Büyük Selçuklu Devleti’ne bağlı Harezmşah emirlerinden. İsmi, Atsız olup babasının ismi Muhammed Kutbuddîn’dir. Dedesi ise; Büyük Selçuklu sultânı Melikşâh’ın Harezm valisi Anûştegin’dir. Atsız’m; Alâüddîn, Bahâüddîn, Ebû Muzaffer, Hüsâm-ı Emîr-ül-mü’minîn gibi lakabları vardır. Daha çok Alâüddîn lakabıyla meşhûr olmuştur. Babasının Harezm valiliği sırasında, Merv veya Harezm’de 1099 (H. 492) senesinde doğdu. Tecrübeli bir kumandan ve teşkilâtçı bir idareci olarak yetişip, babasından sonra Harezm valisi oldu. İlk zamanlar Büyük Selçuklu Sultânı Sencer’e sadâkatle bağlı kaldı. Fakat daha sonra istiklâl elde etmek için zaman zaman baş kaldırdı. Sultan Sencer’in üstüne gitmesi üzerine, her defasında, ona bağlılığını bildirdi. 1156 (H. 551) senesinde Habûşân’da (Kûçân) vefat etti.

Kültürlü bir ailenin evlâdı olan Alâüddîn Atsız, küçüklüğünden îtîbâren tahsile yöneldi. Mükemmel bir tahsîl ve köklü bir aile terbiyesi aldı. Zamanının büyük âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri, Türkçe ile birlikte Farsça ve Arabça’yı öğrendi. Selçuklu başkenti olan Merv’de ilim tahsîline devam edip, âlim ve arifler arasına girdi. İlimdeki yüksek derecesine ilâve olarak, uzun müddet babasının yanında kalıp idarî hususlarda tecrübe kazandı. Disiplinli bir kumandan ve iyi bir idareci olarak yetişti. Sultan Sencer, Atsız’ın babası Muhammed Kutbuddîn’in hizmet ve bağlılığını takdir ederdi. Onun 1127 (H. 521) senesinde vefat etmesi üzerine oğlu Atsız’ı Harezm valiliğine tâyin etti.

Atsız, başlangıçta Selçuklulara sadâkat gösterdi. Sultan Sencer’in 1130 (H. 525)’de Mâverâünnehr ve 1132 (H. 527) senesindeki Batı seferlerine katılıp büyük yararlılıklar gösterdi. 26 Mayıs 1132 (H. 527) târihinde yapılan Dînever muharebesinde Selçuklu ordusunun sol cenahına kumanda etti ve kuvvetleriyle birlikte büyük kahramanlıklar gösterdi. Başarıları sebebiyle Atsız, Sultan’ın teveccühünü kazanarak iltifatlarına kavuştu. Atsız’ın, Sultan’a bağlılığı, hizmetleri, Sultan’ın nezdinde nüfuzunun artması, bâzı devlet erkânının kıskançlığına sebeb oldu.

Onu basit şebeblerle Sultan’ın gözünden düşürüp, saf dışı etmek istediler. Fakat başarılı devlet adamının kıymetini hakkıyla bilen ve küçük hatâları merhamet ve müsâmahasıyla görmezlikten gelen Sultan Sencer, bütün şikâyetlere rağmen onu Harezm valiliğinde tuttu.

Sultan Sencer’in 1135 (H. 530) senesindeki Gazne seferine de katılıp büyük başarılar sağlayan Atsız, sefer dönüşü Sultan’dan müsâde isteyip Harezm’e döndü. Bu târihten sonra iç ve dış işlerinde bağımsız hareket etmeye başladı. Selçuklu ülkesinin doğusunda ve Hazar denizi kıyısında yaşayan Türkleri hâkimiyeti altında toplamaya çalıştı.

Hazar denizi kıyısındaki Cend ve Mankışlak’ı aldı. İstiklâl kazanma faaliyetlerini başlattı. Türkistan içlerine doğru bir sefer düzenledi ve kendi hesabına fetihlere devam etti. Daha sonra Sultan Sencer’e baş kaldırıp bağımsızlığını îlân etti. Onun bu hareketlerini beğenmeyen ve gelecekte hoşa gitmeyen durumlarla karşılaşacağını düşünen Sultan Sencer, 1138 (H. 533) senesinde Harezm’e geldi ve Atsız’ı, Hezâresb’de mağlûb etti. Burada oğlu Atlığ öldürüldü, kendisi ise kaçarak kurtuldu. Sultan Sencer, Harezm valiliğine yeğeni Gıyâsüddîn Süleyman Şâh’ı tâyin etti. Sultan Sencer’in başkent Merv’e dönmesinden sonra, Atsız, Harezm’e tekrar geldi. Gıyâsüddîn Süleyman Şâh’ın idaresine henüz alışamamış olan halk, Atsız’ı sevgi gösterileriyle karşıladı. Atsız, halkın kendine gösterdiği îtibardan faydalanarak Süleyman Şâh’a karşı mücâdeleye başladı ve kısa zamanda onu Harezm’den uzaklaştırarak tekrar Harezmşahlığa sâhib oldu. Hazırladığı ordu ile Gürcan taraflarına seferler düzenledi. 1140 (H. 535) senesinde Buhârâ’yı ele geçirdi. Böylece Hezâresb’deki yenilgiye ve oğlu Atlığ’ın öldürülmesine misillemede bulundu. Bu sırada Selçuklu sultânı Sencer’e karşı yumuşayan Atsız, yeniden Selçukluların yüksek hâkimiyetini kabul etti ve Sencer’e itaatini arz etti. Fakat 1141 (H. 536) senesinde Sultan Sencer’in Karahıtaylılara karşı açtığı Katavan muharebesinde mağlûb olarak, nüfuz ve îtibârının sarsılması üzerine Atsız, hâkimiyetini tekrar kuvvetlendirmeye çalıştı. Bağımsızlığını îlân etti. Fakat Selçukluları Katavan’da mağiûb eden ve güçlenen Karanıtaylara vergi ödemek suretiyle onların hâkimiyetini kabul etmek zorunda kaldı.

Hazırladığı kuvvetli bir orduyla 1141 (H. 535) senesi sonbaharında Selçuklu Devleti sınırları içerisinde bulunan Horasan tarafına bir sefer düzenledi ve Serahs’ı aldı. Sultan Sencer’iri başşehri Merv’i zabt etti ve hazînelerini ele geçirdi. Kıymetli âlimleri yanına alarak Harezm’e götürdü. 1142 (H. 536) senesi ilkbaharda, Horasan’ın mühim merkezlerinden olan Nişâpur’u kolayca zabt etti. Kendi adına hutbe okuttu, Kardeşi Yinal-Tiğin’i, Beyhak ve Feryümez havalisine gönderdi. Fakat Atsız’ın bu hâkimiyeti uzun sürmedi. Büyük Selçuklu sultânı Sencer’in Horasan’da nüfuzunu tekrar kazanması ve hâkimiyet sağlaması üzerine, Atsız sür’atle geri çekilmek zorunda kaldı. Hattâ 1143 (H. 538) de Sultan Sencer kuvvetli bir orduyla Harezm üzerine ikinci bir sefer düzenledi. Atsız, ilk başta Selçuklularla mücâdele etmek istediyse de, mukavemetin can ve mal kaybına sebeb olacağını ve lüzumsuzluğunu anlayarak Sultan Sencer ile sulh yapmak istedi. Sultan Sencer’e hediyeler gönderip, özür ve eman diledi. Sultan Sencer, Atsız’ın sulh teklifini kabul etti. Atsız, Sultan’a bağlılığını bildirip, Merv’den getirdiği hazîneleri iade etti. Fakat Sultan Sencer’in ve ordusunun Harezm’den ayrılarak Merv’e dönmesi üzerine tekrar istiklâlini îlân etme çalışmalarına girişti. Sultan Sencer’e suikasd düzenleyerek öldürtmeyi plânladı. Atsız’ın bu faaliyetlerini ve bâzı taşkın hareketlerini yakından tâkib eden Sultan Sencer, 1147 (H. 543) senesi sonbaharında Harezm üzerine üçüncü bir sefer düzenledi. Atsız, müstahkem Hezâresb kalesini Sultan Sencer’e karşı iki ay kadar müdâfâa ettiyse de, sonunda kaleyi teslim etmek zorunda kaldı. Hezâresb’i ele geçiren Sultan Sencer, Harezmşah ülkesinin başşehri olan Gürgânc önüne gelip şehri kuşattı. Hezâresb savunması sırasında ordusunu kaybeden Harezmşah Atsız, Sultan Sencer’e elçi göndererek kan dökülmemesi için sulh yapılmasını teklif etti. Sultan Sencer, Atsız’ın sulh teklifini tekrar kabul etti. Atsız 1148 (H. 543) senesi yazında itaatini arz etti. Sultan Sencer, iyi niyetli ve şefkatli bir hükümdardı. Kuvvetli ve tecrübeli bir valiyi kaybetmek istemedi ve Atsız’ı affetti. Harezmşah Atsız da, Selçuklular adına fetihlere devam etti. Putperest Kıpçaklar üzerine sefer düzenledi. Kıpçakların merkezi olan Sığnak şehrine gidebilmek için Cend’e hâkim olan Karahanlı Kemâlüddîn bin Arslan Hân’dan sefere iştirak etmesini istedi. Atsız, 1152 (H. 547) senesi ilkbaharında Cend’e yaklaşınca, Kemâlüddîn şehirden ayrıldı. Atsız, Kemâlüddîn’i yakalatıp haps ettirdi. Cend şehrini zabt edip hâkim oldu ve oğlu İl Arslan’ı vali tâyin etti. Cend’e hâkim olduktan sonra, Bozkır içlerine doğru ilerleyip, Kıpçakların merkezi olan Sığnak’ı aldı ve başarılı bir harekâtta bulundu. Seyhun ve Ceyhun nehirleri boyunca güneye inerek Amuye’ye ulaştı. Kardeşi Yinal-Tiğin’i bir mikdar kuvvetle Horasan hududuna gönderdi. Bu sırada Sultan Sencer’in Horasan’da isyan eden Oğuzlara esir düşmesi ve üç yıl esarette kalması üzerine, Atsız onun müdâfîsi oldu. Onu esaretten, Selçuklu ülkesini her türlü hücûm ve istilâdan, ahâlisini zulümden kurtarmaya çalıştı. Bu suretle Sultan Sencer’e verdiği sözde durdu ve sadâkatini gösterdi. Bu sırada Selçuklu tahtına çıkan Mahmûd Hân ile ittifak kurarak Oğuzlarla mücâdele etti. Oğlu Hıtay Hân’ı Harezm’de yerine vekil bırakan Atsız, diğer oğlu İl Arslan’ı da yanına alarak kalabalık bir orduyla, 1156 (H. 551) senesi ilkbaharında Horasan’a gitti. Şehristan’a geldi. Bu sırada üç senelik esaretten kurtuten Sultan Sencer’e bağlılığını ârzetti ve kurtuluşunu tebrik etti. Sultan Sencer’den harekât tarzı ile ilgili emri beklerken, 31 Temmuz 1156 (H. 551) târihinde Habûşân’da (Kûçân) tutulduğu felç hastalığından kurtulamıyarak vefat etti.

Atsız Alâüddîn Harezmşah, devlet kurup idare edecek kadar teşklîlâtçı bir hükümdar, asker toplayıp ordular sevk eden kabiliyetli bir kumandan ve tebeası tarafından sevilen bir idareci idi. Kendisi de ilim ehlinden olup, âlimlere saygılı idi. Edebiyatla da meşgul olan Atsız, Farsça şiirler ve rubâîler söylemişti. İslâm’ın düşmanlarıyla korkusuzca mücâdele etmişse de zaman zaman İslâm ve Türk birliğini bozucu hareketlerde de bulundu. Atlığı, Hıtay Hân, Ebü’l-Feth İl Arslan ve Süleyman Şah adında dört oğlu olup vefatından sonra yerine, oğlu Ebü’l-Feth İl Arslan geçti.



1) İbn-ül-Esîr; cild-8, sh. 267-364, cild-9, sh. 4-10

2) Câmi-ut-Tevârih; 206 b. 218 b.

3) Târih-i Cihan Guşa; cild-2, sh. 3-12

4) Ravdat-üs-Safâ; cild-4, sh. 127

5) Zübdet-ün Nusra; sh. 149

6) Ahbâr-üd-Devlet-üs-Selçûkiyye; sh. 70

7) Zafernâme; sh. 770.771

8) Mu’cem-ül-Büldân; cild-3, sh. 971

9) Târih-i Buhara; sh. 23, 240

10) El-Muntazam; cild-10 sh. 95-97