Ahir zamanda en büyük felaket, imansız ölmektir.

Nazenin

Ehl-i sünnet
Sp Kullanıcı
Katılım
20 Ağu 2017
Mesajlar
2,736
Tepkime puanı
8,628

(Âhir zamanda gelecek ümmetimin en büyük derdi, imanı korumak ve kurtarmaktır. En büyük felaketi ise imanı kaybetmektir...!)
İmanımızı muhafaza için, Peygamber efendimizin bildirdiği, (Allahümme innî e’ûzü bike min en-üşrike bike şey-en ve ene a’lemü ve estağfirü-ke li-mâ lâ-a’lemü inneke ente allâmülguyûb) duasını, sabah akşam okumalı.
(Esas maksat imanı korumaktır. İman giderse her şey biter)

Ahir zamanda en büyük felaket, imansız ölmektir. İmansız ölen, sonsuz Cehenneme gider. Bu zamanda helal ve haram o kadar karıştı ki, çok kimse haramları bilmiyor.
İbadetler, bizi kurtarmaz, ama imanı korumaya yardımcı olduğu için çok kıymetlidir. Bu, şuna benzer: Mesela, müthiş bir fırtına var. Bu fırtınadan mum ışığını korumak için, onun sönmemesi için, 20-30 tane içi içe cam muhafazaya koymak lazımdır. Açıkta kalan mum hemen söner. Bu yüzden, âhir zamanda daha çok ibadet yapmak gerekir. İmanı kurtarmak için, daha çok ihlaslı olmak gerekir. Hâlbuki eskiden imanı kurtarmak, bu kadar zor değildi, çünkü o zamanlar böyle bir fırtına yoktu. Cam olmasa bile, mum yine yanıyordu. Her taraf sükûnet içindeydi. Mumlar sönmeden yanıyordu, üstelik mum çoktu. Bugün nur kalmayınca, küfürler ve haramlar tabiî bir hâl aldı. İşte bu durum çok tehlikelidir. Çok daha kötü günler gelecek, zaman gittikçe kötüleşecektir.

Kâfir olarak ölmenin yanında, günahkâr olarak ölmek büyük saadettir. Günahkâr, er geç kurtulur. (Büyük günahı olanlara şefaat edeceğim) ve (İmanla öl, gerisine karışma) hadis-i şeriflerine uyarak imanı kurtarmaya çalışmalı. Bu da Ehl-i sünnet itikadında olmak ve haramlardan sakınıp ibadetleri yapmakla mümkün olur.
İmanımızı muhafaza için, Peygamber efendimizin bildirdiği, (Allahümme innî e’ûzü bike min en-üşrike bike şey-en ve ene a’lemü ve estağfirü-ke li-mâ lâ-a’lemü inneke ente allâmülguyûb) duasını, sabah akşam okumalı. (Allah’ım bilerek şirk koşmaktan sana sığınırım. Bilmeyerek koştumsa beni affet, Sen her şeyi bilirsin) manasındadır. (La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah) diyerek imanı sık sık tazelemeli. Küfre sebep olan söz ve işlerden uzak durup, imanı korumaya çalışmalı. Allahü teâlâ hepimizi küfür felaketinden muhafaza etsin, iman selameti versin!

Haramın birini hafif gören imanını kaybeder.
Resulullah efendimiz, (Ey Eshabım, siz öyle bir zamandasınız ki, dinin emir ve yasaklarının onda birine uymazsanız helak olursunuz. Öyle bir zaman gelecek ki, emir ve yasakların onda birine uyabilen, Cehennemden kurtulur) buyuruyor.
İmam-ı Rabbânî hazretleri, (O onda biri yapma vakti, bu zamandır) buyuruyor. Yani âhir zaman hicri bin yılında, İmam-ı Rabbânî hazretleri zamanında başlamıştır.

islam alimleri , (Bu onda bir, imandır. Yani doğru iman sahibi olan kurtuldu) buyurdu. Çünkü âhir zamanda imana yapışmak, ateşi elde tutmaya benzer. Tutsan yanar, bıraksan söner. Bir şey, ne kadar kıymetliyse onun düşmanı da o kadar kuvvetli ve çok olur. Kâinatta imandan daha kıymetli hiçbir cevher yoktur. Çünkü o cevheri elinde tutan Cennete gider. Yoksa hiçbir ibadet, hiçbir amel, Cennete girmeye sebep değildir. Cennete girmeye sebep, sadece imandır. Bütün ameller, ibadetler, hâsılı bütün gayret, sadece imanı korumak içindir.

Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri, (Esas maksat imanı korumaktır. İman giderse her şey biter) buyurmuştur. Bütün bu çalışmalar, hizmetler, ibadet ve sohbetler, imanı korumak içindir. Herkesin 24 saat boyunca asıl korkacağı, düşüneceği şey, (Aman imanım zayi olmasın, aman imanım elimden gitmesin, aman iman hırsızları bunu elimden almasın) olmalıdır.

İman hırsızları kimlerdir? En büyük hırsızlar, kafadan konuşan ve kendisini din adamı tanıtanlardır. Büyük bir zata, (İslam âlimi kimdir?) diye sorduklarında, (Kitaptan nakledendir) buyurur. Ehl-i sünnet olmak şartıyla, ilim, amel ve ihlâs sahibi olana İslam âlimi denir. Bu üç şarttan biri noksan olursa, buna gerçek âlim denmez.

Allahü teâlânın sevdiklerinden birini, yani bir Ehl-i sünnet âlimini sevmek ve kendi aklını bırakarak ona tâbi olmak, ebedî saadet kapısının anahtarıdır. Cenab-ı Hak, bir kulunu severse, onu sevdiklerinden birine kavuşturur. Dolayısıyla, İmam-ı Rabbânî hazretleri gibi büyükleri tanıyan, seven, Ehl-i sünnet itikadında olan kimse, çok şanslı, çok bahtiyardır. Bu cevherin kıymetini bilmeli, onu bir cam parçasıyla değiştirmemeli.

Alıntı..
 
Üst