Sabir,Sebat Aşk ve Heyacan

Mizgin_TuRabii

Geceye Dair ..
Sp Kullanıcı
Katılım
31 Ocak 2017
Mesajlar
2,203
Tepkime puanı
3,880
ALLAH (cc) insanı Hayra da Şerre de yönelebilme kabiliyetinde yaratmış, ona kulluk sorumluluklarını emanet etmiştir. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim de şöyle buyurur:

“Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de takva (iyilik) ve fücurunu (kötülüklerini) ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran (tezkiye eden) kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” (eş-Şems, 7-10)

Hayra yönelme tercihinde bulunan bizler, Rabbimize ve içinde yaşadığımız topluma karşı sorumluyuz. Sorumlulukların hakkıyla yerine getirilmesini sağlayan, gönüllerdeki aşk, şevk ve heyecandır. Yüreklerinde ALLAH rızasına kavuşmak için cehd etme heyecanı taşıyanlar, yaptıklarından manen zevk alırlar. ALLAH yolundaki hizmetlerin gelişip büyümesi ve semere vermesi de yüreklerdeki aşk ve heyecan nispetindedir. Müesseselerin, toplulukların ve cemaatlerin yükselişi, Aşk ve Heyecanın dorukta yaşandığı dönemlerde olduğu aşikârdır. Asr-ı Saadet ve Müslümanların tarihi, imanın heybet ve heyecanı ile şaha kalkışın sayısız örneklerini bizlere sunmuştur.

İmtihanın çetin oluşu, içinde bulunulan ağır şartlar ve sıkıntılar, bazılarımızda gevşeklik oluşturabilmektedir. Hatta uzun süre Müslümanlara hizmette bulunan bazı şahıslarda bile, zamanla olumsuz bir duygu oluşabilir ki bu durumlar, hizmet ehli adına bir tehlike başlangıcıdır. Unutmayalım! “Artık yeter” duygusu, kişiyi dünyaya çeken bir nefs fısıltısıdır.

İbn-i Abbas (ra) ’ın rivayetine göre ALLAH Teâlâ, müminlerin kalplerinde gevşeklik belirdiği bir dönemde şu ayeti indirmiştir:

“İman edenlerin ALLAH’ın zikri ve O’nun katından inen Kur’ân sebebiyle kalplerinin ürperme zamanı daha gelmedi mi? Müminler, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar! Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.” (el-Hadîd, 16)

Ebu Eyyub el-Ensari hakkında anlatılan şu rivayet hizmet heyecanının ömür boyu kaybedilmemesinin lüzum ve ehemmiyetini ortaya koymaktadır:

Müslümanların ordusu, İstanbul’un fethi niyetiyle yola çıkmıştı. Ordunun içinde Hâlid bin Zeyd Ebu Eyyub el-Ensari (ra) da bulunmaktaydı. Rumlar, arkalarını şehrin surlarına vermiş savaşırlarken, Ensar’dan bir zat, atını Bizanslıların içine kadar sürdü ve onların ortasında kaldı. Bunu gören müminler; “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız.” ayet-i kerimesinden hareketle ve hayretler içinde:

“–La ilâhe illALLAH! Şuna bakın! Kendini göz göre göre tehlikeye atıyor!” demişlerdi.

Bunun üzerine Ebu Eyyub el-Ensari (ra) şöyle dedi:

“–Ey müminler! (Yanlış anlaşılmasın!) Bu ayet biz Ensar topluluğu hakkında nazil oldu. ALLAH, Peygamberine yardım edip dinini galip kıldığında biz, «Artık mallarımızın başında durup onların ıslahı ile meşgul olalım.» demiştik. Bunun üzerine ALLAH Teâlâ, Resulü’ne:

“ALLAH yolunda infak ediniz ve kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız.” (el-Bakara, 195) ayetini vahyetti.

Bu ayet-i kerimedeki «kendi eliyle kendini tehlikeye atmak»tan maksat, bağ ve bahçeyle uğraşmaya dalıp Hak yolunda gayret ve hizmeti terk ve ihmal etmektir. Bu ilâhî ikaza bütün samimiyetiyle kulak verip ittibâ eden Ebu Eyyub el-Ensari Hazretleri, ALLAH yolunda hizmetten hiçbir zaman geri kalmamış ve nihayet katıldığı bu sefer esnasında şehit olarak, surların yakınına defnedilmiştir.

Mü’minleri Kadir olan ALLAH’a bağlayan İman, heyecanın ve aşkın membaıdır. ALLAH (cc)’ ın her şeyin sahibi olduğuna inanan birinin, korkması, azminin kırılması, ümitsizliğe düşmesi ve gevşeklik göstermesi düşünülemez. Zira ALLAH (cc) şöyle buyurmuştur:

“(Ey müminler!) Sakın gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer gerçekten müminler iseniz, üstün gelecek olan sizsiniz.” (Al-i İmran, 139)

ALLAH (cc) ‘ın rızasına kavuşmak, felaha ermek, sorumluluklarımızı hakkıyla ifa etmek için cehdimizde sebat etmeliyiz. Sorun ve sıkıntılarımızı gidermek için, laf ve tenkit ile eksik ve gedik arama yerine, yapıcı bir misyon yüklenmeli ve müspet bir atmosfer oluşturarak İyiliğin ikamesi için gerekli gayreti göstermeliyiz.

Unutulmamalıdır ki hayat bir imtihan yeridir. Sıkıntılar ve zorluklar karşısında karamsarlığa düşmek, yılgınlık gösterip kenara çekilmek yerine, Rabbimizin “es-Sabur” ismine sığınıp, sabır ve sebat edilmelidir ki, kendisinde sabır bulunan kulda O’nun kudretinden bir tecelli vardır. Sabırlı insanlardan müteşekkil bir cemaat, ALLAH’ın (cc) yardımına mazhar olur.

“Ey iman edenler! Sabredin, sebat gösterin, hazırlıklı ve uyanık olun. ALLAH’tan korkun ki başarıya erişesiniz.” (Al-i İmran, 200)

“Ey iman edenler! ALLAH’tan sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz ki ALLAH sabredenlerle beraberdir.” (el-Bakara, 153)

Rabbine kulluk ve Müslümanlara hizmet gayesi taşıyanların yine Rabbine iltica ederek, Ondan yardım dilemesi icap etmez mi?

“Ey Rabbim! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, eli kolu dökülür derecede takatsizlikten sana sığınırım…” (Buhârî, Deavât, 38)

Âmin, Wel aqibetu lilmuttaqin…
 

Asi ve Mavi

Well-known member
Sp Kullanıcı
Katılım
29 Ocak 2017
Mesajlar
6,374
Tepkime puanı
1,115
Bazen düşünüyorum da imtihanı o kadar çetin kullarınin yanında benimki de dertmi diye fakat öz eleştiri yaparak bunu diyorum zaman zaman üümitsizliğe düştüğüm de doğrudur
Sabır ipine sarılıp yola devam edenlerden olurum oluruz inşallah
Konu için Allah razı olsun
 

Mizgin_TuRabii

Geceye Dair ..
Sp Kullanıcı
Katılım
31 Ocak 2017
Mesajlar
2,203
Tepkime puanı
3,880
Eğer bugün sahabiler yaşamış olsalardı, onların seçkin kişilikleri , güzel ahlakları , İslam hakikatlerini davranışlarıyla göstermeleri, dünyayı İslama koşturacak küre-i arzın kıtaları ve devletleri İslamiyete girmekte tereddüt etmeyeceklerdi.
Günümüz Müslümanlarının çektikleri zillet , sefalet , acı ve ızdırapların kaynağında işte bu ruhun yitirilişi yatar. Eğer biz dinimizi bilip onu izzet ve şerefiyle yaşayabilsek bütün sıkıntılarımız, dert ve problemlerimiz biter, başkalarından meded ve yardım bekleme zilletine düşmez, aksine geçmişte olduğu gibi güçlü olur, düşmüşün , ezilmişin , masum ve mazlumların ellerinden tutar, onları ayağa kaldırırdık.

Kırk sahabesiyle dünyaya meydan okuyan ve İslamı dünyanın başına geçiren Allah Resulüne (sav) karşılık 1.5 milyar Müslümanın derbeder, perişan hali bize bir şeyler anlatmalı değil mi...
Sahabeyi görünce heybetleri karşısında düşman titrerdi. Şimdi Müslüman başkalarından korkar hale gelmişse bunun sebebini başka yer ve sebeplerde aramaya gerek yoktur.
Karanlık bodrumda kaybettiği iğneyi dış kapının ışığında arama garabetini gösteren Nasreddin Hoca gibi davranma sefaleti devam ettirmekten başka neye yarar ki...

Allah (cc) Müslümanlara feraset versin...
 

Karaton

GÜCÜ DOĞURAN DÜŞÜNCEDİR
Kurucu
Katılım
26 Ocak 2017
Mesajlar
2,348
Tepkime puanı
5,443
Yaş
39
Konum
Kocaeli
Web sitesi
www.sevgiplatformu.info
Eğer bugün sahabiler yaşamış olsalardı, onların seçkin kişilikleri , güzel ahlakları , İslam hakikatlerini davranışlarıyla göstermeleri, dünyayı İslama koşturacak küre-i arzın kıtaları ve devletleri İslamiyete girmekte tereddüt etmeyeceklerdi.
Günümüz Müslümanlarının çektikleri zillet , sefalet , acı ve ızdırapların kaynağında işte bu ruhun yitirilişi yatar. Eğer biz dinimizi bilip onu izzet ve şerefiyle yaşayabilsek bütün sıkıntılarımız, dert ve problemlerimiz biter, başkalarından meded ve yardım bekleme zilletine düşmez, aksine geçmişte olduğu gibi güçlü olur, düşmüşün , ezilmişin , masum ve mazlumların ellerinden tutar, onları ayağa kaldırırdık.

Kırk sahabesiyle dünyaya meydan okuyan ve İslamı dünyanın başına geçiren Allah Resulüne (sav) karşılık 1.5 milyar Müslümanın derbeder, perişan hali bize bir şeyler anlatmalı değil mi...
Sahabeyi görünce heybetleri karşısında düşman titrerdi. Şimdi Müslüman başkalarından korkar hale gelmişse bunun sebebini başka yer ve sebeplerde aramaya gerek yoktur.
Karanlık bodrumda kaybettiği iğneyi dış kapının ışığında arama garabetini gösteren Nasreddin Hoca gibi davranma sefaleti devam ettirmekten başka neye yarar ki...

Allah (cc) Müslümanlara feraset versin...
eyvallah vav kardeş

Ne buyuruyor Allahu teala:siz bana yardım edin ki,bende size yardım edeyim.
 

Zübeyde

Well-known member
Sp Kullanıcı
Katılım
29 Ocak 2017
Mesajlar
922
Tepkime puanı
147
Unutulmamalıdır ki hayat bir imtihan yeridir. Sıkıntılar ve zorluklar karşısında karamsarlığa düşmek, yılgınlık gösterip kenara çekilmek yerine, Rabbimizin “es-Sabur” ismine sığınıp, sabır ve sebat edilmelidir ki, kendisinde sabır bulunan kulda O’nun kudretinden bir tecelli vardır. Sabırlı insanlardan müteşekkil bir cemaat, ALLAH’ın (cc) yardımına mazhar olur.
InsaAllah böyle lütufa eren kullarindan oluruz.
EyvaAllah..
 
Üst