• Kalbini en güzel koruyan kimdir..? Diye sordular ... ''Diline en çok hâkim olandır.. '' (aLbina)

Sosyal Medyanın Doğurduğu Anneler!

NoktA

Aktif Üye
Sp Kullanıcı
Katılım
21 Mar 2017
Mesajlar
4,536
Tepkime puanı
379
Sosyal Medyanın Doğurduğu Anneler!






Bir yandan mükemmel anne profili çizen kadınlar, diğer tarafta onlara yetişmeye çalışırken dökülüp dağılan anneler, çocuklar, aileler... Nihayet dergisi, yeni sayısında 'Çocuk yetiştirmek bu kadar zor mu?' diye soruyor. Seda Şennik Ateş derginin bu sayısına değindi.


Bir zamanlar evli ve çocuk sahibi olmak, kariyer için engelden başka bir şey değildi. Köprünün altından çok sular geçti; hem işini hem evliliğini en iyi şekilde yürütüp bir de üstüne mükemmel çocuğu yetiştirmek yeni moda. Popüler kültürün dillere dolanan “evli, mutlu, çocuklu” şarkısı ünlülerden başlayarak tüm sosyo-kültürel tabakalara yerleşti. Podyumların aranan mankenleri de, sahnelerin parlayan yıldızları da (!) artık çocuk sahibi, hem de çok iyi birer anneler! Bir yandan mükemmel anne profili çizen kadınlar, diğer tarafta onlara yetişmeye çalışırken dökülüp dağılan anneler, çocuklar, aileler...Nihayet dergisi, Nisan 2017 tarihli 28. sayısında “Çocuk yetiştirmek bu kadar zor mu?” diye soruyor.Sosyal medyanın ünlü annelerine kalırsa çok basit! Nazife Şişman, “Anneliğin Tarihi”ni Türk toplumu üzerinden anlattığı yazısında bir çırpıda özetliyor genç annelerin içinde bulunduğu durumu: “Günümüzde şehirde yaşayan kadın, doğum ve taze bebeğe bakım pratiğini bir önceki kuşaktan devralmadığı için kendini tümüyle uzmanların eline bırakmak zorunda kalıyor. Ya da kuşağının sosyal medyadaki çarpık temsilini mihmandar olarak kabul ediyor. Bir tarafta abartılmış risk algıları, şöyle yaparsan böyle olur uyarıları, diğer tarafta uygulaması neredeyse imkânsız bir ‘yap’lar, ‘yapmalar’ listesi... Bu taleplerin bir boyutu son iki yüzyılda gelişen doğumun ve bebek/ çocuk bakımının bilimselleşmesi ile ilgili. Önemli bir kısmı ise sosyal medyanın ivme kazandırdığı ve tüketim kültürünün beslediği yeni bir ‘annelik kültürü’nün ortaya çıkışı ile bilimsel anneliğin doğmuş olması...”

Annelik bir nevi kadının yeni “mesleği” olduİlk olarak 1995’te New York Üniversitesi’nden Profesör Rima D. Apple tarafından kullanılan “bilimsel annelik”, kadının annelik tarihindeki yolculuğunun değişen ilk adımı denebilir. Ebeveynlerden aktarılarak süren annelik bu süreçten sonra uzmanların desteği ile profesyonel anne olmaya devşirilmeye başladı. Sağlıktan beslenmeye, uyku eğitiminden zihinsel gelişimine dek annelik bir nevi kadının yeni mesleği oldu. Geçmiş zaman anneliğinde evdeki babaanneler, anneanneler, dedeler anneye destek olmak noktasında büyük rol üstlenirken bugün ebeveynlerin anne babalık bilgisi yeni anneler için kabul görmüyor. Bu da aslında anneyi yalnızlaştırıyor. Çocuğunun her şeyi ile tek başına ilgilenen anne, aynı zamanda sosyal yaşantısını da sürdürmeye çalışıyor. İş hayatı, ev sorumluğu, çocuk bakımına bir de sosyal medyanın meşhur annelerinin ona dayattığı görevler ekleniyor.



Dergi son zamanlarda çok popüler olan bu yeni iş alanına da Kübra Kuruali Yaşar’ın yazısı ile dikkat çekiyor. “Son Yılların En Moda Filmi Annelik” başlıklı yazısında Yaşar, sosyal medyanın blogger annelerini anlatıyor. Yazı, önceleri kendi deneyimlerini paylaşarak başladıkları günlerden bugüne, blogger annelerin, zamanla birer film kahramanına ya da reklam yıldızına nasıl dönüştüğünü anlamak açısından önemli bir ipucu veriyor.

Bir “mahalle serüvenleri” artık yokDeğişen yalnızca ebeveynlerin tutumu değil; teknoloji ile birlikte çocukların da sosyalleşme algısı farklılaştı. Yeni nesil çocukların sabahtan başlayan ve akşam ezanına dek süren mahalle serüveni artık yok. Münire Daniş, “Çocuk(la) Olmak” başlıklı yazısında bu meseleyi şu sözlerle özetliyor: “Çok değil yarım asır öncesinde sosyal hayatın sınırları bir mahallenin ötesine geçmezdi. Ne internet ne televizyon ne de tüketme alışkanlığı vardı hayatımızda.. (..) Mahallenin, komşuların, oyun alanlarının, ağaçların, sokak hayvanlarının gözlemleme olanağının kaybedildiği; kreşlere, bakıcılara, ekranlara AVM koridorlarına mahkum edilmiş bir çocukluğun peşini bırakmayan anıları olabilir mi?”

Kayıp nesil: Suriyeli çocuklar
Yeni nesil anneler çocuklarına ne kadar yeterli olup olmadıklarını sorgulayadursun 6 yıldan bu yana gözlerimiz önünde eriyip giden bir başka nesil var: Suriyeli çocuklar...Trafikte arabamızın camlarını silerken ya da cami avlularında çıplak ayaklarla gezerken şahit olduğumuz bu çocuklar geleceğin kayıp nesli olarak yıllar sonra karşılaşacağımız sorunların birer filizi aslında...Öncelikleri yaşamlarını sürdürüp, karınlarını doyurmak... Ancak içlerinden şanslı olanlar Türkiye’de yaşayan Suriyeli eğitmenlerin Suriye müfredatına uygun olarak ders verdiği Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetimindeki geçici eğitim merkezlerine devam ediyor.Derginin sayfalarını çevirdikçe çocuk olmanın geçmişte mi yoksa bugün mü daha zor olduğu noktasında kararsız kalabilirsiniz. Zira Antik Yunan’da ailelerin çocuklarını terk etme hakkının olduğunu, eğitime aşırı önem veren Aztekler’in çocuklarına kaktüs dikenleri ile işkence yaptığını, biraz daha ilerleyen dönemlerde Ortaçağ Avrupa’sındaki sınıf ayrılıklarında çocukların maruz kaldıklarını derginin sayfaları arasında okumanız mümkün...Bu noktada İslam’da çocuğun yerini hatırlamakta fayda var. Peygamber Efendimiz“Çocuklarınızın oyunlarına katılınız zira onların oyun arkadaşları meleklerdir” diyor. Yine başka bir hadis-i şerif’te “Çocuklarınızı bol bol öpünüz” buyuruyor. Bu iki hadis aslında çocuklarımıza nasıl davranacağımız konusunda yolumuza ışık tutuyor. Sevgi, merhamet ve oyun...

Seda Şennik Ateş


Sosyal Medyanın Doğurduğu Anneler! | Dergi | Dünya Bizim
 
Üst