• Allah, Talan edilen bahçeleri eski güzelliğine kavuşturmasıyla meşhurdur. LiyA🌺

Kaza ve Kader

Nazenin

Ehl-i sünnet
Sp Kullanıcı
Katılım
20 Ağu 2017
Mesajlar
2,508
Tepkime puanı
8,254
“Kader bizzat kur’anın açık ifadeleriyle sabit olan bir iman meselesidir..”


Kader: Allah’ın, olacak her şeyin ne zaman ve ne şekilde olacağını, ilmi ezelisi ile bilmesi, tesbit ve tayin etmesidir.
Kaza: Ezelde takdir edilen şeylerin zamanı gelince, Allah tarafından meydana getirilmesi.
Kader bir takım kimselerin iddia ettiği gibi sonradan uydurulan, siyasi emeller için kullanılan bir olgu değildir. Bilakis Kur’an ile sabittir.
Kur’an ve Sünnete bağlı olanlar her hayır ve şerrin Allah’ın kaza ve kaderi ile meydana geldiğine, Allah’ın dilediği her şeyi yaptığına kesin olarak inanırlar. Herşey O’nun iradesi iledir. Hiçbir şey O’nun meşiyet (dilemesi) ve tedbiri dışına çıkamaz. O, olmuş ve olacak herşeyi ezelden beri bilir. Ezeli ilminin hikmetine uygun olarak meydana gelecek bütün kainat için miktarlar tayin etmiş, kullarının hallerini, rızıklarını, ecellerini, amellerini ve daha başka diğer hallerini bilmiştir.

Kadere İman Özetle;
Ebede kadar meydana gelecek olan her şeye dair, Allah’ın ezeli bilgisi ile kalemin bunları yazdığına inanmaktır. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

”Bu önce geçenlerde Allah’ın geçerli kıldığı sünneti (işidir-adeti) dir. Allah’ın emri mutlaka yerini bulan bir kaderdir.”(Ahzab 38)

”Çünkü biz herşeyi bir takdir ile yarattık.”(Kamer 49)

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurmuştur:
”Bir kimse kadere, hayrı ve şerri ile Allah’tan geldiğine iman etmedikçe, kendisine gelip isabet eden bir şeyin gelip çatmamasının imkânsız olduğunu ve kendisini gelip bulmayan bir şeyin kendisine isabet etmesinin de imkânsız olduğunu kesinlikle bilmedikçe hiç bir kul iman etmiş olamaz.”(Sahihu Sünen’i-Tirmizi)

Kadere iman ancak 4 husus ile tamam olur. Bu hususlar kader meselesini anlamanın yoludur.

BİRİNCİ MERTEBE: İLİM
Yüce Allah’ın olmuş ve olacak, olmamış şeyler eğer olacak olsa nasıl olacaklarını, geneliyle ve bütün incelikleriyle bildiğine iman etmektir. O, kulların neler yapacaklarını, onları yaratmadan önce bildiği gibi, onların rızıklarının, ecellerinin, amellerinin, hareket ya da hareketsizliklerinin inceliklerini de bilendir. Onlardan kimin mutlu, kimin bedbaht olduğunu da bilendir. Yüce Allah:
”Şüphesiz Allah, herşeyi bilendir.”(Tevbe 115) buyurmaktadır.

İKİNCİ MERTEBE: YAZMAK
Bu da; Yüce Allah’ın, mahlûkatın kaderi ile ilgili olarak ezelden bildiğini Levh-i Mahfuz’da yazmış olduğuna iman etmektir. Levh-i Mahfuz ise hiçbir şeyin eksik bırakılmaksızın tamamıyla yazıldığı kitabtır. Meydana gelmiş, gelecek ve kıyamet gününe kadar olacak herşey yüce Allah nezdinde Ümmü’l-kitab’ta yazılmıştır.

”Biz herşeyi İmam-ı Mübin’de (önder kitabta) tesbit etmişizdir.”(Yasin 12)

Peygamber Efendimizde şöyle buyurmuştur:
”Allah’ın ilk yarattığı şey kalemdir. Ona yaz diye buyurdu. O, ne yazayım? Diye sorunca, kaderi yaz, olanı ve ebediyete kadar olacak olanı yaz diye emir buyurdu.”(Tirmizi)

ÜÇÜNCÜ MERTEBE:: İRADE VE MEŞİAT (DİLEMEK)
Yani bu kâinatta meydana gelen her bir şey rahmet ve hikmet özellikleri ile Allah’ın irade ve meşieti ile meydana gelir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
”Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe de siz dileyemezsiniz.”(Tekvir 29)

DÖRDÜNCÜ MERTEBE: YARATMAK
Yüce Allah’ın herşeyi yaratıcısı olduğuna inanmaktır. O’ndan başka bir yaratıcı, O’nun dışında bir Rab yoktur. Onun dışında her ne varsa O, yaratılmıştır.

”Herşeyi yaratıp onu inceden inceye takdir ve tayin etmiştir.”(Furkan 2)

Böylelikle kader ve kaza’ya iman etmemiz istenmiştir. Yüce Mevlamız tüm olacakları ezeli ilmi ile bilmiştir. Bu kaderdir. Sonra bu yazılanlar sırası geldikçe olmaktadır. Bu da kazadır.

!!! Bazı insanlar kaderimde var diyerek günah işlemektedirler. Bu sapıklıktır. Kader olacak olanların yazılmasıdır, kişinin günaha zorlanması değil.
 

Nazenin

Ehl-i sünnet
Sp Kullanıcı
Katılım
20 Ağu 2017
Mesajlar
2,508
Tepkime puanı
8,254
KADERİ TEYİT EDEN AYETLER:
“De ki: “Allah’ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü’minler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.” (Tevbe/51)

Ayette açıkça “isabet edecek şeylerin yazılmış olmasından” bahsedilmiştir. Bela, musibet ve hayırdan yazılmış olanlar “bilinmeyi” gerektirir. İşte bunun bilinmesi “kader”dir.
“Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır.” (Hud/6)
“Ümmetlerden hiçbiri, kendisine tesbit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne erteleyebilir.” (Mü’minun/43)
Her canlının ecelinin ne zaman olacağının bilinmesi “kader”dir.
“Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah’ın katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdârdır.” (31/34)
Kıymaetin, yağmurun, doğacak çocuğun ne olacağının, yarın başımıza ne geleceğini biz bilemeyiz ancak Rabbimiz bilir. İşte herşeyi ezeli ilmiyle bilmesi kaderdir.
Kaderin içinde imtihanlar da vardır:
“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara 155)

Kadere iman etmenin birçok faydası vardır. Çünkü kulların ecelleri, rızıkları kader çerçevesinde tesbit ve tayin edilmiştir. Elinden gelen gayreti gösterip çalıştığı halde “kazanamayan” bir insan “Allah’ın takdiri” diyerek tevekkül eder, isyan etmez. Rızık endişesi ile saçların ağarmasının kadere iman ile önüne geçilir. Çünkü kadere iman eden bir kimse helal çerçevede çalıştığı müddetçe Rabbinin tayin edilmiş rızkının onu bulacağını bilir ve bu konuda endişe taşımaz.
Kadere inanan bir insan ölüm zamanın takdir edildiğini ancak bu emri ilahinin ne zaman vuku bulacağını bilemez. Böylelikle her an, her zaman kendisini güzel bir halde bulundurmaya çalışır ki, ölüm onu bu güzel hali ile yakalasın.

KADERİ İNKAR ETMEK ADINA YAPILAN YANLIŞLAR
Kaderi inkar etmek adına “kulların kendi fiilleri yarattığı” iddiasını ortaya atanlar, “Allah geleceği bilmez” diyerek Allah’ı cahil olarak göstermek veya aşırıya giderek “kaderde yazıldığı için günah işliyoruz” diyenler vardır.
Bu iddiaların hepsini yukarıdaki ayetler çürütmektedir.
Müslümanlardan kadere iman etmeleri istenmiştir. Müslümana düşen görev “işittik ve itaat ettik” demektir…
kaynak: ihvanlar.net
 

Karaton

GÜCÜ DOĞURAN DÜŞÜNCEDİR
Kurucu
Katılım
26 Ocak 2017
Mesajlar
2,448
Tepkime puanı
6,425
Konum
Kocaeli
bu biraz şuna benzemiş: hani ,allah:size verdiğimiz rızıklardan olmayanlarada verin der ya (yasin 47).
bizde yiyip içtkten sonra allahım olmayanlarada versin diye dua ederiz:)

yani allah sorumluluğu bize verir biz tekrar ona atarız..bu kader tanımıda onun gibi olmuş biraz:))
 

Nazenin

Ehl-i sünnet
Sp Kullanıcı
Katılım
20 Ağu 2017
Mesajlar
2,508
Tepkime puanı
8,254
bu biraz şuna benzemiş: hani ,allah:size verdiğimiz rızıklardan olmayanlarada verin der ya (yasin 47).
bizde yiyip içtkten sonra allahım olmayanlarada versin diye dua ederiz:)

yani allah sorumluluğu bize verir biz tekrar ona atarız..bu kader tanımıda onun gibi olmuş biraz:))

Her şeyi ve insanların iyi, kötü her işini Allahü teâlâ yaratıyor ise de, insanlara İrade-i cüziyye vermiştir. İnsan, irade-i cüziyyesini kullanarak iyilik yaratılmasını isterse sevap, kötülük yaratılmasını isterse günah kazanır. İnsan günah işlerse cezasını, sevap işlerse mükafatını görür. Yani Allahü teâlâ hiç kimseye zorla günah işletmez.
 

Karaton

GÜCÜ DOĞURAN DÜŞÜNCEDİR
Kurucu
Katılım
26 Ocak 2017
Mesajlar
2,448
Tepkime puanı
6,425
Konum
Kocaeli
Peki nazenin bir soru sorayim bakis acini anlayabilmek adina..

Simdi levhi mahfuzda allah firavunun firavun olacagini yazmistir onun amellerini davranislarini hayatinda neler yapacagini bilmektedir..o halde hz musayi defaatle nicin belki öğüt alır belki kalbi yumuşar diyerek,firavunu dine davet etmeye yollamiştir?
 

Nazenin

Ehl-i sünnet
Sp Kullanıcı
Katılım
20 Ağu 2017
Mesajlar
2,508
Tepkime puanı
8,254
Peki nazenin bir soru sorayim bakis acini anlayabilmek adina..

Simdi levhi mahfuzda allah firavunun firavun olacagini yazmistir onun amellerini davranislarini hayatinda neler yapacagini bilmektedir..o halde hz musayi defaatle nicin belki öğüt alır belki kalbi yumuşar diyerek,firavunu dine davet etmeye yollamiştir?
Ey elçi, Rabbinden sana indirileni duyur. Eğer bunu yapmazsan, O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur" (el-Mâide 5/67).

(Ey Musa ve Harun) Firavun'a gidin, çünkü o azmıştır. Ona yumuşak ve tatlı bir sözle tebliğde bulunun. Belki öğüt alır veya Allah'tan korkar" (Tâhâ, 20/43, 44).

Peygambere düşen, sadece tebliğ yapmaktır" (el-Mâide, 5/99)

sadece tebliğ vazifelerini yerine getirmişler ve sonucu Allah'a bırakmışlardır:
 

Karaton

GÜCÜ DOĞURAN DÜŞÜNCEDİR
Kurucu
Katılım
26 Ocak 2017
Mesajlar
2,448
Tepkime puanı
6,425
Konum
Kocaeli
Ey elçi, Rabbinden sana indirileni duyur. Eğer bunu yapmazsan, O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur" (el-Mâide 5/67).

(Ey Musa ve Harun) Firavun'a gidin, çünkü o azmıştır. Ona yumuşak ve tatlı bir sözle tebliğde bulunun. Belki öğüt alır veya Allah'tan korkar" (Tâhâ, 20/43, 44).

İşte burası nazenin "belki öğüt alır veya allahtan korkar"buyuruyor....peki öğüt alip almayacağıni kendisinden korkup korkmayacağini haşa bilmiyormu allah?

Peygambere düşen, sadece tebliğ yapmaktır" (el-Mâide, 5/99)

sadece tebliğ vazifelerini yerine getirmişler ve sonucu Allah'a bırakmışlardır:
Burada allah firavunun iman etmeyecegini biliyordu ama sirf hz musa teblig gorevini yapmis olsun diye onu firavuna gonderdi diyorsun..bu durum peygamberimiz zamanindada gecerli. O yuzden senin aciklaman hicbirsekilde tatmin edici olmuyor...yani allah kimin ne yapacagini nasil davranacagini biliyor ama bunlari bile bile peygamberler teblig gorevlerini yapmis olsunlar diye firavuna nemruta ebu cehile vs yolluyor...bu doğru bir yaklasim degil..birazdaha araştirman lazim bu konuyu
 

Nazenin

Ehl-i sünnet
Sp Kullanıcı
Katılım
20 Ağu 2017
Mesajlar
2,508
Tepkime puanı
8,254
İmanın altıncı şartı, "Kadere, hayır ve şerrin Allahü teâlâdan olduğuna iman"dır. Amentü'deki, (Ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ...) ifadesi, kaderin, hayır ve şerlerin hepsinin Allahü teâlâdan olduğuna iman etmeyi bildirmektedir

Her Müslümanın, Amentü'deki esasları tasdik ettikten sonra, işlediği günahlardan mesul olduğunu bilmesi kâfidir...

Kaza ve kader konusu çok ince mesele olduğu için
Peygamber efendimiz (Kaderden bahsedilince susunuz) buyuruyor. (Taberani)

 

SiyahSancaktaR

CEDDİ OSMANLI !...
Sp Kullanıcı
Katılım
17 Eyl 2017
Mesajlar
16,300
Tepkime puanı
26,945
Konum
PAYİTAHT...
Burada allah firavunun iman etmeyecegini biliyordu ama sirf hz musa teblig gorevini yapmis olsun diye onu firavuna gonderdi diyorsun..bu durum peygamberimiz zamanindada gecerli. O yuzden senin aciklaman hicbirsekilde tatmin edici olmuyor...yani allah kimin ne yapacagini nasil davranacagini biliyor ama bunlari bile bile peygamberler teblig gorevlerini yapmis olsunlar diye firavuna nemruta ebu cehile vs yolluyor...bu doğru bir yaklasim degil..birazdaha araştirman lazim bu konuyu
Değerli Karaton muhterem Yüce Rabbimiz Tüm Bir insanı ana rahmine düşürmeden önce tüm ömrünü kaderini nasıl belirdiği halde niye yaratıp yaşatıyor demek gibi bir şey olmadımı şu an ki söylemin ?

Teşbihte hata olmaz mazur gör muhterem...
 

Karaton

GÜCÜ DOĞURAN DÜŞÜNCEDİR
Kurucu
Katılım
26 Ocak 2017
Mesajlar
2,448
Tepkime puanı
6,425
Konum
Kocaeli
İmanın altıncı şartı, "Kadere, hayır ve şerrin Allahü teâlâdan olduğuna iman"dır. Amentü'deki, (Ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ...) ifadesi, kaderin, hayır ve şerlerin hepsinin Allahü teâlâdan olduğuna iman etmeyi bildirmektedir

Her Müslümanın, Amentü'deki esasları tasdik ettikten sonra, işlediği günahlardan mesul olduğunu bilmesi kâfidir...

Kaza ve kader konusu çok ince mesele olduğu için
Peygamber efendimiz (Kaderden bahsedilince susunuz) buyuruyor. (Taberani)

:))
 
Üst