• #EvdeKal TÜRKİYE


Övünmenin dayanılmaz cazibesi

SiyahSancakTaR

CEDDİ OSMANLI !...
Yönetici
Co-Admin
Katılım
17 Eyl 2017
Mesajlar
12,684
Tepkime puanı
3,132
Konum
PAYİTAHT...
Övünmek ne lezzetli bir besindir nefis için. Ve bu lezzetli besinden herkes bir pay alır. Hemen herkes kendinden bahsetmekten hoşlanır. Bu, bazen kendi üzerinden yapılan masum bir örneklendirmeyle olur, bazen direkt. Masum örneklendirmede, kişi güya yapılan işin, çalışmanın, hareketin, hizmetin nasıl olması gerektiğini anlatırken sözü, bir vesileyle kendi yaptıklarına ya da kendisi için kurulan metih cümlelerine getirir. Diğerleri bilsin ister: Nasıl başarılı olduğunu, ne kadar özveriyle hizmet ettiğini; ne kadar fazla ibadet ettiğini; ne çok iyilikte bulunduğunu; ne kadar sevilip takdir edildiğini; insanların kendisine nasıl hayran olduğunu göstermek ister, görünürdeki masumane anlatımlarıyla. İşi öğretmek, yapılan hizmetlerin ne durumda olduğunu bildirmek gibi de görülebilir gayesi. Ama gerçekte nefis, başkaları arasında fark edilmeyi, öne çıkmayı ister; övgü ve okşanma bekler.

Bu şekilde, yaptığımız iyi şeyler alkış bekleyen nefsimizin kendini gösterme çabasında zayi olur gider. Ne yazık ki hemen hiç kimse de bu tuzağa düşmekten kurtulamaz. Ancak kamil zatlar istisna. Kimin övülmeye layık olduğunu ancak Allah bilir. Fakat övgüye layık olanlar, kendilerini övmezler. Çünkü onlar asıl bilmesi gerekenin, her şeyini zaten anlatmadan bildiğinin “hakkal yakin” olarak şuuruna varmıştır. O nedenle kamil zatlar, “ben” demez. Onlar, “ben”i, “biz”in içinde eritir. Hatta onlar kendi isimlerini başka bir ismin arkasına gizler.

ÖVÜNMEK İSTEYENE SEBEP ÇOK

Kimi farklı bir kişilik olduğunu anlatmak için, farklı uğraşlarını sayıp dökerek övünür. Kimi kendini eleştirerek övgü bekler. Kendini yerden yere vurduktan sonra dinleyenin, “Estağfirullah, yok canım, siz şöyle iyisiniz, böyle şeyler yaptınız” övgülerini bekler. Kendini eleştirmiştir ya, artık kendisi hakkında güzel birkaç cümleyi duymayı hak etmiştir. Kimileri de kendini övmeye bir girizgah olarak “Hani övünmek gibi olmasın ama şöyleyim…” sözünü kullanır. Bunlar da güya alçakgönüllü görünmeye çalışır. Yaptığı övünmeyi hoş göstermek ister. Çaktırmadan kendini övmeyi henüz öğrenememişlerin övünme biçimidir bu.

Hasılı övünecek bir şey bulma noktasında kimse sıkıntı çekmez: O kadar ki eksik ve kusurlarıyla övünenler bile mevcut. Bu tarz kişiler kusurlarını bir nevi farklı olduklarını göstermek için övünç kaynağı yapar adeta. Mesela şöyle diyenleri duymuşsunuzdur: “Dengesiz biriyim, uçlarda gezerim”, “Çabuk öfkelenen biriyim”, “Sinirlenince avazım çıktığı kadar bağırırım, kırar dökerim”, “Kimse yanıma yaklaşamaz”, “Millet benimle konuşmaya çekinir”.

Kimileriyse kendi aldatmaca dünyalarına başkalarını da övünçle davet eder; hiç denecek bir başarıyı bire on katarak ballandıra ballandıra anlatır. Bir ballandırılmış anlatıya bir de neticeye bakar, şaşar kalırsınız. Kimilerini de duyarsınız; artık yapmadığı hep geçmişteki işleri, iyilikleri anlatmakla meşguldür. Böylece bu gününü de değerlendirdiğini sanır. Bunlar adeta geçmişe kendini kilitlemiştir. “O iyiliklerimi döndürüp döndürüp anlatacağıma, kalkıp bari bir iki iyi iş de şimdi yapayım” demez.

Bir de övünme aracı olarak kullandığımız aslında çok da sıkı uygulayıcısı olmadığımız çeşitli kurum, grup üyeliği halleri mevcut. Onlar dilimizde, gönlümüzde olup da pratiğimizde olmayabiliyor. Fakat sıra anlatmaya, onlarla övünmeye gelince sözü kimselere bırakmıyoruz.

Kimileri de malıyla, ailesiyle, çocuğunun/eşinin başarısı ya da ahlakıyla, ilmiyle, güzelliğiyle, aklıyla, hitabetiyle, fedakarlıklarıyla övünür. Liste uzar gider. Velhasıl, muhakkak herkesin illa kendi üzerinde hoşuna giden dillendireceği bir özelliği vardır var olmasına da önemli olan, onun karşısında sergileyeceği tavırdır: Bu özelliklerimizi allayıp pullayıp gözlere fark etsinler arzusuyla sunacak mıyız, yoksa üzerimize düşen her neyse o işi, o özelliklerle sessiz sedasız yapmakla mı yetineceğiz, bilen bilir felsefesiyle?

KENDİNİ ÖVÜYORSUN DA BANA NE YAPTIĞININ FARKINDA MISIN?

Bir de şöyle bakmak lazım: Acaba kendimi överek karşımdaki insan için ne gibi bir yarar sağlıyorum? Onu nasıl bir his kaplıyor: İyiliğe sevk mi, kıskaçlık mı, yoksa küçümseme mi? Her şey bir yana karşınızdaki kişi, sizin kadar yetenekli ya da sizin imkanlarınıza sahip biri değilse suç onun mu? Kendi çabası olmadan sırf Allah’ın lütfettiği özellikleriyle övünmek ne acı! Ne soyumuzu biz seçiyoruz, ne ırkımızı, ne dilimizi, ne bedenimizi, ne zeka seviyemizi, ne yeteneklerimizi. Bir çadırda doğabilirdik ya da Afrika’daki bir yamyam kabilesinde. Allah aklımızı, servetimizi, makamımızı, çocuğumuzu, güzelliğimizi, yeteneğimizi, sağlığımızı alıverse, onları tekrar bize kim verebilir? Allah’ın bize verdikleriyle, O’nun kullarına çalım satmak da neyin nesi? Bu bir nevi başkasının malıyla caka satmaya benziyor. Malın asıl sahibi, kendisine ait malla caka satılmasından hoşlanır mı acaba?

Diğer yandan insanlar, devamlı kendini övüp, ispatlamaya çalışanlara antipati duyar. “Kendini öveni at kaç” diyor atalar da. Hiç kimse karşısında övünüp duran birine sevgiyle bakmaz. Kişi kendini överken bilinçli ya da bilinçsiz aynı zamanda başkalarını da aşağılar. İçinde, “Ben yapabiliyorum, başkaları benim kadar iyi yapamıyor” iması saklıdır övünmenin. Övünen kendini överken, diğer yandan başkalarının da hatalarını, eksiklerini sayar.

Kişinin kendisini övmesi onun hem Allah indinde, hem de insanlar nezdinde değerini düşürür. Övünmek ancak Allah’a yakışır. O’ndan başka kim o elbiseyi giymeye kalkarsa bu o kişiyi küçük düşürmekten başka bir işe yaramaz. Ahiret hesabı ise cabası. Yine farkında olmadan korktuğumuz şeye neden oluyoruz övünmekle; değersiz olmak, küçümsenmek, yalnızlaşmak. Aslında belki de içimizdeki komplekslerimizi kendimizi överek yok etmeye çalışıyoruz. Kim bilir?


Rabia SULUK
 

Minerva

Aşkperest
Sp Kullanıcı
Katılım
27 Şub 2017
Mesajlar
423
Tepkime puanı
52
Cevap: övünmenin dayanılmaz cazibesi

Bana göre övünmek cazip değil tam tersi utanç verici bir şey,övüldüğüm zaman gibi hicap duyarım nerde kaldı övünmek.
 

EfuL!m

HüZün'Gâh
Sp Kullanıcı
Katılım
8 Mar 2017
Mesajlar
2,866
Tepkime puanı
201
Cevap: övünmenin dayanılmaz cazibesi

Övülmekten hiç haz almadığım gibi övünmekten ALLAH'a sığınırım tevazu sart KaHvE
 

İklil

El-hasılü lil- Kalbi
Yönetici
Administrator
Katılım
20 Şub 2017
Mesajlar
3,661
Tepkime puanı
3,654
“Ne diye böbürlenip büyükleniyorsun. Doğumun bir damla su, ölümün bir avuç toprak değil mi?” Şems-i Tebrizi
 

sükutu-ezber

Hiç'liğini bil
Yönetici
Editör
Katılım
11 Şub 2017
Mesajlar
5,437
Tepkime puanı
3,141
Kötü bir haslet bazen öyle kendime bakarım yoklarım,,
Arka planda kalmayı çok severim
İnsanların insanları çok övmesi bilmiyorum nereye kadar iyilik yapayım derken nefsini ve nefsimizin kabarmasına sebep olmamak lazım,

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur
Birini öveceğiniz zaman bir avuç toprak alıp yüzüne atın

Belki de insanların kibirlenmesine engel olmak içindir,,,
 
Üst