• Seni anladıklarını söyleyecekler, inanma.. Herkes kendi derdine vakıf, başkasına yabancı.. (Mavi)

Doğrusu O, Kullarından Haberdardır..

sükutu-ezber

Hiç'liğini bil,,,
Yönetici
Co-Admin
Katılım
11 Şub 2017
Mesajlar
8,299
Tepkime puanı
19,558
Konum
Hüzün-Sarısı
Doğrusu O, kullarından ha-berdardır..




“Eğer Allah rızkı kullarının hepsine bol bol verseydi, yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Ama O, dilediğini bir ölçüye göre indirir. Doğrusu O, kullarından ha-berdardır, onları görendir.” (Şura 27)


Eğer Allah yeryüzünde kullarına bol bol rızıklar verip onların istedikleri her şeyi bol bol onlara ulaştırıverseydi, o kullar yeryüzünde şımarır, azar, isyan içine girer, fesat çıkarır, yeryü-zünde dengeyi bozacak duruma gelirlerdi. Ayet-i kerimeden anlıyoruz ki, zenginlik, taşkınlık, şı-marıklık sebebidir. Eğer Allah yerdeki kullarına her şeyi bol bol verseydi, istedikleri her şeyi bu-labilecek, dilediklerini elde edebilecek ve istedikleri her şeyi yapabilecek bir duruma gelselerdi, şımaracak ve azgınlık içine gireceklerdi.



Yeryüzünde en çok şımaranlar, yeryüzünde Allah’a en çok isyan içine girip de yeryüzünde düzeni bozanlar da zenginlerdir. Yani bu insanlar yeryüzün-de kendilerine verilen azıcık zenginlik, azıcık güç ve kuvvet sonucunda bile Allah’a kafa tutmaya kalkışıyorlar da, Allah bunlara biraz daha fazlasını verseydi acaba bunlar ne yapacaklardı? Me-selâ biraz daha fazla ömür verseydi, biraz daha fazla güç ve kuvvet verseydi, biraz daha fazla imkân ve saltanat verseydi acaba bu insanlar ne yapacak, nasıl davranacaklardı?



Lâkin Allah rızkı dilediği ölçüde indirir. Rızkı dilediği şekilde indirir ve kullarının her birine dilediği şekilde rızık takdir eder. Çünkü Allah kullarına Habîr ve Basîrdir. Şüphesiz ki Allah kul-larının durumlarını, karakterlerini, onlara yarayan şeylerin neler olduğunu, herkese ne kadar ve-receğini en iyi bilendir. Kulları hakkında en hayırlı şeyin ne olduğunu en iyi bilendir. İşte bu bilgisi ve hikmeti gereği kime ne vereceğini, ne kadar vereceğini, kimi neyle ve nasıl imtihan edeceğini en güzel bir şekilde takdir eder. Bu bilgisi ve hikmeti gereği, çok verilmesi gerekenlere çok verir, az verilmesi gerekenlere de az verir. Kimsenin O’na hesap sormaya, yol göstermeye, akıl ver-meye hakkı da yetkisi de yoktur.



Nitekim bir hadis-i kutside Rabbimiz bu hususu şöyle anlatır: “Kullarımdan öyleleri vardır ki zenginlikten başkası ona yaramaz. Eğer onu fakirleştirseydim bu fakirlik onun dinini bozardı. Yine kullarımdan öyleleri de vardır ki, onlara fakirlikten baş-kası yaramaz. Eğer onu zengin kılsaydım, bu zenginlik mutlaka onun dinini bozar-dı.” (İbni kesir 3/277)



Kimi insanlara neden fazla zenginlik verildiğinin hikmetini bu hadis-i kutsiden anlıyoruz. O kadar çok istiyor ki vermese dini gidecek adamın da, onun için veriyor Rabbimiz. Eğer insanlar dünyada Allah’ın takdirine razı olup onunla yetinmeye çalışsalar, en güzelini Allah’ın takdir etti-ğini göreceklerdir. Ama insanlar Allah’ın takdirine razı olmuyorlar. Kimi insanların mallarını zekat dahi temizleyemiyor.



Meselâ adam başkasının hakkına uzanmış, dükkanında çalıştırdıklarının haklarını vermemiştir. Sanki Allah belirlemiş gibi birilerinin belirlediği asgari ücreti vererek işçileri-nin alın terini yemiştir. Çünkü infak ayeti, zekat ayetinden önce gelmiştir. Adam infak etmediği, sadece zekatı hesap edip infakı göz ardı ettiği, yıllardır infakı ihmal ettiği için mal birikimi söz ko-nusu olmuştur. Zira bugüne kadar infak etseydi, belki bu kadar malı birikmeyecekti. Şimdi bu a-dam zekat değil, malının tümünü verse bile sorumluluktan kurtulamaz. Çünkü o mal zaten kendi-sinin değildir. Veya kendisinin olmayan malı artırdıkça artırmıştır.



Ne bu malın aslı kendinindir, ne de artan kısım kendisinindir. Onu hak sahiplerine ulaştırmak zorundadır. Bu gerçeği anladık-tan sonra hemen tevbe edip, meşru yoldan kazanıp, meşru yolda harcamaya başlayacak, elin-deki birikiminin değerlendirmesini bu şekilde yapacaktır.



Rabbimiz bazen vererek imtihan eder, bazen de alarak imtihan e-der. Bazen çok vere-rek, bazen de az vererek imtihan eder. Ancak şurasını asla unutmayalım ki, O’nun vermesi ayrı bir imtihan, alması ayrı bir imtihandır. Rabbimizin vererek imtihan etmesi, alarak imtihan etme-sinden çok daha tehlikeli ve kaybetme şansı çok daha fazla olan bir imtihandır. Ama bunu bil-meyenler hep vererek imtihanından yanalar.



Ali Küçük
 

Zübeyde

Aktif Üye
Sp Kullanıcı
Katılım
29 Ocak 2017
Mesajlar
803
Tepkime puanı
169
Cevap: Doğrusu O, kullarından ha-berdardır..

Allah razı olsun abla..
 
Üst