Namaz kılmayan, Allahü teâlânın nîmetIerine teşekkür etmemiş olur..!

Nazenin

Ehl-i sünnet
Sp Kullanıcı
Katılım
20 Ağu 2017
Mesajlar
2,736
Tepkime puanı
8,628

(Namazını kılmayan, Allahü teâlânın nimetlerine teşekkür etmemiş olur...!)
Zenginin biri, bir gün Peygamber efendimize gelip der ki:
- Ya Resulallah ben mahvoldum!
- Hayırdır inşallah!
- Kervanımı vurdular, soyup soğana çevirdiler, çok perişan hâldeyim.
- Elhamdülillah!
- Ne oldu ya Resulallah? Niye (Elhamdülillah) dediniz?
- Ben de, (Bugün öğle namazının iftitah tekbirini kaçırdım) diyeceksin diye korkmuştum. Bin kervanın vurulsun, ama sen yeter ki iftitah tekbirini kaçırma!
Peygamber efendimiz, Cenab-ı Hakk’a teşekkürün Ona iman etmekle, yani Müslüman olmakla olacağını bildirdi. Allahü teâlâ, kendisine iman edip, İslam’ın şartlarını yerine getirenlerden razı oluyor, teşekkürlerini kabul ediyor. İslam’ın beş şartından biri namazdır. O hâlde namazını kılmayan, Allahü teâlânın nimetlerine teşekkür etmemiş olur. Ona teşekkür etmeyip namazın kıymetini bilmeyen kimseden de, namaz kılma nimeti gider, o kimse, namaz kılmaktan mahrum kalır.

Namazdan mahrum kalmak ne demektir? Düşünün ki, namazın içinde, Ettehıyyatü’de bütün salih kullara selam veriyoruz, dua ediyoruz. (Salih kul) demek, (Allahü teâlâyı seven kul) demektir. Başta Eshab-ı kiram olmak üzere, Ehl-i sünnet âlimleri, evliya zatlar, bütün namaz kılanlar ve melekler, hep salih kullardır. Çünkü Allahü teâlâya ibadet ediyorlar. Bütün bu mübarek varlıkların hepsine selam veriyoruz. Onların da selama cevap vermesi gerekir. O hâlde, selam verildiğinde, o mübarek salih kullar da, bize selam vererek dua ediyorlar. Selam, dünya ve âhiret saadeti için en iyi duadır, selamette olmak demektir.

Namaz, öyle bir ibadet ki, nerede olursak olalım, dünyada ne kadar Müslüman namaz kılıyorsa, namaz kıldığımız için bize dua ediyorlar. Biz bir selam veriyoruz, karşılığında namaz kılan Müslümanların hepsi bize dua ediyor. Allahü teâlâ bir insanı böyle bir ibadetten, böyle bir duadan mahrum bırakırsa, bundan daha büyük felaket olur mu?

Şu hâlde namaz, müminin hem dünyada, hem âhirette rahat etmesini, kurtulmasını, çok sevab kazanmasını, milyonlarca Müslümanın duasına kavuşmasını sağlayan bir sistem ve eşsiz bir ibadettir. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi renkten, hangi ırktan olursa olsun, bu kadar geniş bir kitlenin, başka türlü böyle tek bir program içerisinde olabilmesinin imkânı yoktur. Onun için namaz, bütün Müslümanlar arasında ortak bir lisan, ortak bir ibadet, ortak bir duadır, birlik ve beraberliktir. İşte ümmet demek de budur. Yani aynı anda, aynı Peygambere, aynı şekilde inanmak ve ona tâbi olmak demektir. Namaz kurtuluştur. Her gün ezan okunurken ve her farz namazda ikamet getirilirken, (Haydi kurtuluşa gelin!) buyuruluyor. Bu mübarek davete icabet etmelidir.

Namaz dinin direğidir. Namaz kılan, dinini kurtarır. Terk eden ise dinini yıkmış olur. Ehl-i sünnet âlimleri, (En büyük günah, namaz kılmamaktır) buyuruyorlar.

Allahü teâlâ, nefse düşmandır. Nefs de namaza düşmandır. Namaz kılanın nefsi feryat eder. Nefsi, (Namaz kılma) diye ısrar eder. Bıraktıramazsa, bu sefer bozdurmaya uğraşır, rekâtları şaşırtır.

(Kulun, Allah’a en yakın olduğu an, secdede olduğu zamandır) hadis-i şerifi gösteriyor ki, namazdayken insan, Allahü teâlâya yakın olduğu gibi, secdede ise daha yakın oluyor. Buradaki yakınlık, Allah’ın sevgisine ve rızasına kavuşmak demektir.

Büyük zatlar, (Cephede kılınan namazın sevabı Kâbe-yi muazzamada, Medine-i münevverede kılınan namazdan daha sevaptır. Dinimize hizmet edenlerin kıldığı namaz, cephede kılınan namazdır) buyuruyorlar. İnsan, namazı tek başına kılarsa 1, evde cemaatle kılarsa 27, camide cemaatle kılarsa 50, büyük camide kılarsa 500, Mescid-i Aksa’da kılarsa 5 bin, Mescid-i Nebevî’de kılarsa 50 bin ve Mescid-i Haram’da kılarsa 100 bin misli sevab kazanır, ama cephede kılarsa, 700 bin misli sevab kazanır.

Cephe, sadece savaş yeri değildir. Dinimize hizmet edilen her yer cephedir. Bu cephe, zaruretsiz terk edilemez. Farzların yanında nâfileler, deniz yanında damla kadar bile değildir. Her an cephede olduğunun şuuruyla hizmet edenlerin ecri, elbette daha çok olur.

Çocuklarımızı yanımızdan ayırmamalı. Onların hem abisi, hem babası olmalı. Onları iyi yerlere götürmeli. Namazın önemini onlara anlatmalı, çünkü evladın yaptığı her şey, ana babaya misliyle yazılır. İyilik yapıyorsa iyilik, kötülük yapıyorsa kötülük yazılır.

Çocukların kalblerini dünya işleriyle karartmamalı, oyuna fazla vakit ayırmamalı, onlara büyük zatların sevgisini vermeli, ilmihâl bilgilerini ve Kur’ân-ı kerimi mutlaka öğretmeli. Çocuğuna Kur’ân-ı kerim okutan ana babaya çok sevap yazılır. Çocuk daha elif harfini okuduğu zaman, babasına (Oğlun bugün Kur’ân-ı kerimden bir harf öğrendi) diye berat götürülür. Babası Kâbe’yi ziyaret sevabı alır, vefat etmişse Cennete gider.

Namaz vakti girince, hemen namazı kılmalı, başka şeylerle uğraşmamalı. Çünkü namaza mâni olan işte hayır yoktur.

Namaz dinin direğidir. Namaz kılan, dinini kurtarır. Terk eden ise dinini yıkmış olur. Ehl-i sünnet âlimleri, (En büyük günah, namaz kılmamaktır) buyuruyorlar.
Alıntı..
 
Üst