Profesör Wilhelm Salomon-Calvi’yi Hatırlamak

Qasem

Well-known member
Sp Kullanıcı
Katılım
18 Şub 2017
Mesajlar
3,844
Tepkime puanı
347
Yıldıray Oğur yazısında, 1934’de Nazilerden kaçıp Ankara’ya gelerek burada jeoloji alanında çalışan profesör Wilhelm Salomon-Calvi’nin deprem öncesi önerilerini hatırlatıyor.



KARAR / Yıldıray*Oğur*

Bay Solomon’u Hatırlamak...*

27 Ocak 1945 günü SSCB’nin Kızıl Ordusu Polonya’nın Krakow şehri yakınlarındaki Nazi konsantrasyon kampı*Auschwitz’e*girdi.**

Ve böylece bütün dünya soykırım gerçeğiyle yüzleşti.**

Daha sonra yapılan tespitlere göre sadece*Auschwitz’de*1942’den itibaren üç yılda*1.1*milyon insan öldürülmüştü. Bunların büyük çoğunluğu Nazilerin Avrupa’dan trenlerle taşıdığı Yahudilerdi. Kurbanların arasında ‘ari ırkı’ bozduklarını düşünülen Çingeneler, eşcinseller de vardı.*

Bu yıl 75’inci yıldönümü için kurbanlar*Auschwitz’de*düzenlenen anma töreninde anıldı.*

1933’de Almanya’da iktidara gelen Naziler, 1942 yılında Nihai Çözüm yani Yahudi soykırımı kararını alana kadar adım adım ilerlemişlerdi.*

İktidara geldiklerinin üçüncü ayında Yahudi işyerlerine boykot hareketini başlatmışlar, 7 Nisan 1933’de de Yahudilerin memur olmasını yasaklayan “Devlet Memuriyetinin Meslek Olarak İfasına Yeniden Dönüş*Yasası”nı*çıkarmışlardı.*

Bu yasayla işini kaybedenlerden biri de 37 yıldır*Heidelberg*Üniversitesi’nde ders veren 67 yaşındaki jeoloji Profesörü Wilhelm*Salomon-Calvi’ydi.**

Heidelberg’in*meşhur termal su kaynağının da*kaşifi*olan profesör, kısa bir süre sonra Alman vatandaşlığından da çıkarıldı.*

67 yaşındaydı, 20 yıl önce eşini kaybetmiş, bir daha da evlenmemişti. Nereye gidecekti?**

Almanya’daki binlerce Yahudi, komşu Avrupa ülkelerine kaçmıştı.**

İsviçre’ye iltica etmiş tıp profesörü*Philipp*Schwartz’ın*kurduğu “Yurtdışındaki Alman Bilim Adamlarına Yardım Cemiyeti”, işsiz kalan Yahudi ilim adamlarına başka ülkelerde iş buluyordu.**

1933’de Türkiye’de de hükümet eskimiş olduğunu düşündüğü*Darülfünun’u*kapatıp, yerine yeni bir üniversite kurmak için çalışmalar başlatmıştı.**

Prof.*Schwartz*ile Türkiye*Milli*Eğitim Bakanlığı ile arasında yapılan anlaşmayla Nazilerin kovduğu 82 Yahudi bilim insanının Türkiye’deki üniversitelerde çalışabilmesinin yolu açıldı.**

O 82 bilim insanından biri de 67 yaşındaki Profesör Wilhelm*Salomon-Calvi*oldu.***

1934 yılında daha önce hiç bilmediği Ankara’ya geldi.*

Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne bağlı Tabii İlimler Fakültesi bünyesinde bulunan Jeoloji Enstitüsü’nün başına geçti.**

Uzun sakalları, ütüsüz pantolonu, dizlerine kadar inen gömleğiyle derbeder görünen bu yaşlı profesörün gelir gelmez ilk işi Türkiye’yi dolaşmak oldu.**

1936 yılında yayınladığı “Türkiye Cumhuriyetinde*Jeolojik Görünümler” kitabının girişinde söylediğine göre 1 yıl içinde Anadolu ve Ege’de 13 bin kilometre yol kat etmişti.**

Türkiye’yi adım adım dolaşmış, kimsenin gitmediği dağlara tırmanmış, vadilerden geçmişti.**

Peribacalarını ilk o fark etmiş, Ankara için su kaynakları keşfetmiş ve projeler geliştirmiş, 1936 yılında Başbakan İsmet İnönü’ye “Türkiye Cumhuriyeti Jeoloji Kurumu Organizasyonunun Bir Zaruret Olduğunu Gösteren Esaslar” başlıklı bir rapor sunarak Türkiye’de sadece jeolojik araştırmalar yapan bir kurum kurulmasını teklif etmişti.*

Bu teklifi üzerine 1936 yılında çalışmaları yürütmek için Tarım Bakanlığı bünyesinde görevlendirildi. Fakat istediği kurum kurulamadı. Bunun üzerinde 1939 yılında yeni kurulmuş Maden Tektik Arama Enstitüsü’nde jeolog olarak göreve başladı.**

Anadolu ve Ege’deki gezileri ve araştırmaları sırasında Türkiye’nin çok acil bir meselesi olduğunu keşfetmişti; Türkiye’nin şehirleri fay hatları üzerine kuruluydu.* Ve bu şehirlerdeki yapılaşma depremlerde yerle bir olabilirdi.***

MTA’daki çalışmalarını deprem üzerine yoğunlaştırdı.**

Hatta bu sırada kendisine teklif edilen ülkenin en prestijli akademik kurumu olan İstanbul Üniversitesi’ndeki Jeoloji Kürsüsü başkanlığını MTA’daki araştırmalarını gerekçe göstererek reddetmişti.***

Nihayet 22 Ocak 1939’da deprem ve depreme karşı alınacak önlemler üzerine bir kanun tasarısını ve raporunu (“Yer sarsıntıları hakkında bir kanun kabulüne müteallik layiha ve yer sarsıntılarından mütevellit zararlarını tenkisine ait kanun projesi”)* hazırlayarak*hükümete sundu.*

Hazırladığı kanun tasarısında Türkiye’deki 17 birinci derecedeki deprem bölgesini ve bu deprem bölgelerinde depremin zararlarına karşı alınacak tedbirleri anlatmıştı.**

O bölgelerden biri de Erzincan’dı.**

Ama geç kalmıştı. Teklifi sunduğu 1939’un son günlerinde Erzincan büyük bir depremle yıkıldı. 40 bin insan enkaz altına can verdi.**

Ankara’da nihayet yaşlı profesörün uyarılarının değeri anlaşılmıştı.**

Artık 70 yaşına basmış olan Prof.*Salomon-Calvi, Erzincan deprem bölgesini gezdi, oturup geniş bir rapor daha hazırladı.**

1940 tarihli “Türkiye’deki* Zelzelelere*Müteallik*Etüdler” adlı raporu okuyanlardan biri de o sırada Sanayi İşleri Tektik Dairesi başkanı olan Şevket Süreyya Aydemir’di.***

Aydemir daha sonra yazdığı bir yazıda raporu okuduğunda hissettiklerini şöyle anlatmıştı: “Okudum ve irkildim.**Salomon*Kalvi*gerçek bir bilgindi. Raporunda halkın hayatından sorumlu olanların uykularını kaçıracak bilgiler, uyarılar vardı...”*

Prof.*Salomon-Calvi*raporunda şöyle diyordu:**

“İstikbalde zelzele*hasaratını*azaltmak arzu edildiği takdirde, birinci derecede ehemmiyeti haiz zelzele mıntıkaları için bir kanun kabul edilerek binaların inşası, temellerin*intihabı,* tesis*ve imar edilecek mevkilerin seçilmesi hususunda tedbirler ittihazı*icab*eder. Bu meyanda zelzelelere maruz Japonya, İtalya, Kaliforniya ve Güney Amerika’nın batı kısımları gibi memleketlerde elde edilen tecrübeleri nazari itibara almak ve bunları Türkiye’nin hususi jeolojik, iklim ve iktisadi vaziyetlerine intibak ettirmek lüzumlu olacaktır.”*

Ankara bu kez profesörün önerilerini uygulamaya geçirmekte kararlı gözüküyordu.* Şevket Süreyya’nın başında olduğu daire, Bayındırlık Bakanlığı ile anlaşarak, bütün şehir planlarının ve sanayi bölgesi taslak planlarının bu rapordaki önerilere göre hazırlanmak üzere kendilerinin onayından geçmesini sağlamıştı.**

1940 yılında yazdığı bir makalede Prof.*Salomon*da bu kez ümitli görünüyordu:*

“Salâhiyettar makamlar ileride vuku mümkün zayiatı önlemek üzere lazım gelen tedbirleri almaya karar vermiş bulunmaktadırlar."*

Ama yaşlı profesörün ömrü, deprem için hazırladığı önlemlerin hayata geçirilip geçirilmediğini görmeye yetmedi.**

15 Temmuz 1941 günü Ankara’da hayatını kaybetti.**

Kendisini Türkiye’ye adamış profesör, Nazilerin savaş meydanında zafere yürüdüğü ve Ankara’ya da Türkiye’ye sığınmış Alman Yahudilerinin kovulması için baskı yaptığı günlerde hükümet yetkililerinin de katıldığı bir cenazeyle hala mezarının bulunduğu Cebeci Asri mezarlığında toprağa verildi.*

Onun ölümünden sonra, Türkiye pek çok büyük deprem meydana geldi ve bu depremlerde binlerce insan yine enkazlar altında kalarak hayatını kaybetti.**

Prof.*Salomon-Calvi’nin*raporları, önerileri hatta adı bile unutuldu.**

1971 yılında yine bir depremin ardından adını tekrar hatırlatansa Şevket Süreyya Aydemir oldu.**

Artık ünlü bir yazar olan Aydemir, Cumhuriyet gazetesinde yazdığı köşe yazısında profesörü anlattıktan sonra 1940’da okuduğunda irkildiği deprem raporundaki bir bölümü hatırlattı:*

“Bu rapor devlette vardır. Bunlardan parçalar naklederek, bugün en tehlikeli sahalarda yerleşmiş olan bütün vatandaşlarımızı tedirgin etmek istemem. Ama*Salomon*Kalvi’nin*o kadar açık, o kadar kesin olarak üstünde durduğu bir bölge veya şehir üzerinde bir şeyler yazmaktan kendimi alamayacağım. Çünkü bu bölge ve şehirden her geçişimde, bir taraftan*Salomon*Kalvi’yi*hatırlarım bir taraftan da oradaki gamsız, gözü kapalı ve sahipsiz yerleşme hareketine bakarak ürperirim. Tanrı saklasın. Fakat Tanrı da evvela tedbirinizi alın demiştir herhalde. Bu bölge İzmit bölgesidir. Bu şehir İzmit şehridir.”*

Salomon*Calvi’nin*1940’larda yerleşim yapılmaması için uyardığı, 1971’de gördüğü yerleşimler karşısında Şevket Süreyya’yı ürperten İzmit’te kıyamet 1999’da koptu.*

1999 depreminden bu yana artık depremle ilgili bilmediğimiz*hiç bir*şey yok.**

Türkiye’nin yetişmiş jeologları, deprem bilimcileri var, tehlikenin ne olduğu ve hangi tedbirlerin alınması gerektiği de herkesin malumu.**

Ama profesörün 1940’da söylediği*“Salâhiyettar makamlar ileride vuku mümkün zayiatı önlemek üzere lazım gelen tedbirleri almaya karar vermiş bulunmaktadırlar"* cümlesinin*gereği hala yerine getirilmedi.*

75’inci yıldönümünde*Auschwitz’de*yaşanan büyük insanlık suçu dünyanın her yerinde “hatırlıyoruz” sloganıyla anılıyor.**

Biz de bu yıldönümünde, 1934’de Nazilerden kaçıp Ankara’ya gelerek*Auschwitz’e*gönderilmekten kurtulan ve ömrünün son yıllarını yüzbinlerce insanın hayatını kurtarmak için Türkiye’yi depreme karşı uyarmaya adayan profesör Wilhelm*Salomon-Calvi’yi*hatırlayabiliriz.*

80 yıl sonra hala Ankara Cebeci’deki mezarında o uyarıların gereğinin yerine getirilmesini bekliyor.*



Sevgi Platformu / Qasem
 
Üst