• Allah, Talan edilen bahçeleri eski güzelliğine kavuşturmasıyla meşhurdur. LiyA🌺

Güneş Gecede Vardır...

Mizgin_TuRabii

Geceye Dair ..
Sp Kullanıcı
Katılım
31 Ocak 2017
Mesajlar
2,261
Tepkime puanı
4,440
Bir Selahaddin gelip, sabahı ilan edecektir!

Dünyanın dönmesi tabiidir; hayatın sürmesi için dünyanın da dönmesi gerekiyor. O dönüp durduğu için de güneş görmeyen yüzü karanlık kalır. Bir o yüzü bir bu yüzü karanlık olur.
Dünyanın dönmesi tabiidir; hayatın sürmesi için dünyanın da dönmesi gerekiyor. O dönüp durduğu için de güneş görmeyen yüzü karanlık kalır. Bir o yüzü bir bu yüzü karanlık olur. Dünya dümdüz olsaydı, hep güneş görür olacaktık. Gecenin karanlığına rağmen güneşin varlığı kati bir hakikattir. Dünya döndükçe geceyi yaşayanlar sabaha doğru giderler. Gecenin sonu sabahtır, güneşe bakan yüzdür. Güneş kadar parlak bir gerçektir bu. Böyle geldi, böyle bilindi. Gecenin bir saatinde, evinin penceresinden gökyüzünü seyreden birinin, her yer karanlık, hayat kapkaranlık demesi doğru değildir. Hayatın geceye rastlayan zamanı karanlıktır. Sırada ise gündüz vardır, aydınlık vardır. Gece ve karanlık ne kadar kaderse, ertesi günün aydınlığı da o kadar kaderdir. Çare yok, dünya dönecek. Geceye de çark yok, ALLAH'ın izniyle gündüze de! Bu bize, ALLAH'ın ve Resul'ünün vaadidir. Onların vaadi haktır.

İşte güneş!

Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem haber vermişti: 'İslam garip başladı, başladığı gibi yine garip olacaktır. Gariplere müjdeler olsun!' (Müslim, İman, 65)
Bu Peygamber sözü, helaki ve erimeyi haber vermiyor. Güneşi ve sabahı gösteriyor. Dünyanın döndüğünü hatırlatıyor. Dünyanın coğrafyası gibi; nasıl onun gecesi ve gündüzü varsa din de öyledir. Gecesi vardır, gündüzü vardır. Önce garip başladı. Kapkaranlık bir geceyle başladı din! Kimse önünü göremedi. Kimse gelecek göremedi. Tam bir geceyle başladılar. Sonra fetihler ardı ardına geldi. Putlar devrildi, şirk ezildi. Sabahın ışıklarıyla beraber aydınlandı dünya. Garipler sevindi. Taşlar altında ezilen Bilal, Kâbe'nin üzerinden en büyük sözü haykırdı. Din garip başladı, garip devam etmedi. Geceyle başladı, hep gece olmadı. Vakti saati gelince sabah oldu. Gariplik zaferle sonuçlandı. Ama kanun bu, yine gece geldi. Bir zaman bir gariplik daha yaşandı. Karanlık iyice çöktü. İlk günler gibi olmasa da garipler çoğaldı. Gariplik hükümran oldu. Sonra Salahaddinler geldi. Sabahı ilan ettiler. Gariplik gitti, zaferler geldi.
Devran döndü, gariplik çöktü. Sevinçli, fetihli günler geldi. Sekiz asır bekleyen Kostantiniye talebi bir delikanlının elinde gerçekleşti. Gariplik kalktı, ayaklar yerden kesildi, uçtu uçacak oldu eski garipler. O günün güneşi de gizlendi, gece bastı her yanı. Yine bir hüzün bir gariplik kuşattı bizi. Çare yok güneş ve dünya var oldukça, gece ebediyen hükümran olamaz. Bu hayatın esasına terstir. İlla gündüz gelecek, gariplik kalkacaktır. Gariplik kalksa da kalkmasa da garipler müjdelenmiştir.

Göz, dava ve zaman

Olaylara şehirlerden birinde oturan insanın gözüyle ve insan açısından bakılınca, bir şey anlamak da umutlanmak da mümkün değildir. Bir insanın ömrü ne, görme kapasitesi ne, idrak kapasitesi ne?
Bir bardağa okyanusu doldurmaktan zor bir istektir, olup bitenleri bir insan beynine doldurmak ve yerleştirmek!

Ya ALLAH'ın nazarıyla bakılınca?

O'nun için zaman mı var? Mekân mı var?

Dava, O'nun davası... O, diledi ve yaptı.

İnsanın üzerinden yürütülen ama insanın planı olmayan bir davayı, gözle, akılla kuşatmak yerine, aklı ve gözü yaratana teslim olmak en rahatıdır. O zaman, ölümün de zevki olur. Sıkıntının da anlamı olur. O zaman şeytan niçin yaratıldı, Yahudi neden var, o anlaşılır.
Kim neden garip, kim neden şımarık, o niye ezdi, bu niye ezildi o zaman anlaşılır.
Kış o zaman, bahardan daha değersiz olmaz. Gerekli bile olur.

O zaman cihadın azameti anlaşılır.

O zaman şehitliğin sırrı çözülür.

Uhud ve Hendek mücahidleri

Batıl ne kadar büyürse büyüsün, nereyi işgal ederse etsin Hakk'ın bir grup mücahidi muhakkak bulunacaktır. Batıl, asla Hakk'ın kökünü kazıyamayacaktır. Gece şartlarından ötürü, yolunu kaybedenler, karanlıktan korkup yorganının altına gizlenenler olsa da bir taife muhakkak bulunacaktır. Herkesin kaçtığı, karanlıktan korkup, eriyen mumlarının ışığına sığındığı bir zamanda karanlıklardan çekinmeyen, Uhud mücahidleri, Hendek mücahidleri gibi kendilerini ALLAH'a ve dine adamışlar bulunacaktır. Hakk belki azalacak, mevzi kaybedecek ama asla yok olmayacaktır. Gündüz sırası Hakk'a gelince de roller değişecek Hakk'ın sesi gür olacaktır. Kanun budur. Haber budur. Gariplerin müjdesi budur. Hayat bir geceden ibaret değildir.


İşte güneş!

Resulullah sallALLAHu aleyhi ve sellemin haberi kesindir. Kimse umudunu kesmesin. Kimse geceyi ebedi bilmesin. Kimse garipleri biter tükenir zannetmesin: 'Ümmetimden bir grup, ALLAH'ın dinini ayakta tutmaya devam edecektir. Yalanlayanlar ve aykırı davrananlar onlara bir zarar veremeyecektir. Kıyamet geldiğinde onlar bu durumda devam ediyor olacaklardır.' [Buharî, Tevhid, 29]

'Bu din, yıkılmadan ayakta kalacaktır. Kıyamet kopuncaya kadar da Müslümanlardan bir grup bu din için çarpışacaktır.' [Müslim, İmare, 172]

'Ümmetimden bir grup, Hak için cihada kıyamet gününe kadar devam ediyor olacaktır.' (Müslim, İmare, 172)

İşte güneş!

Sahabeden Ebu Ümame radıyALLAHu anh diyor ki: Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular: 'Ümmetimden bir grup dinde güçlü olmaya devam edeceklerdir. Güçlüklerle karşılaşsalar da düşmanlarını ezecekler, karşıtlarından etkilenmeyeceklerdir. ALLAH'ın kıyamet emri geldiğinde onlar bu halde olacaklardır.'
'Onlar nerededirler, Ya Resulullah?' diye sordular. Buyurdu ki:
'Beytülmakdis'de, Beytülmakdis'in eteklerinde.' (Ahmed bin Hanbel, 22676)
Güneş kadar büyük hakikattir bu

Kaçıp gidenler olacaktır. Korkanlar olacaktır. Etkilenenler, eriyenler olacaktır. Adı İslam toprağı olan pek çok yerde cihad 'ar' konusu olabilecektir.

Çok kale düşecek ama Beytülmakdis ve çevresi kalacaktır.

Cihadın son çekirdeği de olsa Kudüs ve etekleri, kıyamete kadar var olacaktır. En ateşli bölge, en umutlu bölge olarak var olmaya devam edecektir.

Mescid-i Aksa cami değildir

Bizim anladığımız manada, cenazelerimizi kaldırdığımız, avlusunda çocuklarımızın oyun oynadığı, ihtiyarların namaz kıldığı bir cami değildir Mescid-i Aksa! O bir simgedir. "Adem aleyhisselamdan beri gelen Peygamberlerin ve getirdikleri dinlerin tamamının el değiştirdiği, MUHAMMED aleyhisselama sancağı teslim ettikleri yerin simgesidir o. Orada, dinlerinin neshedilmesini istemeyenlerle, ALLAH'ın son dininin kaim olmasını isteyenlerin savaşı vardır. Güneş orada İslam'ın üzerine doğmuştur. Onun ışıklarını Müslümanlardan gölgelemeye çalışanların çırpınışlarıdır gördüklerimiz. Kudüs bir şehir değildir. O bir cephedir. Batılın odaklandığı ve bütün varlığını yığdığı bir cephedir. Batıl orayı kaybettiği gün tamamen yok olacaktır. Miracın oradan gerçekleşmesi ve enbiyanın MUHAMMED aleyhisselamın arkasında saf bağlamasının gereği tecelli etmiş olacaktır. O olmasın diye çırpınan batılın gayreti boşunadır. Kudüs ve eteklerinden cihadın izi silinmeyecektir. O cihad ilanı Mirac vakti yapılmıştı, kıyamete kadar da devam edecektir.


Gayet açık

Geceyi sürdürmek isteyenlerin bulunmasının nedeni gayet açıktır. Gariplerin vasıfları da gayet açıktır.
Aç kalan çocuklarına rağmen cihada adanmışların yüzündendir bunlar.

Onca ifsada ve teşvike rağmen hâlâ hanımları tesettürlü gezen, cephede bile tesettürünü açmayan, eşinin şehadetiyle iftihar eden, taziyecilerine 'ALLAH size de nasip etsin' diyen, çocuklarını silahla oynatıp, şehadet marşlarıyla eğiten mücahide kadınlar yüzündendir bunlar.

Arap ülkesi oldukları halde, Kur'an Arapçası konuşmamakta direnen bir kitleye rağmen, Kur'an Arapçası konuşmayı prensip edinen, konuşmalarına besmele ile hamd ve sena ile başlayanlar yüzündendir bunlar.
Bunlar, felçli haline rağmen, cihad aşkıyla yaşayan, zindanlarda erimeyen, sabah namazını cemaatle kılmayı bile ihmal etmeyen ve bir sabah namazını cemaatle eda ederken, üzerine atılan füzelerle Rabb'ine kavuşan o ihtiyar melek yüzündendir bunlar.
O ne yapabilir, ALLAH onu kıyamete kadar sürecek bir cihadın en canlı cephesine nöbete yerleştirmişse?
Bir nasip, bir seçilme meselesi bu!
Güneş kadar açık ve parlak bir hakikattir önümüzde duran.
Ölümden korksak, mallarımızdan, hanelerimizden ayrılmak istemesek, menfaatlerimize zarar veriyor olsa bile gerçek bu.
Arkadaşlarımızın, şirketimizin, cemaatimizin ilkelerine, ilişkilerine zarar veriyor diye güneşi mi inkâr edeceğiz?

Nureddin Yıldız Hocanın
08.01.2009 tarihindeki "Güneş Gece de Vardır" başlıklı Kudüs yazısı
 
Üst