• Allah, Talan edilen bahçeleri eski güzelliğine kavuşturmasıyla meşhurdur. LiyA🌺

Uçacak olan uçar

Turan

Aktif Üye
Sp Kullanıcı
Katılım
30 Ocak 2017
Mesajlar
2,210
Tepkime puanı
242
Uçacak olan uçar, düşecek olan düşer!

Cemreler birbiri ardına düşüyor. Güneş yüzünü gösterdi. Dalların uçlarına hayat çoktan geldi. Bademler çiçeklenmeye başladı. Hoş, Mart her an bir soğuk sürpriz yapabilir. Sever böyle sürprizleri... Dün önümden yürüyen birkaç genç endişeliydi. 'Bir kar yağarsa hepsini yakar' dedi içlerinden birisi. Diğerleri de ona katıldılar. Ben de katıldım hatta endişelerine içimden. Ağaçlar bunca yılın bilgeliğiyle biliyor olmalılar bu tehlikeyi. Ama yine de hakim olamıyorlar işte tomurcuklarını vakitsizce patlatıp çıkan uçarı çiçeklerine. Böyle hayat, herkesin bir kaderi var. Açacak olan açar. Kanacak olan kanar. Yanacak olan yanar.

Öksüren, aksıran bir sürü insan var etrafta. Onlar da kanmışlar belli ki... Güneşi gören açılıyor. Kışın sonu, başından daha tehlikeli... İnsanların içlerinde bahar için sabırsızlanan bir şeyler var. Kanatlanma telaşındaki yavru kuşlar gibi...

Yavru kuşlar bu zorlu tecrübeyi en fazla birkaç gün yaşıyor, sonra kahir ekseriyeti bu ağır badireden alnının akıyla çıkarak gökyüzü şenliğine katılıyor. Düşen kalan, kurda kuşa yem olan yok değil. Ama pek azı öyle... Dedik ya hayat böyle, uçacak olan uçar, düşecek olan düşer.

Uçanlara seviniyoruz, düşenlere üzülüyoruz. Açanlara seviniyoruz, yananlara üzülüyoruz. Böyleyiz biz, insanız. Her şeye sadece bir yüzünden bakıyoruz. Kaderin hikayesi bundan çok daha fazlasını anlatıyor. Uçanın da bir nasibi var, düşenin de. Açanın da yananın da. Bir canın nasibinin kesildiği yerde bir başkasınınki başlıyor. Görülmeyen ipliklerle canlar canlara, nasipler nasiplere, hikayeler hikayelere bağlanıyor. Düğümlenmiş olan çözülüyor, çözülmüş olan düğümleniyor. Düz giden düz gidiyor, uz giden uz gidiyor. Yolu biten duruyor, yol gitmeye devam ediyor. Biz her şeyin görebildiğimiz kadarını görüyor, anlayabildiğimiz kadar anlıyoruz. Enimiz boyumuz kadar... Etimiz budumuz kadar... Aklımız, izanımız kadar...

Kuş yavrularının gözlerini açıp hemen uçmaya teşebbüs etmesinde şaşırtacak bir şey yok. Çünkü onlar kanatlarının farkında olarak doğuyor. Uçmak, yükseklere çıkmak, maviliklerde süzülmek için doğuyorlar. İnsanların kanatları yok. Uçabilmek için gözlerini kapatmaları, içlerinde, önce kopkoyu kara, sonra biraz daha açık kara, daha sonra neredeyse karamavi bir alemde habire kanat çırpmaları, çırpmaları, çırpmaları gerekiyor. Var mı başaran, Allah bilir!

Cemre havaya, suya ve toprağa düşüyor. İnsana cemre düşmez mi peki? Neden düşmesin! İnsana cemre düşer. Kalbine bir güzellik, ılık bir bahar müjdesi, pırıl pırıl bir çiğ damlası... Hem sadece cemre düşmez, bahar da gelir. Dalların ucunda önce hafiften bir karıncalanma, ardından kaygıya benzer bir tereddüt, sonra tevekkül, en son pıt pıt pıt patlar tomurcuklar, açar dünyanın en güzel çiçekleri dünyaya gözlerini.

Hayat böyle, kader! Açacak olan açar, yanacak olan yanar. Mesele vakitli vakitsiz cemreye durmakta, bahara kulak vermekte, bir yavru kuş gibi acemi bir aşkla habire kanat çırpmakta... Sonra varsın uçacak olan uçsun, düşecek olan düşsün, nasibi olan yürüsün, nasibi kesilen dursun. Kader, bilmediğimiz yerlerden bilmediğimiz hayırlar devşirerek hakikatin akıl almaz ağını örsün/Gökhan ÖZCAN
 

Beste

Aktif Üye
Sp Kullanıcı
Katılım
10 Şub 2017
Mesajlar
1,747
Tepkime puanı
488
Allah râzi olsun abi
 

Asi ve Mavi

Aktif Üye
Sp Kullanıcı
Katılım
29 Ocak 2017
Mesajlar
6,215
Tepkime puanı
1,195
Çok beğendim bu yazıyı
Gönlüne Cemre düşenlere selam olsun
 
Üst