 2, s.222, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 76, İbn Seyvid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 115, Zehebî, Târıhu'l-islâm, s. 184, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 66, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s. 8, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1 , s. 270.

    [4] Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 285, İbn Hazm, Cevâmiu's-Sîre, s. 55, İbn Kayyım, Zâdü'l-mead, c. 1 , s. 38, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks.2,s.8.

    [5] İbn İshak, İbn Hisam , c. 1, s. 344, Yâkubî, Târih, c. 2, s. 29, Taberî, Târih, c. 2, s. 222, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 285, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 76, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1 , s. 115, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 66, İbn Haldun, c. 2, ks. 2, s. 8, Halebî, c. 2, s. 3, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 270.

    [6] Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 384, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 203, Hâkim, Müstedrek, c. 3, s. 622, Halebî, c. 2, s. 3, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 270.

    [7] Abdurrezzak, c. 5, s. 384, İbn Sa'd, c. 1, s. 203-204, İbn Seyyid, c. 1, s. 115, Halebî, c. 2, s. 3, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c.
    1, s. 270.

    [8] İbn İshak, İbn Hisam, c. 1, s. 344, Taberî, Târih, c. 2, s. 222, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 76, Zehebî, Târih, s. 1 84, Ebu'l-Fidâ,
    el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 66.

    [9] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1,s. 344, Taberî, c. 2, s. 222, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 193, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s.
    76, İbn Kayyım, Zâd, c. 1, s. 38, Zehebî, s. 184, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 66, Diyarbekrî, Hamis, c. 1 , s. 388, Halebî, c. 2, s. 3.

    [10] İbn İshak, İbn Hisam, c. 1,s. 344, Taberî, c.2,s. 222, Zehebî, s. 184, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 66, Halebî, c. 2, s. 3, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 270.

    [11] İbn İshak, İbn Hisam, c.1, s. 344, Taberî, c. 2, s. 222, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 76, Zehebî, s. 184, Ebu'l-Fidâ, c.3, s. 66, Halebî, c. 2, s. 3, Zürkânî, c. 1, s. 270.

    [12] Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 384, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 204.

    [13] İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s. 8.

    [14] Taberî, Târih, c. 2, s. 221, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 288.

    [15] Hâkim, Müstedrek, c. 2, s. 622.

    [16] Taberî, Târih, c. 2, s. 221.

    [17] Taberî, Târih, c. 2, s. 221, Hâki m, Müstedrek, c. 2, s. 622, Beyhakî, Delâilü'n-nübü we, c. 2, s. 2 85, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 193, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 184, İbn Haldun, c. 2, ks. 2, s. 8.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/13-14.

    [18] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 204, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1 , s. 228, Taberî, c. 2, s. 221, Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 193, İbn Esîr, Kâm il, c. 2, s. 77, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 116, E bu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 66, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledün-niye, c. 1, s. 66, Diyarbekrî, c. 1, s. 288, Halebî, c. 2, s. 5, Zürkânî, c. 1, s. 270.

    [19] Zâriyât: 50.

    [20] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 344, Taberî, c. 2, s. 222, İbn E ar, Kâmil, c. 2, s. 76, Zehebî, s. 184, E bu'l-Fidâ, c. 3, s. 66, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 270.

    [21] Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 384, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 204, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1 , s. 116, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 66.

    [22] İ bn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 204, Taberî, c. 2, s. 221, İbn Seyyid, c. 1, s. 116, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 66, Halebî, c. 2, s. 5, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 271.

    [23] İbn İshak, İbn Hişam, c.1 , s. 344-345, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 204, Taberî, Târîh,c.2, s. 221-222, İbn Hazm , Cevâmiu's-Sîre, s. 55-56, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 115, Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 184, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c.3, s. 66, İbn Haldun, Târîh, c. 2, ks. 2, s. 8.

    [24] İbn Hazm, Cevâmiu's-Sîre, s. 56, İbn Seyyid, Uyun, c. 1, s. 115, Zehebî, s. 184, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 67, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 66, Halebî, İnsanu'l-uyûn, c. 2, s. 5.

    [25] İbn İshak, İbn Hişam , c. 1, s. 345, İbn Sa'd, c. 1 ,s.2O4, Taberî, c. 2, s. 222, İbn Seyyid, c. 1, s. 116, Zehebî, s. 184-185, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 66, İbn Haldun, c. 2, ks. 2, s. 8.

    [26] İbn Sa'd, c. 1, s. 204, Taberî, c. 2, s. 222, İbn Seyyid, c.1, s. 116, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 66, Halebî, c. 2, s. 5.

    [27] İbn İshak, İbn Hisam, c. 1, s. 344, Taberî, c. 2, s. 221, Hâkim, Müstedrek, c. 2, s. 622, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 76, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 66.

    [28] Beyhak f, D elâ ilü "n-n übüwe, c. 2, s. 297, M uh ibbüt -Taberî, R ı yâdu'n-nadrâ, c. 2, s. 113-114, Zehe bf, s. 183, E bu'l -F i dâ, c.3, s. 66-67, Heysemî, Mecmau'z-ievâid, c. 9, s. 80-81, Kastalâni, Mevâhib, c. 1, s. 66, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 289, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 271.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/14-16.

    [29] Şuaybe, o zaman, M ekke'nin Cidde taralından iskelesi idi. (İbn Sa'd, c. 1, s. 145, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 160, Süheyli, Ravd, c. 2, s. 277, Yakut, M u'cemu'l-buldan, c. 3, s. 351).

    [30] İbn Sa'd, c. 1, s. 204, Taberî, c. 2, s. 221, İbn Seyyid, c. 1, s. 116, Diyarbekrî, c. 1, s. 288, Halebî, c. 2, s. 5, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 271.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/16.

    [31] İ bn S a'd, Tabak âtü'l-kübrâ ,0.1,5.204, Ta ben, Târîh, c. 2, s. 221, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ.c. 1, s. 193, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 116, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 289, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 5, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 271.

    [32] İbn Haldun, Tarih, c. 2, ks. 2, s. 8.

    [33] Ebu'l-Fenec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 1 93, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 289.

    [34] İbn Haldun, Tarih, c. 2, ks. 2, s. 8.

    [35] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 204, Taberî, Tarih, c. 2, s. 221, İbn Seyyid, Uyun, c. 1, s. 116, Halebî, İnşân, c. 2, s. 5, Zürkânî, Mevâhib, Şerhi, c. 1, s. 271.

    [36] Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 384, İbn Seyyid, Uyun, c. 1, s. 115, Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 184.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/16-17.

    [37] Ebu'l-Münzir Hişam, Kitâbu'l-esnâm, s. 1 9, Yakut, Mu'cemu'l-büldân, c. 4, s. 116.

    [38] İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1 , s. 206, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 121, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 5.

    [39] Necm: 21-30.

    [40] Bedrüddin Aynî, Umdetu'l-Kârî, c. 7, s. 100, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 70.

    [41] Kastalâni, Mevâhib, c. 1, s. 70, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 285.

    [42] Fussilet: 26.

    [43] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 388, Buhârî, Sahih, c. 6, s. 52, Müslim, Sahih, c. 1, s. 405, Ebu Davud, Sünen, c. 2, s. 59, Dârimî, Sünen, c. 1, s. 281-282, Beyhakî, Sünenü'l-kübrâ, c. 2, s. 314, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 90.

    [44] Müslim, Sahih, c. 1, s. 405, Ebu Davud, Sünen, c. 2, s. 59, Dârimî, c. 1, s. 282, Beyhakî, c. 2, s. 314, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 90.

    [45] Ahm ed b. Hanbel, Müsned, c. 1 , s. 388.

    [46] Müslim, Sahih, c.1, s. 405, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 90.

    [47] Buhârî, Sahih, c. 6, s. 52.

    [48] Buhârî, c. 6, s. 52, Müslim, c.1, s. 405.

    [49] Ahmedb. Hanbel, c. 1, s. 388.

    [50] Ahmedb. Hanbel, c. 1, s. 388, Buhârî, c. 6, s. 52, Müslim, c. 1, s. 405.

    [51] Ebu Davud, c. 2, s. 59, Dârimî, c. 1, s. 282, Beyhakî, c. 2, s. 31 4.

    [52] Bedrüddin Aynî, Umdetu'l-Kârî, c. 7, s. 101.

    [53] Beyhakî, Delâilü'n-nübüwe, c. 2, s. 287, Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 1 87, Heysemî, M ecmau'i-zevâid, c. 6, s. 33, Bedrüddin Aynî, c. 7, s. 99, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 6.

    [54] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1 , s. 388.

    [55] Ebu Davud, Sünen, c. 2, s. 59.

    [56] Müslim, Sahih, c. 1, s. 405, Dârimî, Sünen, c. 1, s. 282.

    [57] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 388, Buhârî, Sahih, c. 6, s. 52, Müslim, Sahih, c. 1, s. 405, Ebu Davud, Sünen, c. 2, s.59, Dârimî, Sünen, c. 1, s. 282, Beyhakî, Sünenü'l-kübrâ, c. 2, s. 314.

    [58] Ahmedb. Hanbel, c. 1, s. 388, Buhârî, c. 6, s. 52, Müslim, c. 1, s. 405, Ebu Davud, c. 2, s. 59.

    [59] Müslim, c. 1, s. 405, Ebu Davud, c.2,s. 59, Dârimî, c. 1, s. 282, Beyhakî, c. 2, s. 314.

    [60] Ahmed b. Hanbel, c. 1, s. 388,Buhârî, c. 6, s. 52, Müslim, c. 1, s.405, Ebu Davud, c. 2, s. 59, Dârimî, c.1 ,s. 282, Beyhakî,c. 2, s. 31 4.

    [61] Ahmed b. Hanbel, c. 1, s. 388, Müslim, c. 1, s. 405, Dârimî, c. 1, s. 282, Beyhakî, c. 2, s. 314.

    [62] Ebu Davud, Sünen, c. 2, s. 59.

    [63] Ahmed b. Hanbel, c. 1, s. Müslim, c. 1,s.4O5, Ebu Davud, c. 2, s. 59, Dârimî, c. 1, s. 282, Beyhakî, c. 2, s. 314.

    [64] Ahmedb. Hanbel, c. 1, s. 388, Buhârî, c. 6, s. 52.

    [65] Müslim, c.1, s. 405, Ebu Davud, c. 2, s. 59, Dârimî, c. 1, s. 282, Beyhakî, c. 2, s. 314.

    [66] Ahmedb. Hanbel, c. 1, s. 388, Buhârî, c. 6, s. 52, Müslim, c. 1, s. 405, Ebu Davud, c. 2, s. 59, Beyhakî, c. 2, s. 314.

    [67] Buhârî, Sahih, c. 6, s. 52.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/17-20.

    [68] Tahâvf, Muhtasar, s. 29.

    [69] Tahâvı", Muhtasar, s. 29, Kâsanf, Bedâyiu's-sanâvi', c. 1, s. 1 93, Suvutf, İtkân, c. 1, s. 110.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/20.

    [70] En'am: 14.

    [71] Zümer: 64-66.

    [72] Kâfirûn: 1-6.

    [73] Ebu'l-Münzir Hişam, Kitâbu'l-esnâ m, s. 1 9, Yakut, Mu'cemu'l-büldân, c. , s. 116.

    [74] Fussilet: 42, Hicr: 9, el-Hâkka, 43-46.

    [75] Kadı Iyaz, Şifâ, c. 2, s. 130-157, Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 23, s. 50-54, Kurtubf, Tefsir, c. 12, s. 82-84, Bedrüddin Ayni1, Umdetu'l-Kârî, c. 7, s. 90-1 01, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c.1 ,s. 68-71, Halebîjnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 8-9, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1 , s. 280-286.

    [76] Fahru'r-Râzî, Tefsîr, c. 23, s. 50-54.
    ]




    RUHUN ŞAD OLSUN EY CEDDİ!......


    Savaş yalnız sınırlarda olmaz .Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir.Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi,yenilgi kaderdir.

    Cennet Mekan Ulu Hakan Abdulhamid Han Hazretleri

  7. #17
    Status
    Offline
    SiyahSancakTaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CEDDİ OSMANLI !...
    Üyelik tarihi
    17 Eylül 2017
    Nereden
    PAYİTAHT...
    Mesajlar
    11,559
    Konular
    1595
    Bahsedilen
    225 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Cevap: Habeş ülkesine hicret....

    [77] Zehebî, Tezkiretü'l-huffâz, c. 2, s. 720-721.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/20-22.

    [78] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1 , s. 228, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 77, İbn Se y-yid, Uyün u'l-ese r, c. 1, s. 121, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 289.

    [79] İbn Sa'd, Tabak âtü'l-kübrâ, c. 1, s. 206, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 228, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 121, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 289, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1 , s. 271.

    [80] İbn İshak. Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 158, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 206.

    [81] İbn İshak, Kitâbu 1-mübtedâ ve 1-meb'as, c. 3, s. 158, Taberî, Târîh, c. 2, s. 227, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 598.

    [82] İbn İshak, Kitâbu'l-m übtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 158, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 206, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 227, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 115.

    [83] İ bn Sa'd Taba kât, c. 1, s. 206, Bel âzu rf, E nsâb, c. 1, s. 227, İ bn H aim, C e vâm i u's-Sîre, s. 65, Süheyli, R a vdu' l-ünüf, c. 3,s. 344, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 77. Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 187, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 280.

    [84] Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 187, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 280.

    [85] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 206, Halebî, İnsânu'l-uyün, c. 2, s. 9.

    [86] Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 1 94, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 285.

    [87] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 3-8, İbn Hazm, Cevâmiu's-Sîre, s. 65-66, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 91.

    [88] İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 206, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 228, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 77, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 91, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 289.

    [89] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 3, İbn Sa'd, c. 1, s. 206, Taberî, Târîh, c. 2, s. 227, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 77.

    [90] İbn İshak, K itâbu 1-m übtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 158.

    [91] İbn İshak, K itâbu 1-m übtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 158, Heysemî, Meanau'i-ievâid, c. 6, s. 33.

    [92] . İbn Sa'd, c. 1, s. 206, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 120, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 9, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c.1, s. 280.

    [93] İbn İshak, K itâbu 1-m übtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 158, Belâzurî, c. 1, s. 227, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 4, s. 598.

    [94] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 3, İbn Sa'd, c. 1, s. 206, Belâzurî, c. 1, s. 227, Taberî, Târîh, c. 2, s. 227, Ebu'l-Ferecİbn Cevzî, el-Vetâ, c. 1, s. 194, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 598, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 120, Heysemî, Mecmau'z-zevâid,c. 6, s. 33-34, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 10, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 280.

    [95] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 227-228.

    [96] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 8, Belâzurî, c. 1, s. 227, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 598, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92.

    [97] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 8, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 92.

    [98] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 228.

    [99] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 10, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 93, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 1 2.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/22-26.

    [100] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 158, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 291, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3,s. 598, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 6, s. 34.

    [101] Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 291 , Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 188, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 6, s. 34.

    [102] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 158, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 598.

    [103] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 227, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 77.

    [104] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 158.

    [105] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 158, Ebu Nuaym , Hilyetü'l-evliya, c. 1 , s. 103, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3,s. 598, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 92.

    [106] Be yhak f, D el âil ü'n-nübüv ve, c. 2, s. 291 , Zehebî, Târîhu'l -İslâm, s. 1 88.

    [107] Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 6, s. 34.

    [108] Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 291, Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 188, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 6, s. 34.

    [109] Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 291, Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 188, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 6, s. 34.

    [110] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ, ve'l-meb'as, c. 3, s. 158, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 598.

    [111] İbn İshak, İbn Hişam Sîre, c. 2, s. 9, Ebu Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, c. 1, s. 1 03, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s.92.

    [112] Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 291, Zehebî, s. 188, Heysemî, c. 6, s. 34.

    [113] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 158, Ebu Nuaym, Hilye, c. 1, s. 103, Beyhakî, c. 2, s. 291 , Zehebî, s. 188, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 598, Zehebî, s. 188, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92, Heysemî, c. 6, s. 34.

    [114] E bu Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, c. 1, s. 103.

    [115] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 9, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92.

    [116] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 9, Ebu Nuaym, c. 1, s. 103, Zehebî, s. 188, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92, Heysemî, c. 6, s. 34,Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 10.

    [117] Zehebî, Târîhu'l-islâm , s. 188, Heysemî, Mecma, c. 6, s. 34.

    [118] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 227.

    [119] Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 291, Heysemî, c. 6, s. 34, Halebî, c. 2, s. 10.

    [120] Beyhakî, c. 2, s. 291, Zehebî, s. 188, Heysemî, c. 6, s. 34, Halebî, c. 2, s. 1 0.

    [121] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ, ve'l-meb'as, c. 3, s. 158-159, Ebu Nuaym, Hilye, c. 1 , s. 103, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe. c. 3, s.593, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92, Halebî, c. 2, s. 10.

    [122] Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 291, Zehebî, s. 188, Heysemî, c. 6, s. 34.

    [123] İbn İshak .Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 159, E bu Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, c. 1, s. 103, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve,c. 2, s. 291, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 598, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 92, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 10.

    [124] Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 291, Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 188, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 6, s. 34.

    [125] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 159, Ebu Nuaym , Hilyetü'l-evliyâ, c. 1 , s. 103, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe. c. 3,s. 598, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92, Halebî, c. 2, s. 10.

    [126] Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 291, Zehebî, s. 188, Heysemî, Mecma, c. 6, s. 34.

    [127] İbn İshak, c. 3, s. 159, Ebu Nuaym, c. 1, s. 103, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 2, s. 599, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92, Halebî, c.2, s. 10.

    [128] Beyhakî, c. 2, s. 291, Zehebî, s. 188, Heysemî, c. 6, s. 34, Halebî, c. 2, s. 10.

    [129] Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 291, Zehebî, s. 188, Halebî, c. 2, s. 10.

    [130] İbn İshak, c. 3, s. 159, Ebu Nuaym, c. 1, s. 103, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 599, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92, Halebî, c. 2, s.10.

    [131] İbn İshak,c.3, s.159,Ebu Nuaym, c.1, s. 103, Beyhakî, c. 2, s. 292, İbn Esîr,c.3, s.599,Ebu'l-Fidâ,c.3, s.92,Heysemî, c. 6, s. 34, Halebî, s. 10.

    [132] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 1 59, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. , s. 292, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3,s. 599, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 92.

    [133] İbn İshak, c. 3, s. 159, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 599.

    [134] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 228.

    [135] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 10, Belâzurî, c. 1, s. 228, Ebu Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, c. 1, s. 103, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s.92, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 10.

    [136] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 10, Ebu Nuaym , Hilye, c. 1, s. 103, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92, Halebî, c. 2, s. 10.

    [137] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 2, s. 10.

    [138] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 10, Ebu Nuaym , c. 1, s. 103, Halebî, c. 2, s. 10.

    [139] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 228.

    [140] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s.1 59, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 599.

    [141] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 10, Ebu Nuaym, c. 1, s. 103, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 6, s. 34,Halebî, c. 2, s. 10.

    [142] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 228.

    [143] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 10, Ebu Nuaym, c. 1, s. 103, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 292, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92, Halebî, c.2, s. 10-11.

    [144] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ, c. 3, s. 159, İbn Hişam, c. 2, s. 10, Belâzurî, c. 1, s. 228, Ebu Nuaym, c. 1, s. 103, Beyhakî,c. 2, s. 292, İbn Esîr, c. 3, s. 599, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92, Heysemî, c. 6, s. 34, Halebî, c. 2, s. 11.

    [145] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 228.

    [146] İbn İshak, İbn Hişam, c.2, s. 10, Belâzurî, c. 1 ,s. 228, Ebu Nuaym, c.1 , s. 104, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 92, Halebî, c.2, s.11.

    [147] Belâzurî, Ensâb, c. 1 , s. 228, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 78.

    [148] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 159, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 599.

    [149] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 1 0, Ebu Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, c. 1, s. 104, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s.92-93, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 6, s. 34, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 11.

    [150] Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 292.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/26-31.

    [151] Bevhakf, Delâil, c. 2, s. 292, Zehebî, Târıhu'l-islâm, s. 188, Heysemî, c. 6, s. 34.

    [152] İbn İshak, Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 3, s. 158, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 598.

    [153] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 6, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 4, s. 130, İbn Hazm, Cevâmiu's-Sîre, s. 66.

    [154] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 5, İbn Haim, s. 66.

    [155] İbn Hazm, Cevâmiu's-a>e, s. 66.

    [156] İbn İshak, İbn Hisam, c. 2, s. 5, İbn Sa'd, Tabakât, c. 4, s. 130, İbn Hazm, s. 66.

    [157] İbn Sa'd, Tabakât, c. 4, s. 130.

    [158] İbn Sa'd, Tabakât, c. 3, s. 406.

    [159] İbn İshak, İbn Hisam, Sîre, c. 2, s. 6,7.

    [160] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 207, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 119.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/31-32.

    [161] İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1 ,s.2O6, İbn Kayyım, Zâdü'l-mead, c. 2, s. 50.

    [162] İ bn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 207, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 194, İbn Kayyım, Zad, c. 2, s. 50, Diyarbekrî, Hamis,C.1.S.289.

    [163] Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 6, s. 27, İbn Hacer, Metâlibu'l-âliyye, c. 4, s. 195.
    ]




    RUHUN ŞAD OLSUN EY CEDDİ!......


    Savaş yalnız sınırlarda olmaz .Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir.Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi,yenilgi kaderdir.

    Cennet Mekan Ulu Hakan Abdulhamid Han Hazretleri

  8. #18
    Status
    Offline
    SiyahSancakTaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CEDDİ OSMANLI !...
    Üyelik tarihi
    17 Eylül 2017
    Nereden
    PAYİTAHT...
    Mesajlar
    11,559
    Konular
    1595
    Bahsedilen
    225 Mesaj(lar)
    Etiketlemek
    0 Konu(lar)
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Cevap: Habeş ülkesine hicret....

    [164] Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 293.

    [165] Zehebî, Tarihu'l-islâm, s. 191.

    * Ebu Musa el-Eşari’nin peygamberimiz (a.s.)la buluşmak üzere Yemen’den bindiği gemi fırtınaya tutulup kendilerini Habeş ülkesine atmış, orada hz. Caferle buluşmuş ve böylece Habeş Muhacirleri arasına katılmışmıştır. (İbn Sa’d Tabakâtü'l-Kübrâ, c.4, s. 106, Buhari, Sahih, c.5, s. 79-80, müslim, Sahih, c. 4, s. 1946).

    [166] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 1, s.345-353, Belâzuıf, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 198-227, İbn Hazm, Cevâmiu's-Sîre, s. 57-63, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 115-118, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 67-69.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/32-35.

    [167] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 367, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 221-222, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 84, Zehebî, TârfViu'l-islâm, s.

    181, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâyeve'n-nihâye, c.3, s.79,Heysemî, Meanau'z-zevâid, c. 6, s. 23-24, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c .2, s. 4-5.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/36.

    [168] İbn İshak. İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 357.

    [169] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 357, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 76-77.

    [170] M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/37-40.

    [171] İbn İshak, İbn Hişam, Sine, c. 1, s. 357-362, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 202-203, c. 4, s. 290, Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve, c. 1 , s. 247-250, Beyhakî, Delâilü'n-nübüwe, c. 2, s. 301-304, Zehebî, Târıhu'l-islâm, s. 191-192, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ye'n-nihâye, c. 3, s. 72-75, Heysemî, Mecma, c. 6, s. 25-27, Diyarbekrî,Hamis, c. 1, s. 290-291.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/40-43.

    [172] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 205.

    [173] Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 385, Buhârî, Sahih, c. 4, s.2 54, Muhibbü't-Taberî, Rıyâdu'n-nadrâ, c. 1, s. 82, E bu'l-Fidâ, c. 3, s. 94, Diyarbekrî, c. 1 , s. 319.

    [174] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 12, Muhibbül-Taberî, Rıyâdu'n-nadrâ, c. 1, s. 82,, E bu'l-Fidâ, c. 3, s. 94, Diyarbekrî, c.1,s.319.

    [175] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 205.

    [176] Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 385, Buhârî, c. 5, s. 254, Belâzurî, c. 1, s. 205, Muhibbül-Taberî, c. 1, s. 81, E bu'l-Fidâ,c. 3, s. 94, Diyarbekrî, c. 1 , s. 319.

    [177] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 12, Muhibbü't-Taberî, c. 1,s.81, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94,Halebî, İnsanu'l-uyûn, c. 1, s. 484.

    [178] Abdurrezzak, c. 5, s. 385, Buhârî, c. 4, s.2 54, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94, Diyarbekrî, c. 1, s. 319, Halebî, c.1, s. 484.

    [179] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 12, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 385-386, Buhârî, Sahih, c. 4, s. 254, Belâzurî,Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 205-206, Muhibbüt-Taberî, Rıyâdu'n-nadrâ, c. 1, s. 81-82, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 94,Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 319, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 484.

    [180] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 12, Ebu'l-Fidâ, c.3, s. 94, Halebî, c. 1,s.484.

    [181] Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 386, Buhârî, c. 4, s. 254, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 82, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94, Diyarbekrî, c.1, s. 31 9, Halebî, c.1, s. 484.

    [182] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 12, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94.

    [183] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 1 2, Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Buhârî, c. 4, s. 254, Belâzurî, c. 1, s. 206, Muhibbüt-Taberî,c. 1, s. 82, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94, Diyarbekrî, c. 1, s. 319, Halebî, c. 1 , s. 484.

    [184] Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Buhârî, c. 4, s. 254, Belâzurî, c. 1, s. 206, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 82, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94, Diyarbekrî, c. 1 , s. 319, Halebî, c. 1, s. 484.

    [185] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 1 2, Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Buhârî, c. 4, s. 254, Belâzurî, c. 1, s. 206, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 82, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94, Diyarbekrî, c. 1, s. 319, Halebî, c. 1 , s. 484.

    [186] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 12, Belâzurî, c. 1 , s. 206, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94.

    [187] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 12, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94.

    [188] Abdurrezzak, c.5,s. 386, Buhârî, c. 4, s. 254, Belâzurî, c. 1, s. 206, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94, Diyarbekrî, c. 1, s. 319, Halebî, c.1, s. 484.

    [189] Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Buhârî, c. 4,s. 254, Muhibbüt-Taberî, c.1, s. 82, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94, Diyarbekrî, c. 1, s. 319,Halebî, c.1, s. 484.

    [190] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 206.

    [191] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 12, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 386, Buhârî, Sahih, c. 4, s. 254, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 94, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 319, Halebî, İnsânu'l-uyün, c. 1, s. 484.

    [192] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 12-13, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94.

    [193] Buhârî, Sahih, c. 4, s. 254, E bu'l-Fidâ, c. 3, s. 94.

    [194] Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Buhârî, c. 4, s. 254, Belâzurî, c. 1, s. 206, Muhibbüt-Taberî, Rıyâdu'n-nadrâ, c. 1, s. 82, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94, Halebî, c. 1, s. 484.

    [195] Buhârî, c. 4, s. 254, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94, Halebî, c. 1, s. 484.

    [196] Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Belâzurî, c.1, s. 206, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 82.

    [197] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 13, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94.

    [198] Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 82.

    [199] Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Buhârî, c. 4, s. 254, Ebu Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, c. 1, s. 29, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 82, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 94-95.

    [200] Buhârî, Sahih, c. 4, s. 254, E bu'l-Fidâ, c. 3, s. 95, Halebî, c. 1, s. 484.

    [201] Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Ebu Nuaym, c. 1,s.29, Muhibbüt-Taberî, c. 1,s.82.

    [202] Buhârî, c. 4, s.2 54, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 95, Diyarbekrî, c. 1, s. 319, Halebî, c. 1, s. 484.

    [203] Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Buhârî, c. 4, s. 254, Belâzurî, c. 1, s. 206, E bu Nuaym , c. 1, s. 29, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s.82, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 95, Diyarbekrî, c. 1, s. 391 , Halebî, c. 1, s. 484.

    [204] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 13, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 386, Buhârî, Sahih, c. 4, s. 254, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 206, Ebu Nuaym, Hilyetü'l-evüyâ, c. 1, s. 29, Muhibbüt-Taberî, Rıyâdu'n-nadrâ, c. 1, s. 82, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 95, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1 , s. 71, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 319, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 484.

    [205] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 13, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 95.

    [206] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 13, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 3, s. 178.

    [207] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 13.

    [208] Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Buhârî, c. 4, s. 254, Ebu Nuaym, c. 1, s. 30, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 82, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s.95, Kastalâni, c. 1, s. 71, Diyarbekrî, c. 1 , s. 320, Halebî, c. 1, s. 484.

    [209] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 1 3, Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Buhârî, c. 4, s. 254, Ebu Nuaym, c. 1, s. 29-30, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 82, Kastalâni, c. 1, s. 71, Diyarbekrî, c. 1, s. 320.

    [210] Abdurrezzak, c. 5, s. 386, Buhârî, c. 4, s. 254-255, Bel âzu rf, c. 1, s. 206, Ebu Nuaym, c. 1, s. 30, Muhibbüt-Taberî c.1,s. 82, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 95, Kastalâni, c. 1 , s. 71, Diyarbekrî, c. 1, s. 320, Halebî, c. 1, s. 484.

    [211] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 13.

    [212] Abdurrezzak, c. 5, s. 386-387, Buhârî, c. 4, s. 254-255, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 82, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 95, Kastalâni, c.1, s. 71, Diyarbekrî, c. 1, s. 320, Halebî, c. 1, s. 484-485.

    [213] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 13.

    [214] Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 387, Buhârî, Sahih, c. 4, s.255, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1 , s. 206, Ebu Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, c. 1, s. 30, Muhibbüt-Taberî, Rıyâdu'n-nadrâ, c. 1, s. 82, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 95. Kastalâni, Mevâhib, c. 1, s. 71 , Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 485.

    [215] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 13.

    [216] Abdurrezzak, c. 5, s. 387, Buhârî, c. 4, s. 255, Belâzurî, s. 206, Ebu Nuaym, c. 1, s. 30, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 82, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 95, Kastalâni, Mevâhib, c. 1, s. 71 , Diyarbekrî, c. 1, s. 320, Halebî, c. 1, s. 485.

    [217] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 13.

    [218] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 13, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 95, Halebî, c. 1, s. 485.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/43-48.
    ]




    RUHUN ŞAD OLSUN EY CEDDİ!......


    Savaş yalnız sınırlarda olmaz .Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir.Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi,yenilgi kaderdir.

    Cennet Mekan Ulu Hakan Abdulhamid Han Hazretleri

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •