Hesap kitap var, ölüm var, cennet cehennem var.

Nazenin

Ehl-i sünnet
Sp Kullanıcı
Katılım
20 Ağu 2017
Mesajlar
2,736
Tepkime puanı
8,628

(Hesap kitap var, ölüm var, Cennet ve Cehennem var. Bu ikisinden başka gidecek yer de yok, ikisi de sonsuz...)

Kurtulmak, yani doğru Müslüman olmak için, ya kul tercih edecek, dua edecek, isteyecek veya Allahü teâlâ ihsan ederek seçecek. Kurtuluşun başka yolu yoktur. Yani Allahü teâlâ hidayeti, ya adaletle veya ihsan olarak verir.
Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, deniz kenarında, elinde bol miktarda yem olan bir Mecusi’yi, balıklara yem atarken görüp, ona sorar:
- Ne yapıyorsun böyle?
- Balıklara yem atıyorum, sevab kazanacağım.
- İyi ama senin sevab kazanman için, önce kelime-i şehadet getirip Müslüman olman, Allah’a ve Resulüne iman etmen lazım. Müslüman olmayan, iyilik etmekle sevab kazanamaz.
- Benim bu balıklara yem verdiğimi o bahsettiğin Allah görüyor mu?
- Elbette görüyor, Onun bilmediği, görmediği bir şey yoktur.
- Öyleyse, bu da bana yeter.

Birkaç yıl sonra, Cüneyd-i Bağdadi hazretleri hacca gider. Balıklara yem atan zatı tavaf ederken görür. Ona, (Burada ne işin var?) diye sorunca, o zat gülerek, (Gördü gördü yâ Cüneyd, O beni gördü) der. (Nasıl gördü?) diye sorunca şöyle der:
- Sen gittikten sonra içimde bir nur parladı, baktım balıkların hepsi kelime-i şehadet getiriyor, ağaçlara baktım, kelime-i şehadet getiriyor, ben de kelime-i şehadet getirmeye başladım. Rabbimiz beni gördü, O gördüğü için de buraya geldim. Sana bir de nasihatim var: Yâ Cüneyd, iyilik et, at denize, balık görmese de, Hâlık görür.

Âhirette sorulacak en önemli sual şudur: (Kulum, bunu ne maksatla yaptın?)

Bu sualin iki türlü cevabı vardır: Ya Allah rızası için veya nefsimiz için. Allah rızası için yapan kurtulur, nefsinin menfaati için yapan yanar. (İhlâssız amel, yani Allah rızası için olmayan ibadetler, hizmetler, işler, içi boş çekirdeğe benzer) buyurulmuştur. Bu çekirdek ekilse, içi boş olduğu için çimlenemez, ağaç olamaz, meyve veremez. Bu çekirdeği yemek istesek, içi boştur, yenmez. Boş çekirdeği ateşe veya çöpe atarlar.

Sonsuz hayat için Allah rızasını bırakıp da, üç günlük dünya için başkalarından bir aferin almak maksadıyla çalışmak çok yanlıştır. Bu kısa hayat, çok uzun da olsa sonu vardır, sonsuz hayatın yanında hiç kıymeti yoktur.

Bir balıkçı, tekneyle falan değil, büyük gemilerle balık avlıyormuş. Evliya bir zatın yanına gelir dua ve nasihat ister. O zat balıkçıya der ki:
- Bak kardeşim, gemidesin, denizde dolaşıyorsun, büyük bir balık sürüsüne rastladın, (Bugün kalsın, yarın yakalarım) der misin?
- Elbette demem efendim, yarın değil, bir saat sonra elden kaçabilir. Geciktirmeden hemen yakalamaya çalışırım.
- İşte Allahü teâlâ da, kullarına dünyada böyle fırsatlar verir, ama ahmaklar, (Biz onu yarın yakalarız) derler. Onun için biz onlar gibi ahmak olmayalım, balık sürüsünü görünce hemen yakalayalım. Bir kimse, bu fırsatları kullanmayıp da, (Daha sonra, yarın öbür gün yaparım) derse, o sürü elden gider. Sonra üzülmesinin de hiç faydası olmaz.

Sağlıklı olmak, aklı başında olmak, imanlı olmak, Ehl-i sünnet âlimlerini tanımak, onların bildirdiği şekilde dinimize hizmet etmek, birer nimet ve fırsattır, bu fırsatı kaçırmak çok tehlikelidir. Üstelik yarına çıkacağımız da belli değil. Gün bugün, an bu andır. (Yarın yaparım diyen helak oldu) buyurulmuştur.

Hangi konuda olursa olsun, başarılı olmak isteyen, din büyüklerimizin yoluna sarılmalı. Onların yolunda, işi geciktirmek yoktur. Araya sonra kelimesi girdi mi, o iş sürüncemede kalır, unutabiliriz, bir mani veya başka bir iş çıkar, hastalık olur, ölüm olur, bir daha o işi yapamayız. Daha sonra yapılsa bile, dine uyulmayıp, gecikmenin verdiği zarardan kurtulamayız. Helak olmamak için, hayırlı işleri tehir etmemeli, bir an önce yapmaya çalışmalı.

Bir gün bu ömür bitecek. Elli veya yüz sene sonra, hiç kimse kalmayacak. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın takdiri öyle, her yüz senede bir bütün insanlar değişir. Yani 5 milyar insan, yüz sene sonra gider, yüz sene sonra, başka bir 5-6 milyar gelir. Hiçbir şeye aldanmamalı, kanmamalı, kandırılmamalı. Allah var, bunu hepimiz biliyoruz. Bizi o yarattı, rızkımızı o veriyor, onun varlığıyla varlıkta duruyoruz. Hepimiz ona döneceğiz. Hesap kitap var, ölüm var, Cennet ve Cehennem var. Bu ikisinden başka gidecek yer de yok, ikisi de sonsuz. O hâlde, Allah'ın rızasının olduğu yere, yani Cennete gitmek isteyen, Cennete götürecek işler yapmalı, cehenneme götürecek işlerden sakınmalıdır.

Bir kişi ellerini açıp, (Yâ Rabbi, bana hidayet ver, ben dinimi doğru olarak öğrenmek istiyorum, beni bozuk yollardan koru!) diye dua etse, Allahü teâlâ bu kulunu kesinlikle kurtarır. Onun karşısına sevdiği bir kulunu veya böyle bir zatı seven, onu tanıyan, kitaplarını okuyan bir talebesini çıkarır, böylece onu kurtarır. Bir kişinin kurtulması için mutlaka bir rehbere ihtiyacı vardır. Başka türlü kurtulmak mümkün değildir. Adaletle kurtulmak budur.

Bazıları da vardır ki, hiç böyle dua etmeyi düşünmediği, hayatına normal devam ettiği hâlde, Allahü teâlâ, onu ya cömertliğinden veya güzel bir huyundan dolayı yahut bir müminin duasını aldığı için seçip hidayete kavuşturur. Bazılarını ise karşılıksız seçer. Yani böyle seçilenler, yerden göğe kadar iyilik yapsalardı, bu nimetin karşılığı olamazdı. Bu, Allahü teâlânın karşılıksız ihsanıdır. Silsile-i aliyye büyüklerini sevip, onların yolunda olanlar böyledir.
Alıntı..
 
Üst