Düşünmek cesaret ister

Turan

Well-known member
Sp Kullanıcı
Katılım
30 Ocak 2017
Mesajlar
2,230
Tepkime puanı
194
Belli bir rekabet ya da çatışma ortamı içinde değilsek yerimizin neresi olduğunu pek bilemiyoruz artık. Sanki kazanmak zorunda olduğumuz bir oyun oynuyoruz ve her şey o oyunun sınırları içinde yaşanıyor. Rakibimiz bir hamle yapıyor, biz de ona bir karşı hamle ile cevap veriyoruz. O oyunu kuruyor, biz bozmaya çalışıyoruz. Gözlerimizi rakibimizden hiç ayırmıyoruz, eğer bir şey kaçırır da hamlesini anlayamazsak, yanlış bir hamle yaparak kendi sonumuzu getiririz diye endişe ediyoruz. Elbette her oyunun kuralları var ve başına oturduğumuz anda o kurallar bağlıyor artık bizi. Yani kendimizi, kuralları başkalarınca çok önceden konmuş bir dünyada, rakiplerimizin hamlelerine uygun savunma hamleleri geliştirmekle sınırlamayı en baştan kabullenerek yaşıyoruz. Bu durumda sonunda rakibimiz de galip gelse, biz de galip gelsek, asıl kazanan oyunun kendisi oluyor. Yani masa daima kazanıyor.
Kumarhane, yeterli müşteri sayısına eriştiği hiçbir formülde asla kaybetmez!
Elinizdeki zarları attığınızda en fazla ne kazanacağınız bellidir ama buna karşılık içinde zar olmayan diğer bütün ihtimallerden feragat etmiş olursunuz!
Bir koşu atı ile bir yılkı atı arasındaki fark nedir? düşünmeye hiç cesaret edemediğimiz soru belki de bu!/Gökhan Özcan
 
Üst