Sünnet Savunmasi

Ali

Well-known member
Sp Kullanıcı
Katılım
14 Eyl 2017
Mesajlar
3,720
Tepkime puanı
1,735
Sünnet Savunmasi

Önsöz


Bu dünya gurbetinde silaya eli boş dönmemiz icin bize yol göstermek üzere peygamerler gönderen Allaha hamdeder, iki dünyamizin cennet olmasi icin bize önderlik yapan, Rasulune Salatu selam getirir, sirati müstekimde öncelerimiz olan ; sapitmasinlar diye Kur´an ve sünneti bize taşiyarak yolumuzu aydinlatan Ashab, tabiin ve onlarin yolunda olanlara Allahdan rahmet dilerim.

Sünnetin savunmasi bana düşmez. Rasulunu insanlara karşi koruyan Allah, Rasulunun sünnetinide bugüne kadar korumuş kiyamete kadarda koruyacaktir.

Tarihte binlercesi kokar agizlarla onu söndermek icin üfürmüşler ama kaynagi Kur´an oldugundan söndürülmemiş bin dört yüz sene sonra bize kadar gelmiş.

Tarihte binlerce insan uydurma hadisler katmaya calişmiş ama sünnet denizi bir laşe gibi onu dişina atmiş veya hadis denizinin dalgaclari sonradan atilan zehirli maddeleri temizlemişler ve “Mevzuat” kitablarinda karantinaya almişlar. Biz bu kücük eserimizde nasil korundugunu göstermek istedik.

Birde Beykuninin otuz dört beyitte özetleyi verdigi hadis uslunu terceme ve kisaca şerh ederek hadis hakkinda genel hatlariyla bir bilgi edinilmesini kolaylaştirmak istedik.

Hadis denen her şeyin kabul edilemeyecegini, herkesin keyfine görede reddedilemeyeceginim, bununda şartlari oldugunu göstermek icin bu kitabcigi hazirladik.

Bu kitabcigi alan özellikle ilahiyat, medrese veya İmam Hatip ögrencisi kardeşlerimiz günde bir beyit ezberlemek suretiyle on yedi günde hadis usulunu ezberlemiş olurlar.

Bu ezberlemenin dersine veya işine hic bir engeli olmaz. Ezberledigi beyti akşama kadar bir kac kere tekrarlamalidir.

Her hadis istilahina örnek olarak bir hadis tercemesi yazilmiştir. Hadis de ezberlenirse daha güzel olur. Cünkü gaye hadisi ögrenip amel etmektir.

Her hadis hakkinda amel edilip edilmedigi kisaca bildirilmiş, ihtilafa girilmemiştir.

Otuz dört beyti bir günde ezberlemekte mümkündür. Eger bir günde ezberlerseniz siz yinede otuz dört gün her gün okuyunuz. Taki fatiha suresi gibi unutulmaz hale gelsin.
(Mahmut Toptaş Aralik 1987)

1.Bölüm
Sünnetin Savunmasi

AYRILIK NEDEN?


Kur´an üzerine, sünnet üzerine yapilan tartişmalar, velezzalin veya veledallin münakaşalari, tatbik edilmeyen ahkamin münakaşasi bozgun dönemlerinde, sünnete muhalefetle üzerimize cöken zilletin altinda dizlerimiz üstünde emeklerken yapilan cekişmelerdir.

Osmanlinin enkazinin altinda kalan iki alimden biri olan Mustafa Sabri Efendi, kitabinda Zahid kevseri´den bahsederken “birimiz cebri olduk digerimiz mutezili olduk”der. Cöküntünün aciklamasindan herkes ayri şeyler düşünür ve ayri receteler getirir.

Yedi renkden oluşan bir tablo süratle cevirilirse tek renk gönünür. Durdurulsa yedi renk görünür.

Beyni ve bazusu durdurulan müslümanlarda yedi renk halinde belirdiler. Her renginde kendine göre tonlari yetmişi gecti.

Bunlari birleştirmenin anlami yok. Birleştirilse camur olur. Ayri ayri dursunlar tek renk görünen güneşden kendi yaratilişa göre moru alan menekşe, kirmiziyi alan lale, beyazi alan gül gibi ayri dursunlar ama yine yerin yansiticisi olsunlar.

Kemanin telleri gibi ayri ayri dursunlar ama ayni nagmeyi söylesinler. Ayri zaman ve mekanlarda ayri ayri öterlerse işte o zaman biri La makamindan digeri illa makaminda dem vurursa kargaşa başlar.

Birisi “Kara kapli” kitabla müslümanlarin gönlünü karartir kitab ve sünnete giden yolu kapatirsa öbürüde Kur´an´dan başka her şeyi inkara kalkabilir.

Biri uydurma hadislerle milyonlarca insani morfinlerse öbürü hadisin tamamini reddedebilir. Şaraba kizip üzüm bagini yakan herife döner.

Alimim diyen, Kutubu sitteyi okuyup okuttuktan sonra Ebu Cehle yardima devam ederse öbürü kabahati kutubu sittede bulup onlariatarEbu Cehle, Ebu Cehil gibi karşi koymaya calişir.

Alti tane mavzeri sirtinda taşiyan merkebi canavar yerse kabahat mavzerde degildir.

Ebu Cehlin, Ebu Süfyanin (R.A.), Ömer´in (R.A.) rahatlikla anladigi “Kur´ani Kerimi anlamak icin yetmiş tane ilim dalini bilmek gerekir. Bunlari bilmeden dalina hacet yoktur diyenler cikar.

Kur´ani Kerimin Türkce tefsirleri yapildi. Kutubu sittenin (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbnu Mace´nin)terceme ve şerhleri yayinlandi.

İhyau Ulumiddini Fatih Camii´nde okutan birkac kişi kalmişken, rerceme edileliden buyana yüzbinin üzerinde satiş yapti.

Allaha hamdolsun ki kitab ve sünnet bütün insanimiza mal oldu.

Cok degerli hocalarimiz sorulmayan sorulara ve hükümetlerin kendilerine sormadigi icraatlar hakkinda yaptiklari acik oturumlar, sempozyumlarla verdikleri kil kavli fetvalarla degerlerini yitirdiler ve yeni nesille aralarini actilar.

Halbuki bizim ikisinede ihtiyacimiz var. Arabca kilincin kirk adini bilen ancak müzede bagli duran kilinci görünce bayginlik geciren hocayada, elindekinin kilinc mi, sopa mi oldugunu bilmeyen, ama zulüm merkezlerinin bel kemigine vurmaya calişan gencimizede ihtiyacimiz var.

İkisinin bir araya getirip miknatislaşmalari saglamak gerekir.

Kirk yilda yetişen bu alimlerimizi bir cirpida atmakda dogru degil. Kelaynak kuşlari gibi görmekte dogru degil.

Bu delidolu gencligimizi mirasdan mahrum eder gibi reddetmek kötü isimler takmakda dogru degil.

Bozguna ugrayip daha cekilen ordu gibiyiz. Herbirimiz bir siginak bulmuşuz. Kipirdayan herşeyi düşman zannediyoruz.

İki kişimiz bir araya gelse bozgunnun günahini boynuna gecirecek birini ariyoruz.

“Alimler Allahin emin kullaridir”ortaya cikip kimligini ispat edip bu ümmeti Muhammed (S.A.V.)Kur´an ve sünnet etrafinda toplasinlar.(Sünnet Savunmasi ve Hadis Usulu, Sf. 3-7/Mahmut Toptaş)
 

Ali

Well-known member
Sp Kullanıcı
Katılım
14 Eyl 2017
Mesajlar
3,720
Tepkime puanı
1,735
SÜNNET

Sünnet : Yol, adet, gelenek manalarina gelir. İstilah olarak : Peygamber efendimizden sadir olan söz (kavl), davraniş (fiil) ve onay (takrir)lardir.

Böyle bir tarifin Kur´an´da olmadigini söyleyenler vardir. Söyledikleri dogrudur. Haccin, Namazin, Zekatin, Orucun tarifide yoktur Kur´ani Kerim. Ancak Kur´an ve sünnete vakif olmuş, o ikisiyle gezmiş, o ikisiyle yaşamiş, o ikisiyle uyumuş, o ikisini canina-kanina nakşetmiş sonradan toplum hayatina o ikisinin damgasini vurmuş ilmiyle amil zatlar Kur´an ve sünnet işiginda bu kelimelerin tariflerini yapmişlar.

Sünnetimden yüz ceviren benden degildir”(Buhari, K. Nikah, Bab. 1)buyuran efendimizin bu tür hadislerini toplayarak Kavli, fiili ve takriri sünnetlerini tesbit etmişler. Bu hadisini Efendimizin evine gelerek Namazini ve Orcununu azimsayan, aileleriyle olan ilişkisini cok sayarak hakkinda söylemiştir. Yani efendimizin sözleri bize kaynak oldugu gibi, zelle, unutma, uyku halinde olmayan ve kendisine özel olan fiilleri (davranişlari) dişindaki davranişlari bize delildir.

O en güzel örnekdir”(K.Kerim, Ahzab, 33/21, Mümtehine, 60/4-6)O Rasulullah´dir. Yani Allahin elcisidir. Elci, gönderenini temsil eder. Ancak Efendimiz kendi hadislerinin yazilmasini yasaklamiş. Onun icin “hadisler dilden dile dolaşirken tahrifata ugramiş”diyen iyi niyetli kardeşlerimize sorarim ; hadisler yazilmamişsa, dilden dile dolaşirken tahrifata ugramişsa, “Peygamber efendimiz kendi hadislerinin yazilmasini yasaklamiştir”sözünü nasil, söylersin? Sen orada degildin, orada olmadigina göre yasakladigini nereden, kimden ögrendin? Cevap hadis kitablarindan olacktir. Peki o hadis kitablarinda o kadar mütevatir, meşhur hadisleri kabul etmiyorsunda bu bir tek hadisi kabul ediyorsun. Yinede iyi niyetinden şüphe etmiyorum.

Evet önceleri Kur´an dan başka Bir şey yazilmiyordu.(Ebu Davud, K. İlim, bab, 3 Hadis. 3649)Daha sonralari ise sünnetinde yazilmasina müsaade edildi. Mesela Mekke´nin fethinde efendimizin hutbesini yazmak isteyen Ebu Şaha izin vermiştir.(Ebu Davud, K. İlim, bab, 3 Hadis. 3648, Tirmizi, Ebvabu İlim, Hadis. 2669)

Abdullah b. Amr Efendimize gelerek ya Rasulullah gazabli ve riza halindeki sözlerini yazayim mi? Diye sordugunda Efendimiz eliyle agzina işaret ederek “Yaz. Nefsim elinde olan Allaha yemin ederim ki buradan hakdan başka birşey cikmaz”(Ebu Davud, K İlim bab, 3 Hadis. 3646)buyurarak hem yazmasina izin vermiş hemde “O kendi hevasindan konuşmaz”(K. Kerim, Necm, 53/3)ayetine işaret etmiştir.

Efendimizin sagliginda hadislerinin yazilmasina başlanmiştir. Hatta Abdullah b. Amrin bir sandik dolusu yazdigini haber verir Ahmed b. Hanbel.(Müsned, Abmed b. Hanbel, 2/176)

Elimizdeki hadisler Kitabetten ziyade Rivayetle geldigi dogrudur. Kutubu Sitte (Buhari, Muslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbni Mace) sahiplerinin ücüncü asir Muhaddisi olduklarida dogrudur.

Burada müşteşrikler ve müşteşrik mantigi kullanan iyi niyetli kardeşlerimiz “Peygamberimizin bir sözü iki yüz elli sene dilden dile degişmeden nasil nakledilebilir? Mutlaka kariştirma veya eksiltme vardir derler. Bir insanin “Erzuruma varinca filana şöyle şöyle”diye uzun bir şey söylesen = Erzuruma varinca senin kelimeleri aynen ayni dizi icinde söyleyemez. Anladigini kendi dili icinde söyler. İşte hadislerde böyle olmuştur iddiasinda bulunurlar.

Mantiken dogru gibi görünen bu düşünce hakikatla vukuatla bagdaşmiyor. Bugün Türkiye´de milyonlarca insan İstiklal Marşi´nin ilk iki misrasini ezbere yanlişsiz okuyup yazabilir. Yazilişindan bu güne kadar altmiş sene gecmiştir. Ama İstiklal Marşi yazili olarak elimizde vardir denebilir. Yazili olarak var ama bir cogumuz dilden ögrenmiştir. Cok az yerde yazili olan “Üsküdara giderken”türküsünüde bilirler. Sahabe, Tabiin ve ondan sonra gelen Muhaddisler Kur´an ve sünneti korurken ve deger verirken İstiklal Marşininda, Üsküdar türküsününde üstünde deger vererek korumuşlardir. Okuma yazma bilmeyen anne veya babalarimiz ihlas suresini kirk sene hafizasinda taşidiktan sonra bize ezberletti kirk senedir bir taşiyoruz.
(Sünnet Savunmasi ve Hadis Usulu, Sf. 8-10/Mahmut Toptaş)
 
Üst