Tektaşım Hacerü'l Esved

Turan

Well-known member
Sp Kullanıcı
Katılım
30 Ocak 2017
Mesajlar
2,227
Tepkime puanı
197
Tektaşım Hacerü’l Esved

Her şey aynı… Apartmanlar aynı saçma balkonlardan oluşuyor. Aynı saçma pvc’ler ile kaplanıp içlerine önemli mi önemsiz mi olduğuna karar verilememiş nesneler konuluyor. Dairelerin kapı önlerinde aynı çöp kutuları var. Çöp kutularının içinde kurtlanmış şeyler yokmuş gibi yapalım diye kapılara aynı plastik çiçekler asılıyor. Kötü olanı düşünmeyelim, her şey daha şık olsun, ince ayrıntılar ilmik ilmiş işlensin… Ne güzel buna ben de bayılırım. Ama özellikle ilişkilerdeki devasa sorunların bir demet çiçekle, bir yüzükle, kırmızı mumla falan halledileceği sığlığından, kurtulmak gerekiyor artık. Kadına duygusal perspektiften yaklaşabilme becerisini; kapitalizmin kirli elleriyle şekillendirdiği ‘romantik objeler’ pazarından çıkarmak gerekiyor.

Herkes sevmek ve sevilmek ister. Aslında herkes sevmek ve sevilmek ister mi tam olarak emin değilim. İnsan belki de egosu gereği sadece sevilmek ister. Aşk, belki de bir sevilme isteğinden başka bir şey değildir. Bu yüzden bu sevilme arzusu gereği insanlar kendilerini sevdiğini söyleyenlerden fedakârlık beklerler. Eskiden töreye/sisteme karşı çıkış şeklinde olan, dağları deldiren, çöllere düşüren bu canı feda kılma arzusu; günümüzde kredi kartı limitlerini artırma, taksit seçenekleri ile geleceği ipotek altına alma şekline dönüşmüştür. Bir pırlanta yüzüğü kredi çekerek alan işçi genç de, bu yüzük olmadan kendini yarım hisseden kız da kadim çöp öğütücüsünün kulpuna takılmış bir plastik çiçek olarak evliliğe adım atmaktadırlar. “sevgi emek ister” diyen film repliğindeki ‘emek’ sömürüldükten sonra bitirilen şeydir artık. Siz evlenirsiniz sistem sömürür ve bitirir. Parmağınızdaki taşın yanına ekleyeceğiniz taşların derdindedir artık sistem. Korunaklı villaların duvarlarındaki taşların, avmlerin granit zeminlerinin, plazaların yükselen taş duvarlarının…

Öğretilmiş romantizm, algı kontrolü yapan kapitalizm ve bir değer kıskacında afallayan beyler. İslam dünyası hallaç pamuğu gibi savrulurken tektaşların, pırlantaların derdine düşen, kendi dünyasının temel taşlarını kaldırıp sağa sola fırlatan hanımlar. Cehennemin yakıtı insanlar ve taşlardır diyen ayet-i kerime iki yakamızdan tutup böylesine sarsıyorken bir kez daha düşünmek gerekiyor oysa. Taşlar diyor rabbimiz değerli ve değersiz diye ayırmıyor. Sevdiğimiz veya sevmediğimiz hangi taşın yakıtımız olacağını bilmiyoruz. Ömrümüzü ektiğimiz okey taşları, üzerinde amaçsızca gezindiğimiz kilitli parke taşları, vitrin camlarını yere indirenlerin ellerindeki taşlar, rızası olmayanların ellerinden despotça alınan bahçeli evlerin pekmez taşları, yerinden sökülerek zarar verilen kaldırım taşları ya da günahkâr olanların kendilerine atmayı asla düşünmedikleri taşlar… Kalbimizi kaplayan taşların bizi nerede beklediğini bilmiyoruz. Misal siz de benim gibi kalbinize döndüğünüzde bir taş ile karşılaşmaktan korkuyor musunuz? Kalbinize hiç dönüyor musunuz? Kalbinizle aranızdaki mesafeyi ölçüyor musunuz? Modern insanın “tektaş”ı kalbidir uzun zamandır diyebiliyor musunuz? Biz taşlaşmaya değil, taş işçisi olmaya geldik diyerek etrafınıza bakabiliyor musunuz?

Dediğim gibi her şey aynı. İnsanlar birbirleri ile aynı hizaya gelebilmek için can atıyorlar. Aynı ayakkabıyı giymek, aynı çiçeği almak, özel günlerde aynı mumu yakmak için dizilerden kotarılmış bir hayatı yaşamak istiyorlar. Gelmek istedikleri hizanın tek bir adı var oysa: tüketim… ve despotizmin onları yuvarlak içine alıp üzerlerine yazdığı tek bir isim var: müşteri.
Hüznün ve insanların inciticiliğinin tavan yaptığı geçtiğimiz günlerde kendi kendime “ben de tektaş istiyorum” dedim, hani şu paha biçilemez olan, dokunsam yeter, dokunamazsam her hacı gibi uzaktan selamlarım, o da yeter...
Onu selamlamak evimizi, sevgilimizi selamlamaktır çünkü. Onu selamlamak hüzünden, dertten uzaklaşmaktır, yaşamaya yeniden başlamaktır. İnsan gerçek evini, sevgili ile olan kavuşmasını, dağılan zerrelerinin birleşmesini o taşa dokunarak yeniden hatırlar. O taşı severek diğer taşları ve binaları hangi minval üzere sevebileceğinin pratiğini yapar insan. Kendi cennetini imar edemeyeceği taşları sevmeyi terk eder.

O taş, madem cennetten gelmiştir, madem üzerinde yârin izi, aşkın yüzü vardır bizim vatanımız da evimiz de kıymetlimiz de odur. Diğerleri sırta yük. Diğerleri insanların cehenneme götürmek için biriktirdikleri, kalplerinde tuttukları, kalplerinde tuttukça sirayetinden kurtulamadıkları taşlardır.

Ayşegül Genç/Yediiklim
 

Beste

Well-known member
Sp Kullanıcı
Katılım
10 Şub 2017
Mesajlar
1,818
Tepkime puanı
440
Çok anlamlı Allah râzi olsun abi.
 

Asi ve Mavi

Well-known member
Sp Kullanıcı
Katılım
29 Ocak 2017
Mesajlar
6,372
Tepkime puanı
1,126
Kapitalist sistemin Tek taşına karşıyım
 
Üst